kadınsak burdayız

Süt ile zayıflayın

42-16592495

Prof. Dr. Besler, yaptığı açıklamada, kalsiyumun vücut ağırlığı denetimi konusunda etkin olduğuna yönelik bilimsel veriler olduğunu dile getirdi.

Kalsiyum açısından ve kalsiyumun kullanılabilirliği açısından en zengin besinin süt ve süt ürünleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Besler, sözlerine şöyle devam etti:

”ABD’de yapılmış bir seri çalışma var, hala da devam ediyor. Çok net olarak bir sonuç olmamakla birlikte genellikle süt tüketiminin, yani kalsiyum sütten geldiği zaman vücut ağırlığı denetiminin çok daha iyi olduğu belirtiliyor. Şişman bireylerin diyetlerine süt ve süt ürünleri eklediğimiz ve kalsiyum düzeyini yükselttiğimiz zaman zayıflamanın etkin olduğunu gösteren birçok çalışma var.

Şişman bireylerde vücut ağırlığının düşmesinde kontrollü bir diyet içinde süt ve süt ürünlerini arttırılması ve yüksek kalsiyum seviyesinin sağlanmasının zayıflamaya neden olduğu ve vücut yağ oranını düşürdüğünü gösteren çalışmalar mevcut.”

Prof. Dr. Besler, süt ve süt ürünlerinin beslenme açısından çok önemli olduğunu belirterek, çalışmaların özellikle sağlık bozucu bir kavram, bir sorun olması nedeniyle şişmanlıktan korunmada da süt ve süt ürünlerinin önemli bir besin grubu olduğunu gösterdiğini belirtti.

Etiketler: , ,

Alternatif tıp ile Diyet

Diyete yardımcı olduğu söylenen, metabolizma hızlandırıcı, açlık kapatıcı, vs. ürünler çok popüler. Peki gerçekten bu ürünler, reklamlarında bahsedildiği gibi yararlı ürünler mi?

Maalesef günümüzde alternatif tedaviler hakkında internette ve bazı yayın organlarında yararları ve mutlaka kullanılması gerektiği ile ilgili yazılar görmekteyiz. Daha da önemlisi de bütün bireylerin bu çekici sadece anektodal verilmiş mucizevi bilgilere inanarak hemen kullanması gerçeği. 

Food and Drug Administiration (FDA) (Amerikan Besin ve İlaç Kurumu) alternatif yöntemlerin sağlık sisteminin temel bir parçası olmadığı görüşünde. Hatta bu uygulamaları egzotik, mistik ve bazılarını da tehlikeli bulmaktadır. Bu uyarılara rağmen Amerika Birleşik Devletlerinde alternatif tedavi kullanım sıklığı 1990’da % 33,8 iken 1997’de bu oranın % 42,1’e yükseldiği bildirilmektedir.

Bunun üzerine 1992 yılında National Institutes of Health kendi bünyesinde Alternatif Tıp Ofisi kurarak bu kullanılan ürünlerin insan sağlığı üzerine etkileri, mekanizmaları, güvenliği, maliyeti hakkında çalışmalara başlamıştır.

Günümüzde dahi çoğu kanıta dayalı bilim tarafından tartışmalı olan bu ürünlerin etki mekanizmaları çok az bilinmekle beraber, ciddi klinik sorunları kullanan bireyler üzrerinde yapılan deneysel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu yazımda günümüzde çok kullanılan ürünlerin yararları ve sağlık üzerini olumsuz etkileri hakkında güncel bilgileri vereceğim.

Diyet desteyicilerinin güvenliği ve etkileri
Dietary Supplement Health and Education bildirisinde diyet destekleyicilerinin bir hastalığı teşhis eder, tedavi eder, korur gibi bilgileri koyamayacağını FDA karar vermiştir. Örnek verecek olursak, bu satın aldığınız (X) ürün sağlıklı prostat fonksiyonunu sağlayabilir, normal idrara çıkışa yardımcı olabilir diyebilir. Ancak prostat kanserini önler veya tedavi eder gibi kanıtlanmış yargısına varacak şekilde yazamaz, öneremez. 

Günümüzde Amerika Birleşik Devletler’inde dahi doğal (herbal) ürünlerin kalitesini değerlendirecek hükümetin bir standartı bulunmamaktadır. Çünkü destekleyicilerin analizleri çok karmaşık olmasından kaynaklanan etken madde karmaşasının bulunması sayılmaktadır. 

Diyet destekleyicilerin kalite kontrolündeki en önemli problemleri sıralayacak olursak: 

Bu olayı şöyle açıklayabiliriz. Kısacası piyasada satılan ürünler FDA tarafından içeriğine uygun mudur diye analiz yapmışlar. Aynı etken maddenin olması gereken ürünün farklı paketlerinde aynı ada bağlı farklı etken maddeler bulmuşlardır. Örneğin ginseng olarak bilinen ürünlerin % 25’i ginseng maddesini içermemiş, % 60’ında aktif maddenin 0,26-6,85 mg arasında olması gerekirken 250 mg gibi aşırı yüksek doz etken madde içerdiğini gözlemişleridir. Yine melatonin adında diyet destekleyicisinde ürün ne içerdiği belli olmadığı için parçalamamamış, analiz edilememiştir. 

Günümüzde diyet yapma popülerliliği ile birlikte diyetin bazı destekleyicilerle uygulanması hızla yaygınlaşmaktadır. Tüketicilerin bilinçlenmesi çok önemlidir. Bu nedenle herbal, doğal ve kanser maddelerini içermez ibareleri denetlense dahi birçok üründe kontrol edilemediği için risk taşımaz güvenle kullanabilirim anlamına gelmemektedir. 

Sık kullanılan ürünler ve vücut için etkilerini inceleyelim. 
Coenzim Q 10:
Hücre zarı için vazgeçilmez bir unsur olan, hücre içi fonksiyonlarda önemli görevi üstlenen, enerji üretimi için önemli kofaktördür. Sıklıkla kardiyak hastalıklar, diyabet, hipertansiyon ve kas distrofisi gibi hastalıklarda kullanılır. Bugün sadece kalp hastalıklarında tedavi edici etkisi olduğu bilinirken, diğer hastalıklarda sağlığı destekleyici etkisinin olabileceği ancak tedavi hakkında hazırda bilgilerin olmadığı bildirilmektedir. Coenzim Q 10’un iştah kaybı, diyare, gastirit gibi ters etkileri bulunmaktadır. Günde 300 mg’ın üzerinde kullanmak karaciğer foksiyon testlerinden serum aminotransferazları yükseltmektedir. Ayrıca kanın pıhtılaşma süresini düşürdüğü bilinmektedir. 

Dehidroepiandresteron: Daha çok performans arttırıcı etki olarak kullanılan adrenal korteksten salgılanan bir hormon öncüsüdür. Ancak kadınlarda hepatite, erkeklerde prostat kansere, kadınlarda endometrial ve meme kanserine neden olduğu bildirilmiştir. Genç atletlerde kan lipidlerini yükselttiği, karaciğer problemlerine ve testislerde hipertrofiye neden olduğu bulunmuştur. 

Ginseng: Çin ve Kore’de iyileştirmede kullanılan ‘Panax’ bitkisinden elde edilen ve dünyada çok popüler olarak bilinen üründür. Güçlü afrodizyak olduğu kabul edilmektedir. Stresin kaybolmasına, genel yaşamda yenilenmeye ve vücut fonksiyonlarının güçlendirdiğine inanılmaktadır. Bugüne kadar ‘Panax’ etken maddeli ginseng için tehlikeli bir durum rapor edilmemiştir. Çok sınırlı sayıda çok geçerliliği kabul edilememekle birlikte hipertansiyon, sinir sistemi bozuklukları ve diyare gibi sonuçlar olabileceği yönünde çalışmalar bulunmaktadır. 

Gingko: Ginko biloba Çin’de Alzheimer demans tipinde, periferal vasküler hastalıklarda ve kognotif fonksiyon bozukluklarında tedavi edici olarak kullanılmaktadır. İçerdiği flavanoidler sayesinde bu fonksiyonları sağladığı bildirilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalışmalar orta demansa (unutkanlık) sahip olan hastalarda ginkgo biloba desteği ile mental fonksiyonlarda düzelme olduğu yönündedir. Ancak aspirin ile birlikte kullanımlarda oküler hemoraji oluşmaktadır. Kalp hastalığı olup aspirin alan bireylerde kesinlikle kullanılmamalıdır. 

Kava: Ülkemizde değişik adlarda destekleyici olarak kullanılmaktadır. Endişe, kuruntu gibi psikolojik sorunları çözücü, sedatif (yatıştırıcı) etkisi nedeniyle kullanılan üründür. Diyetlerde oluşabilecek sıkıntıları gidermek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak İsviçre ve Almanya’da kullanan kişilerde karaciğer harabiyeti yarattığı hatta Alman 3 hastada karaciğer transplantasyonu gerektiren harabiyete kadar giden sorunların oluştuğu, bir hastanın da öldüğü rapor edilmiştir. 

Ma Huang: Etken maddesine göre preperat adları değişmektedir. Ülkemizde efedrin olarak bilinmektedir. Kan basıncını düşürmede, santral sinir sistemi iyileşmesinde, kalp atım hızının arttırılmasında kullanılmaktadır. Genellikle kilo veriminin hızlandırılması için sıklıkla kullanılmaktadır. Çünkü ma Huang iştahın kaybolması, metabolizmanın hızlanmasını sağlamakta ancak kan basıncını arttırdığı ve kalp krizine veya kalp harabiyetine neden olduğu için kullanımın güvenirliliği açısından soru işaretleri bulunmaktadır. Ayrıca, baş dönmesi, mide bulantısı, dikkat kaybı ve aneroksiya en önemli yan etkileridir. FDA efedrin içeren hiçbir maddenin kullanılmaması gerektiği yönünde insanları uyarmamız gerektiğini bildirmiştir. 

Melatonin: Seratonin nörotransmitterini uyaran doğal bir üründür. Genelde çok az melatonin desteğinin Jet lag, uyku bozukluklarında etkin olabileceği düşünülmektedir. Ancak melatoninin depresyon ve mide bulantısına neden olduğu bildirilmiştir. 

Chromium Picolinate: Piyasada daha çok yağ yakıcı, kas kitlesini arttırıcı, kan şekeri kontrolünü sağlayıcı ve daha da önemli olarak kandaki yağ seviyesini azaltıcı etkilerinin olduğu sanılmaktadır. Bazı kanıtlar İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hiperglisemiden koruduğu gösterilmiştir. Yalnız vücuttaki yağ oksidasyonunu ve yağ yıkımını nasıl bir mekanizma ile tetiklediği bilinmemektedir. Günümüzde toksik etkisi gösterilememiştir. 

Fish oil (Balık yağı): Balık yağı içerisinde yüksek miktarda vücudun sentez edemediği EPA ve DHA adında yağ asidini içeren bir üründür. Kalp hastalıklarında kanda trigliserit adındaki yağ çeşidini % 30 kadar azaltarak kanın akışkanlığının artmasını sağlamaktadır. 3 aydan uzun süreli kullanımlarda römotoid artiritli hastalarda eklemlerde yumuşama, sabah uyanırken kuvvetin azalması gözlenmektedir. 

Konjuge Linoleik Asit: Evening primrose oil, borage oil, black currant oil olarak piyasada bilinmektedir.) Römotoid artirit ve premenstural sendromun tedavisinde kullanılmaktadır. Antidepresan kullananlar ve antikuogulan gibi kan akışkanlığını sağlayan ilaçların kullanımında ilacın biyoyararlılığını azaltmaktadır. Özellikle bu ürün ile hapatotoksisite yaratan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. 

L-Carnitine: Vücudumuzda yapılan hücrenin enerji ocaklarına uzun zincirli yağ asitlerinin taşımasını sağlayan maddedir. Eğer metabolik bir sorun veya hastalık yoksa dışarıdan destek olarak almaya gerek duyulmaz. Bu hastalık tobloları Karnitin eksikliği, uzun zincirli yağ asidi transport bozukluğu vb… Yüksek doz karnitin alımı diyare ve mide bulantısına neden olmaktadır. 

Fitosteroller: Bunlara bitkisel kimyasallar denilebilir. Kandaki kolesterolün düşürülmesinde çok iyi sonuç vermektedir. Ancak serum kolesterolunu nasıl düşürdüğü tam açıklanamamıştır. Bilinen yan etkisi bulunmamaktadır. 

Soya proteini ve isoflavanoidler: İçerdiği bitkisel kimyasallar ile kan kolesterolünü düşürmekte, kadınlarda meme kanserine karşı korumakta, menapozda oluşabilecek sorunları oldukça azaltmaktadır. Bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. 


Alternatif tedavileri kimler uygulamalıdır?

Yukarıda görüldüğü gibi her destekleyici ayrı bir hastalık durumunda etkili olabileceği düşünülen veya azda olsa kanıtlanmış ürünlerdir. Ancak ülkemizde zayıflama isteğinin artması ile bireyler gelişi güzel kilo vermek için bu ürünleri kullanmaktadırlar. Zayıflamada motive edici farklı metodlar bulunur. Bu ürünlerin etkileri bilinerek birey daha iyi kilo verir diye kullanmak oldukça akla uymayan bir yöntemdir. Kaldı ki bireyler yeterli ve dengeli besleniyorlar. Et, yumurta, kurubaklagil grubu; sebze ve meyve grubu; süt ve ürünleri; ekmek ve grubunu diyetlerinde bulunduruyorlar, hedeflenen kilolarını koruyorlar ve sağlıklarını tehdit edici sorunlar yaşamıyorlarsa herhangi bir destekleyici kullanmaları gerekmemektedir. Günümüzde bilgilerin internet ortamında bütün bireylerin önüne sunulması, bireylerin yaşam tarzlarına, beslenme durumlarına, her şeyden daha da önemlisi estetik görünüşlerine daha önem vermeleri ile bu diyet destekleyicilerinin popüler olmasına neden olmuştur. Çoğu alternatif tedavilerin çok etkin olmadığı, destekleyicilerin insan yaşamının ileriki süreçlerinde ne gibi sorunlar getireceği daha kapsamlı olarak belirlenemediği ve bu ürünleri kullanınca daha kaliteli yaşamın olacağı garantisinin kesinlikle olmadığı düşünülürse; kullanmanın çok anlamlı olmayacağı sonucu oluşmaktadır. 

Hastaların bilmesi gereken noktalar:

Sonuç: Temelde mevsime uygun sebze, meyve tüketimi olan, düzenli fiziksel aktivite yapan, çeşitli besinlerle beslenen, kilosunu koruyan bireyler insanın yaşamı için gerekli bütün besin ögelerini sağlamış olurlar. Çoğu yaşamınızı uzatır, spesifik hastalıklardan kurtarır, atletik performans sağlar, seksüel gücü arttırır gibi hedefler belirleyerek satışa sunulan ürünlerin 1994 yılında FDA’ın yayımladığı bildiride vitamin ve minerallerde dahil olmak üzere beklenmedik bir sonuçla raporlarını açıklamışlardır. Bu destekleyiciler kalite ve güvenli besin kategorisinde olamayacağı, bu ürünlerin diyetin bir destekleyicisi gibi kullanılamayacağını belirtmişlerdir. Bu nedenle yapılacak içerik, dozaj, kalite ve önerilecek miktar gibi açığa kavuşmamış bilgilerin açıklığa kavuşmadığı destekleyicilerin tüketiciler tarafından kullanılmasının uygun olmayacağı yönünde bilgilerini sunmuşlardır. 

Etiketler: , , , , ,

Sahte kilolardan kurtulmanın 7 yolu

Vücudunuzun fazla yağlı olmadığını düşünüyor ama tartıya çıktığınızda kilonuzun fazla olduğunu görüyorsanız, ’sahte kilo’lardan muzdarip olabilirsiniz.

Fazla kilo, her zaman vücudunuzda yağ fazlası olduğunu göstermez. Bazı yiyeceklere karşı vücudun geliştirdiği aşırı hassasiyet, ya da adet gibi durumlar nedeniyle oluşan şişme ve vücudun su tutması, bu ’sahte yağ’ görünümüne sebep olur. Aslında vücuttan en kolay atılan kilolar da bunlardır. Aynı nedenden dolayı, diyet başlangıcında daha kolay kilo verirsiniz.

İşte bu kilolardan kurtulmak için bazı öneriler… Yalnız bu önerilerin, herkes için geçerli olmak zorunda olmadığını unutmayın; çünkü, herkesin bünyesi aynı besinlere karşı hassasiyet göstermez.

Buğday ürünlerini kesin
İnsanlara böyle bir tavsiye verdiğinizde iki şeyle karşılaşıyorsunuz: Diyetisyenler hemen beslenme piramidinden sapmakla suçluyorlar sizi. Ayrıca bunun sağlıksız ve çılgınca bir öneri olduğunu söylüyorlar. Diğer tepki ise, bu önerinin tüm hayatlarını değiştirdiğini söyleyen insanlardan geliyor. Buğday aslında en allerjik 7 besin maddesinden biridir ve sayısız kişinin de buğdaya karşı hassasiyeti vardır. Bu nedenle buğday tüketimine son vermek, bazıları için yararlı olabilir.  kadinsak.com

Süt ürünlerini listeden çıkarın
Özellikle de inek sütünü. İlginçtir ki, hem bol proteinli beslenme şeklini savunanlar, hem de radikal veganlar bunda birleşiyor. Nedenleri ise farklı farklı. Süt derken bahsedilen, hiçbir işlemden geçirilmemiş sütün ilk hali değil. Ancak sütü inekten geldiği haliyle bulmak neredeyse imkansız. Bahsedilen süt, market raflarında gördüğümüz sütler. Evet kemik erimesine karşı süt önemli bir silah ama tek kalsiyum kaynağı da o değil. Ayrıca bu öneri her süt ürünü için de geçerli değil. Mesela yoğurt yemekte bir sakınca yok.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

6 haftada 10 kilo zayıflayın

kilo vermeGün geçmiyor ki, yeni bir diyet karşımıza çıkmasın. Bunlardan biri Amerikalı doktor Joel Fuhrman’ın diyeti. Daha çok vejetaryenlere uygun görünen bu diyet 6 haftada 10 kilo zayıflamayı vadediyor.

Çeşitli hastalıkları beslenme ve doğal yöntemlerle iyileştirme konusunda uzman olan Amerikalı Dr. Joel Fuhrman’ın ”Yaşamak İçin Ye”isimli kitabında, aşırı beslenmenin kalp, tansiyon, diyabet, kanser dahil pek çok hastalığa neden olduğu vurgulanıyor ve sağlıklı beslenmek ve fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere 6 haftada en az 10 kilo zayıflamayı sağlayan bir beslenme programı öneriliyor.

6 haftalık program
ABD’li uzman Fuhrman, 6 haftalık program sonucunda fazla kiloların yanı sıra lipidlerin (kolesterol ve trigliserid) düşeceğini, baş ağrısı, gastrit, kabızlık, sindirimsizlik ve burun kanaması gibi birçok semptomun yok olacağını belirterek, ”Yaşamak İçin Ye” sloganı altındaki programına ilişkin şu bilgileri veriyor:

Sınırsız yiyecekler
Salata dahil bütün çiğ sebzeler: Hedef günde yarım kilo yemek. Bu, bir göbek salatanın ya da kıvırcık salatanın tamamıdır. Bezelye, tatlı kırmızı biber, domates, salatalık gibi çiğ sebzeler ekleyebilirsiniz. Yarım kilo tutarındaki bu tür yiyeceklerden alınacak kalori miktarı 100′den azdır.

Pişmiş ya da buharda pişmiş yeşil sebzeler: ‘Ne kadar yerseniz o kadar kilo verirsiniz’ kuralı, bu grup için de geçerlidir. Hedef yine yarım kilodur. Bu sebzeleri yerken porsiyon çok büyük olmalı. Çalı fasulye, brokoli, enginar, kuşkonmaz, kabak, yeşil ve kırmızı lahana, brüksel lahanası, bamya, pazı, şalgam, pancar, ıspanak, karnabahar, patlıcan, biber, su kestanesi kullanarak pişmiş sebzelerde çeşitliliği sağlayın.

Baklagiller: Bunlar dünyanın en mükemmel yiyeceklerindendir. Kan şekerini sabitler, tatlı arzusunu köreltir ve akşam üstü acıkmalarını engeller. 6 haftalık programda günde en az 1 su bardağı dolusu yiyin. Nohut, kuru fasulye, barbunya, mercimek, soya fasulyesi, börülce ve daha birçok fasulye ve baklagil çeşidi.   kadinsak.com

Meyvalar: Günde en az 4 meyve yiyin.

Sınırlı yiyecekler

Günde en fazla bir porsiyon pişmiş nişastalı sebzeler, ya da tam tahıllar (mısır, patates, pirinç, pişmiş havuç, ekmek, kahvaltılık gevrekler)
Çiğ kuru yemişler ve tohumlar (günde maksimum 30 gram)
Avakado (günde maksimum 60 gram)
Öğütülmüş keten tohumu (günde 1 yemek kaşığı)

Yasaklar

Süt ürünleri
Hayvansal gıdalar
Öğün arası atıştırmalar
Meyve suyu
Kurutulmuş meyve

Etiketler: , , , , , , ,

Atkins Diyeti

isvec diyetiBundan böyle herkesin adını duyduğu bazı diyetleri kısaca tanıtmaya çalışacağız. İlk olarak da tartışamalara sebep olan Atkins Diyeti’yle başlıyoruz.

Dönem dönem moda olan, herkesin isimleriyle tanıdığı pek çok diyet var. Bunlardan bazıları, Hollywood ünlüleri tarafından uygulandığı için popülaritesi artan diyetler. Biz de bundan böyle bu diyetleri inceleyip tanıtalım istedik. İlk olarak da adından bolca söz edilen Atkins Diyeti’yle işe başlayalım dedik.
Diyete genel bakış
Atkins Diyeti, muhtemelen en tanınmış protein diyeti. İlk ortaya çıkışı 70′lerin başlarında oldu. Diyet, istediğiniz tip protein ve yağ yiyip, gene de kilo verebileceğiniz fikrine dayanıyor. Buna göre, kilo vermek için tek yapmanız gereken karbonhidratı kesmek. Diyetle ilgili bilgiye Dr. Robert Atkins’in yazdığı   kadinsak.com
Dr. Atkins’in Diyet Devrimi adlı kitapta bulabilirsiniz.

Atkins Diyeti – Giriş
Atkins Diyeti’ne başladığınızda, ilk aşamada az miktarda yeşillik dışında tüm karbonhidratlar beslenme listenizden çıkarılır. Buna karşılık ekşili krema, biftek, yumurta gibi besinleri rahatlıkla yiyebilirsiniz. Böylece ketoz durumu yaratılır. Diyetteki karbonhidrat miktarı kısıtlanınca kanda şeker düşüklüğü durumu ortaya çıkar. Bu durumda vücut enerji sağlamak için yağları parçalamaya başlar. Yağların yakılması ana amaçtır ancak bunlar yakılırken keton denilen zararlı yan ürünler ortaya çıkar. Buna ketoz durumu adı verilir. Ancak doktorlar bunun zararlı olduğunu, çünkü ketonların böbrekleri zorladığını ve bunun ölümle bile sonuçlanabileceğini belirtiyorlar.  kadın

Diyeti 2 hafta uyguladıktan sonra, yeşillik dışında bazı başka karbonhidratları yemenize de izin veriliyor. Ancak bunları çok küçük miktarlarda tüketebiliyorsunuz. Bundan sonra karbonhidratı azar azar artırıyorsunuz, ta ki kilo verememeye başlayıncaya dek. Böylece etkili bir şekilde kilo verme konusundaki sınırlarınızı da öğrenmiş olursunuz.

Diyeti deneyen çoğu kişi ilk aşamayı geçememektedirler. Bunun nedeni bu tür bir beslenmenin sonunda kendilerini iyi hissetmemeleri. Bunun yanı sıra, Dr. Atkins her ne kadar bu diyetin kolesterole iyi geleceğini iddia etse de, durum aksini gösteriyor. Diyetin içerdiği yüksek yağ miktarı, kardiyovasküler sistem üzerinde olumsuz etkilere sebep olabiliyor.

İddialar

Hızlı kilo kaybı sağlıyor.
Proteini bol miktarda tüketip gene de kilo verebilirsiniz.
Çok az şeker ve beyaz un tüketmiş olursunuz.
Kötü yanları

İlk başlarda çok hızlı kilo verebilirsiniz ama bu uzun vadeli olmaz.
Diyet ketoz durumu yarattığından, böbrekleri yorar.
Hayvansal proteini yüksek besinler, çoğunlukla doymuş yağ açısından da zengindir. Bu da kalp hastalıkları ve kolesterole davetiye çıkarır.
Patates, mısır, ekmek, meyva ve sebzeleri çok az tüketmek, ya da hiç yememek sağlığa zararlıdır.
Sonuç

Kilo vermek için protein ağırlıklı diyetler tavsiye edilmiyor. Bu diyetlerin bazıları, vücudun ihtiyacı olan sağlıklı besinleri liste dışı bırakıyor, ya da bunları kısıtlayarak vücudun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyor. Bu diyetleri uzun süre yapan kişilerde vitamin ve minerak eksikliği ortaya çıkması son derece muhtemel.
Araştırmalar, Atkins benzeri bol yağ tüketilen diyetlerin kolesterol, LDL, trigliserid, homosistein ve fibrinojeni artırdığını, karbonhidratı yüksek, yağı az diyetlerin ise bu riskleri azalttığını gösteriyor.
Sonuç olarak diyet, uzun süreli sağlıklı bir zayıflama sağlamadığından tavsiye edilmiyor.

Etiketler: , , , , , , , , ,
Web