Anasayfa / HAMiLELiK BiLGiLERi / Tüp bebek hakkında sıkça sorulan sorular

Tüp bebek hakkında sıkça sorulan sorular

Bebeğimiz sağlıklı olacak mı?

Bebek sahibi olmak isteyen tüm çiftlerin düşlerinde sağlıklı bir çocuk vardır. Tüp bebek tedavisi sonrası doğan bebeklerde yapılan araştırmalar doğumsal anomali oranının artmadığını göstermektedir.

 Bebeğimiz genetik bir hastalık için risk altında mı?

Merkezimizde genetik hastalıklara tanı koymaya yönelik verilen genetik danışma, risk artışı konusunda sizi bilgilendirecektir.

    • Belli bir hastalık için riskli olduğu düşünülen gebelere doğum öncesinde çeşitli testler uygulanabilir. Koriyon villus biyopsisi, amniyosentez ve kordosentez gibi girişimlerle elde edilen bebeğe ait dokularda, olası hastalığın araştırılmasına yönelik moleküler ( DNA analizleri ), sitogenetik ( kromozom analizleri ) ve biyokimyasal ( enzim ve hormon analizleri ) testler yapılabilir. Ayrıca bebeğin iç ve dış organlarındaki anomalileri saptamaya yönelik olarak gebeler ultrasonografi ile izlenir. Anne kanında yapılan ve biyokimyasal bir test olan üç”lü test ise, özellikle 35 yaşın altındaki gebelere uygulanması önerilen bir tarama testidir.

    • Ultrasonografi tüm gebelik boyunca, üç”lü test 16-19. gebelik haftalarında yapılır. Doğum öncesi tanı yöntemlerinden koriyon villus biyopsisi 9. haftadan gebeliğin son evresine dek, amniyosentez 16-20. gebelik haftaları arasında, kordosentez ise 20. gebelik haftasından sonra uygulanır.

    • Bebekte bir hastalık saptandığında, kadın doğum uzmanları anne sağlığını gözönünde bulundurarak gebeliği 24. haftadan sonra sonlandırmaya karşı çıkmaktadırlar.

Ultrasonografi ve 3”Iü testin anne adaylarına ve bebeğe zararı yoktur. Ancak bebeğe ait dokuları incelemek için yapılan girişimlerin 1 :200 ila 1 : 100 oranında düşüğe ve erken doğuma yol açma riski vardır.

Doğum öncesi tanı hangi durumlarda uygulanmalıdır ?

Genetik hastalıklar için riskli gebelikleri ve uygulanan testleri şöyle özetleyebiliriz. Fetal kromozom analizleri; gebe kaldığı zaman 35 yaşın üzerinde olan anne adaylarına, daha önceki çocuğunda kromozom anomalisi saptananlara, kendisi ve/ya da eşinde dengeli bir kromozom anomalisi bulunanlara, üç”lü testte Down sendromlu çocuk doğurma riski yüksek bulunanlara, ultrasonografide patoloji görülmesi durumunda, ve mikroenjeksiyon yöntemi ile gebe kalanlara uygulanır. Çeşitli sayısal ve yapısal kromozom anomalilerini saptamaya yönelik olan kromozom analizi için koriyon villus aspirasyonu, amniyosentez ve bazı durumlarda kordosentez yapılabilir. DNA analizleri; talasemi, orak hücre anemisi, fenil ketonüri, kistik fibroz, Duchenne kas distrofisi, frajil X sendromu gibi sık görülen bazı genetik hastalıkların tanısına yönelik olarak uygulanır. Ancak, bu hastalıklar için taşıyıcı olduklarını düşünen çiftlerin, gebelikten önce genetik hasatalıklar merkezine başvurarak, DNA mutasyon analizlerini tamamlamış olmaları şarttır. Mutasyonlar bilindiği takdirde, gebeliğin erken evresinde koriyon villus biyopsisi ile elde edilen dokuda hastalık tanısı kısa sürede koyulabilir. Biyokimyasal testler, enzim ya da hormon incelemeleri sonucu tanı koyulabilen bir kalıtsal hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen çiftlere uygulanır. Yine çiftin genetik hastalıklar merkezine gebelikten önce başvurarak tüm incelemelerini tamamlamış olması şarttır. Ayrıca, daha önceki çocuğunda nöral tüp defekti (anensefali, meningosel, ansefalosel ) olan ailelerde, anne adayına gebelikten önce en az üç ay folik asit tedavisi uygulandıktan sonra oluşan gebelikte, anne serumundaki alfa feto protein düzeyi izlenmeli ve ultrasonografi kontrolleri düzenli yapılmalıdır.

Doğum öncesi tanı yöntemleri nasıl ve ne zaman uygulanmalıdır?

Doğum öncesi tanı yöntemlerinden koriyon villus aspirasyonu bebeği besleyen plasentadan bir miktar dokunun biyopsi yöntemi ile alınmasıdır. Uygulama transservikal ve transabdominal olmak üzere iki değişik yoldan yapılabilir. Transservikal yöntemde 9-12. gebelik haftaları arasında ince bir katater ile vajina ve serviksten geçilerek, transabdominal yöntemde ise karın duvarından girilerek plasentaya ulaşılır. Amniyosentez, ultrasonografi eşliğinde ince bir iğne ile annenin karın duvarından girilerek, rahimde bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan bir miktar alınması, kordosentez ise yine ultrasonografi eşliğinde göbek kordonuna ince bir iğne ile girilerek kan alınması işlemidir. Tüm bu yöntemlerle elde edilen dokular özel besi ortamlarında belli bir süre çoğaltılır ve hücreler moleküler, sitogenetik ve biyokimyasal tanı testleri için kullanılır.

Hangi hastalıklar için ne kadar risk taşıyorum ?

Ailesinde kalıtsal bir hastalık olan çiftlerin doğacak bebeklerinde de aynı hastalığın görülme riskinin ne olduğu önceden belirlenebilir. (Örneğin; kistik fibrozisli bir çocuğu olan ailenin, yeni bir gebelik sonucunda yine kistik fibrozisli bir çocuğu olma riski %25”dir)

35 yaşın üzerinde olup, gebe kalmak isteyen kadınlar ile eşleri de kendilerini bekleyen riskler hakkında aydınlatılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, sayısal kromozom anomalilerinin özellikle de Down sendromunun görülme riski, anne yaşı ilerledikçe artmaktadır.

Kalıtsal bir hastalık için risk taşıdığı belirlenen çiftler, gebelikten vazgeçebilecekleri gibi, risklerini bilerek ve kabul ederek, doğum öncesi tanı yaptırmak üzere yola çıkabilir, uygulanan testler sonucunda bebeğin hasta olduğu saptanırsa, gebelik sonlandırılabilir.

Doğum öncesi tanı hangi durumlarda yapılmalıdır ?

Kalıtsal bir hastalık için yüksek risk taşıyanlara, 35 yaşın üzerindeki tüm gebelere ve ICSI yöntemi ile gebe kalanlara, doğum öncesi tanı yöntemlerinden birinin uygulanması ve genetik danışma önerilir.

Amniyosentez hangi durumlarda uygulanıyor?

“Amniyosentez, rahim içinde fetusu saran amniyos sıvısından bir miktar alınması işlemidir. Genetik bir hastalık riski genel topluma göre artmış olan gebelere uygulanan doğum öncesi tanı yöntemlerinden biridir. Gebe kaldığında 35 yaşın üzerinde olan annelere, daha önceki bir çocuğunda kromozom anomalisi saptanan ve/veya kendisi ya da eşinde dengeli bir kromozom anomalisi bulunan gebelere uygulanır. Bunun dışında, kafatası ve omuriliğin tam kapanamamasıyla ortaya çıkan gelişimsel boşluklar için riskli ailelere uygulanır. Anne kanında yapılan üçlü testte Down Sendromlu çocuk riski yüksek bulunan gebelere , ultrasonografik incelemeyle fetusta pataloji saptanması durumunda ve intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu yöntemi ile gebe kalanlara amniyosentez uygulanabilir .”

Amniyosentezin riskleri var mı?

“Amniyosentezin anne ve fetusa doğrudan bir zararı yoktur. Ancak işleme bağlı olarak 200 gebelikten biri (yüzde 0,5) düşükle sonlanabilir. Gebelerin yüzde 2-3”ünde vaginadan amniyos sıvısı sızabilir. Bu durum istirahat ile genellikle birkaç gün içinde düzelir. Kan grubu Rh negatif olan olan gebelere işlemden sonra, kan uyuşmazlığını önlemek için anti-D immunglobulin yapılması gereklidir. Yeterli miktarda sıvı alınmaması, alınan Sıvının kanlı olması ya da yeterli üreme sağlanamaması nedeniyle olguların yüzde 1 ”inde amniyosentezi tekrar etmek gerekebilir. Amniyosentezden önce hastalar bu konularda ayrıntılı olarak bilgilendirilir.”

Gebeliğin hangi döneminde uygulanabiliyor ?

“Amniyosentez, gebeliğin 15. ve 18. haftaları arasında uygulanır.”

Ne kadar sürede sonuç alınıyor?

“Testler 3-5 hafta içinde sonuçlanır.”

Yararları neler?

“Bugün için doğum öncesi tanı yöntemleri ile kalıtsal hastalıklar ve doğumsal anomalilerin ancak bir bölümüne tanı koyulabilmektedir. Bu nedenle, en gelişmiş merkezlerde bile tümüyle sağlıklı bir bebek için garanti verilemez. Bu nedenle doğum öncesi tanının en önemli yararı, artmış riski nedeniyle çocuk sahibi olmaya cesaret edemeyen ya da gebeliği boyunca bebeğinin hasta doğacağı endişesini taşıyan annenin rahatlatılmasıdır. Anne karnındaki bebeğin hasta olduğu saptanırsa, anne ve babanın onayı alınarak 24. haftadan önce gebelik sonlandırılabilir.

Yöntem nasıl uygulanıyor?

“Ultrasonografi ile gebelik haftası belirlendikten sonra, plesantanın yeri ve amniyos sıvısının alınacağı bölge saptanır. Yine ultrason eşliğinde, bir enjektör ile annenin karın duvarından girilerek, fetusun baş ve gövdesinden uzak bir yerden az miktarda sıvı alınır. Amniyosentez sırasında anne ağrı duymaz ve işlemden hemen sonra evine gidebilir. Enjektör içinde laboratuvara gönderilen sıvıda fetustan dökülen hücreler vardır. Bu hücreler özel besi ortamlarında 2-3 hafta süre ile üretilir. Yeterli üreme sağlandığında, fetal kromozom analizi, DNA analizi ve biyokimyasal testler yapılabilir.”

Hakkında: admin

[

İlginizi Çekebilir

ikiz bebek sahibi olma

İkiz hamilelikler genelde tedavi ve tüp bebek yöntemleriyle önüzüze daha çok çıkıyor. Doğum kontrol hapı ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir