kadınlar kulübü


Okul Korkusu

Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başladı. İlköğretim birinci sınıf öğrencileri okul denilen eğitim yuvasıyla ilk defa bu hafta tanıştılar. İlk kez adını duydukları öğretmenle karşılaştılar. Aynı sırada oturdukları arkadaşlarıyla ilk kez tanıştılar. Minicik kalpleriyle tatlı bir heyecan içindeler.

Okulların başladığı bu hafta, birçok öğrenci için güzel ve heyecanlı olabilirken bazı öğrenciler için korkutucu da olabilir. Özellikle bu hafta ‘’okul fobisi’’ dediğimiz durum yaşanabilir. Okul fobisi; okula yeni başlayan öğrencinin yaşadığı uyum problemidir. Okula gitmek istememe, sürekli annesiyle kalmak isteme gibi belirtiler gösterir.
Aslında okulun açılmasını sabırsızlıkla bekleyen çocuk, okullar açıldığında gitmek istemeyen tavırlar sergileyebilir. Bunun için ısrarlı ve kararlı ağlama nöbetleri, karnım ağrıyor, başım ağrıyor, hastayım gibi bahaneler öne sürerek annesinden ayrılmak istemeyebilir. Çocuğun yaşadığı bu durum anksiyete olarak tabir edilir. Bu sorun anneye yoğun olarak bağımlı çocuklarda daha sık görülür. Anneden ayrılmak çocuğa yoğun ve derin bir kaygı, endişe hissettirir. Sanki annesine veya kendisine annesinden ayrı olduğu zamanlarda kötü bir şeyler olacakmış gibi gelir. Bu durum genellikle okula yeni başlayan çocuklarda görülebilirken diğer öğrencilerde de zaman zaman görülebilir.
Böyle bir sorun yaşayan çocuğun yoğun ve derin anneden ayrı kalma korkusu olduğu unutulmamalıdır. Okulda Çocukların böyle bir sorun yaşamaması için düşünülen okula erken başlama uygulaması bu açıdan doğru bir karardır. Bu süreç içinde öğrenci okuluna, öğretmenine ve sınıf arkadaşlarına alışacak, kaynaşacaktır. Okuldaki Psikolojik danışman böyle öğrencilerle görüşmeli, ailelerine bilgi verici danışmanlık yapmalıdır. Öğretmenin sevecen, şefkat dolu, kabul edici yaklaşımı okul fobisi olan çocuğun problemini ortadan kaldırabilecektir. Ancak bu çoğu zaman yeterli de olmayabilecektir.
Bu durumu yaşayan çocuğun ailesindeki her ferde düşen görev vardır. Öncelikle baskı yapmanın yarar değil zarar getireceğini bilmemiz gerekir. Belki kimi durumlarda baskı kurmak, onu zorlamak kısa vadede olumlu sonuç vermiş gibi görünse de uzun vadede çok daha olumsuz sonuçlar verecektir. Ailedeki herkes bu durumu anlayışla ve hoşgörüyle karşılamalı, ona olan yaklaşımda eleştirel olunmamalıdır. Küçük düşürücü, iğneleyici sözler söylenmemelidir. Sabırlı, kararlı ve tutarlı bir tutum içinde olunmalıdır. Her şeye rağmen başa çıkılamıyorsa bir psikolojik danışman / psikolog’dan yardım alınmalıdır.

Başarısızlık Kaygısı

Anne baba olmak hayalle başlar. İyi bir anne iyi bir baba olmak her anne babanın hayalidir. Çocuğunu iyi eğitmek, ona iyi bir gelecek mirası bırakmak anne babanın arzu ettiği bir rüyadır. Daha da ötesi anne baba çocuk yaptıktan sonra durumu abartarak çocuk etrafında şekillenen bir yaşam kurmaya başlar. Her anne baba çocuğunun iyi bir eğitim almasını arzu eder. Her anne baba ekonomik koşulları çerçevesinde çocuğunun eğitim yaşamına yatırım yapar. İstenen ve beklenen çocuklarının iyi bir yaşam sürmesidir. Anne babanın kendi yaşamında eksikliğini hissettiği yaşanmamışlıkları çocuklarına yaşatmak düşüncesi bunun temelini oluşturur.

Çocuğun başarısında anne babanın beklentileri de çok etkilidir. Anne babanın dünya görüşü ve eğitime verdiği önemi çocuğuna aktarış şekli de onun başarı düzeyinde çok etkili bir unsurdur. Daha küçük bir çocukken anne ve baba onun oku-ması için çocuğunu yönlendirmeye başlar. İyi bir meslek sahibi olması, varlıklı ve konforlu bir yaşam sürmesi dileğindedir. Bilindiği gibi anne babaların bilindik mesleklere olan yatkınlığı vardır. Oğlum / kızım doktor, öğretmen, pilot, mühendis, subay, müdür . . . olmasını bekler.
Ancak bu beklentiler anne babanındır. Çocuk anne babanın bu beklentisini gerek sözel ifadelerinde gerekse sözsüz dilinde fark eder, hisseder. Bu beklentileri karşılamaya dönük bilinçli veya bilinçsiz bir çaba içine girer.

Bu çabaları türlü nedenlerle gerçekleştiremediğini düşünen çocuk bir telaş, kaygı içine girer. ‘’ya annemin, babamın beklentisini karşılayamazsam’’ ! bu kaygıyı doğrudan doğruya oluşturmasalar da dolaylı olarak kaygının sebebi anne babanın beklenti düzeyinin yüksekliğidir. Anne baba çocuğunun düşüncesine, beklentisine geleceğine ipotek koymuş olur. Ve çocuk anne babasının hayallerini gerçekleştirmeye çalışır. Çünkü anne babası onun iyiliğini düşünüyordur.

Anne babalar olarak çocuğunuzun iyiliğini düşündüğünüzden şüphemiz yok. Ancak bu beklentileriniz, hayalleriniz tamamen size ait. Onun adına düşünerek onun geleceğini kendi doğrularınız çerçevesinde şekillendirmeye çalışmak onu kendimiz olmaya zorlamaktır. Beklenti düzeyinizin yüksekliği çocuğunuzun derslerinde yaşadığı başarısızlığın nedenidir. Ondan potansiyelini ortaya koymasını, daha fazla ders çalışarak daha başarılı olmasını beklerken sadece onu heyecanlandırıyorsunuz. Onu ‘’ya başaramazsam’’ ! endişesine sürüklemiş oluyorsunuz. Aslında bu durum evdeki hesabın çarşıya uymamasıdır. Onun sınav kaygısının başarısızlık korkusunun farkında olmadan nedeni oluyorsunuz.

Onun başarılı olacağı koşulları hazırlayıp kendi doğal gelişim sürecine bırakmak, gerektiğinde yanında olduğunuz mesajını vermek, onun farklı bir birey olduğunu kabul etmek daha doğru olmaz mı ?

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel
null
Özel Arama
Facebook Grubumuza Katılın

 


Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)