kadınsak burdayız




Diyete başlarken bunları gözden geçirin

istenmeyen kilolarla başınız dertteyse sizlere birkaç önerimiz var. Ne yesem yarıyor sözünü geride bırakarak sağlıklı bir şekilde beslenerek kilo almamak için beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor.bazı kişiler kilo almaya daha meğilli olabiliyor.Şu dünya üzerinde halinden, ölçülerinden memnun ve zayıflamak istemeyen kaç kadın vardır acaba? Varsa da eğer katiyen tanışmak istemem! Aynen benim gibi takıntıları olan ve üzerinde fazlalık duran birkaç kiloyu asla veremeyen, iştahlı, tatlıya ve çikolataya düşkün ‘şahane’ kadınlar için hiçbir masraftan kaçınmadım; araştırdım. İnternetin altını üstüne getirdim ve diyete başlayanları motive etmek için bir liste oluşturdum. Kendi kurallarınız varsa ekleyin ve listeyi her zaman görebileceğiniz bir yere asın. Ha gayret, birimiz hepimiz hepimiz birimiz için…
1 Eğer yaptığız diyet sizi gerçekten aç bırakıyorsa, bir porsiyon sebze veya ekstra bir meyve yiyebilirsiniz.
2 Günde en az iki defa sebze ve meyve yemelisiniz zaten.
3 Yemek tabaklarınız ne kadar büyürse, kalçalar da o kadar büyür unutmayın.
4 Yemek yerken bir amacınız olsun ve her ne kadar lezzetli olursa olsun aklınızı kaybetmeyin; önce tadını alın, yavaşça çiğneyin, ağzınızda eritin, mideye gittiğini hissedin ve bir sonraki lokmayı o zaman ağzınıza atın.
5 Kahvaltıları büyütmeye başlayın, öğünlere küçülterek devam edin.
AZ KALORİ İÇİN ÖNERİ YOK MU?
6 Tabağınızın yarısından fazlası sebze dolu olsun.
7 Lokantada yemek mi dediniz? Başlangıç yerseniz en az 1000 kalori alısınız. Ana yemeği, ekmeği, içeceği ve tatlıyı yemeden hem de.
8 Lokantada yemeğe gidince kendinizi otomatiğe bağlayın ve 2 kişiyseniz ana yemeği ve tatlıyı bölüşün. Yalnızsanız yiyeceğinizi mutlaka ikiye bölün, yarısını da paket yaptırın.
9 Yemek tabağı yerine ana yemek için de salata tabağı kullanın. Tepeleme doldurmayın ama…
10 Ne yediğinizi görün, hatta gün içinde yiyeceğiniz her şeyi bir araya getirip şöyle bir bakın. Aslında hiç de az değil, değil mi?
11 Önce tabağa az kalorili yiyecekleri alın, salata ve sebze ile başlayın. Sonra çorba için ve yemek yiyin. Eğer bu sırayı izlerseniz ana yemeği zaten küçültmek zorunda kalırsınız.
12 Yağlı süt dolaptan derhal çıkmalı Az yağlı hatta yağsız olanları da var marketlerde. Her gün bir bardak süt içiyorsanız eğer, sadece bu değişiklikle yılda yarım kilo verebilirsiniz. Ve sakın yarım kiloyu küçümsemeyin.
13 Meyve suyundaki kalori miktarını da hiç küçümsemeyin, günde 1 bardaktan fazla içmeyin.
14 İlla kalori alacaksanız çiğnediğiniz bir şeyden alın. Meyve suyu içmek yerine meyve yiyin.
15 Bir diyet günlüğü tutun, yediklerinizi her gün not alın. Hatta diyete başlamadan önce yediklerinizi de not alın ve karşılaştırın.
16 Diyet yaparken Çin atasözünü unutmayın: ‘Midenin en fazla yüzde 80′ini doldurun’.
17 Mayonez yerine hardal kullanın.
18 Daha fazla çorba için; kremasız olacak elbette.
19 Kalorili içecekleri derhal kesin. Günde bir kutu normal kola içiyorsanız, diyet olanıyla değiştirin ve yılda 2,5 kilo verin.
20 İşe giderken öğlen yemeğinizi yanınızda götürün.
21 Yemek yerken oturun, ayakta bir şeyler atıştırmayın.
22 Meyve suyu içerken, normal su ile karıştırın.
23 Öğlen sadece ve illa sebze yiyin.
24 Evde yiyin, lokanta davetlerini geri çevirin.
25 Alkolü mümkün olduğu kadar azaltın.
26 Akşamüstü diyelim ki diyet kola içeceksiniz, bu alışkanlığı değiştirin ve domates suyu için.
DAHA ÇOK SEBZE YEMEK İÇİN

27 Sebzeleri tatlandırmak elinizde, başka sebzelerden yapacağınız soslarla yemeğinize lezzet katın.
28 Üç farklı çeşit fasulye türü ile bir salata yapın ve bunu mutlaka haftada üç gün yiyin.
29 Sebze çorbası da sebzeden sayılır unutmayın. Ayrıca sebze yemek için kasmayın kendinizi.
30 Tatlı patatesi keşfedin.
31 Ispanak hayatınıza her evrede girmeli, sandviçlere marul yerine; çorba, makarna ve salataya da tatlandırsın diye ekleyin.
32 Biraz paraya kıyın ve ayıklanmış, doğranmış sebzelerden alın. Her gün yenecek ya, rahat edersiniz.
33 Sebze sevmiyor musunuz? Dert değil, meyve de sebze kadar faydalı. Ama koyu renk olanlar daha iyidir, siyah üzüm, mango, kavun, portakal, artık Allah ne verdiyse.
34 Kalorili yemekten azıcık yiyeceğinize, kalorisiz yemekten koca bir tabak yiyebilirsiniz. İlkemiz bu.
35 İşi hızlandıralım ve iştahımızın iyice konsantre olursak kaybolacağından emin olalım.
36 Dolaptan yedi sekiz çeşit sebze çıkartın, beraberce haşlayın. Üzerine güzel ama kalorisiz bir sos ekleyin. Gün içinde 4 defa yiyin.
NE YESEM YARIYOR!

37 ‘Torunlarımı görmek istiyorum’ diyorsanız derhal o kurabiyeden vazgeçin.
38 Ben bir gelişme sürecine girdim, diye düşünün.
39 Şişmanlamaya devam etmek, zayıflamaya karar vermekten daha zahmetli bir iştir, unutmayın.
40 Hayatınıza mümkün olduğu kadar çok aksiyon sokun. Mutlaka yürüyüş yapın. Yürüyorsanız koşun, hareket edin, kımıldayın. Yaz ayları hareket için idealdir. Bu yazı boşa harcamayın.
41 Kendinize asla şişman demeyin. Midenizi de olmadık şeylerle doldurmayın.
42 Makarna bağımlısı mısınız? Korkmayın her öğün büyük bir kase yiyebilirsiniz. Yağsız elbette!..
43 Atıştırmak için kepekli veya çavdarlı bir dilim ekmek yiyebilirsiniz. Yine yağsız elbette…
44 ‘Bir kibrit kutusu büyüklüğünde’ gibi cümleleri asla kullanmayın.
AKŞAM ACIKANLARA VE ÜŞENGEÇLERE

45 Atıştırmak için fındık yiyebilirsiniz ama fındık da kalorilidir ve sakın bir kase dolusu yemeyin. Üç beş tane.
46 Çikolata gofret yok, meyve ve meyve var.
47 Yağsız süt, müsli ve meyve ile güne başlayın.
48 Fast food yemek zorundaysanız en küçük boy olanından ve mayonezsiz yiyin, içecek almayın ve eve gidince de sadece meyve yiyin.
49 Tam tahıllı ekmeğe yağsız peynir sürün ve yağsız süt için.
50 Haşlama sebze ve brokoli yiyeceksiniz ve sevmiyorsunuz diyelim. Üzerine abartmadan parmesan peynir dökün o halde.
51 Salata salata salata; Napolyon yaşasa böyle söylerdi mutlaka. Yağsız demeye gerek var mı?
52 Kolesterolünüz normalse haftada 7 yumurta yiyebilirsiniz. Haşlanmış yumurta ve kuşkonmazdan nefis bir akşam yemeği olur.
53 Haşlanmış sebze, üzerine parmesan ve dövülmüş fındık dökün, bayılacaksınız.
54 Yeşil salata, üzerine ton balığı, domates, yağsız peynir ve kalorisiz sos. Her gece yenir bu salata.
55 Gece yarısı atıştırmak kilo aldırmaz. Elbette ne yediğinizle alakalı bu durum.
56 Koca bir kase çorba… Acıkırsanız yine aynısından ve yine ve yine çorba.
57 Hazır sandviç yiyecekseniz, bari sebzelisinden alın.
58 Yoğurt diye bir yiyecek var, unutuyordum az kalsın. Her şeyi içine ekleyebilirsiniz.
59 Bir geceyi de sadece yoğurt yiyerek geçirin.
AH ŞU TATİLDE ALINAN KİLOLAR

60 Kendinize sakın ‘ne yapalım, tatil işte’ demeyin. Uğraştınız o kadar, silip süpürmeyin.
61 Yemeğe başlamadan kendinizi doyurun. Şu demek oluyor; bir elma veya tahıllı bir dilim ekmek yiyerek nereye gidecekseniz gidin.
62 Açık büfe mi var, eyvah! Biraz ondan biraz bundan derseniz yandınız. En iyisi her yere göz atmak ve dört çeşit belirlemek.
63 Yemekten hemen sonra diş fırçalayın, bu size artık yemek yok mesajı verecektir.
64 Evde yemek mi verdiniz, kalanlardan hemen kurtulun. Komşulara dağıtın, kapıcıya verin, ertesi gün işe götürün.
65 Alışverişe başlamadan, alışveriş merkezine kadar 3 kere yürüyün ya da bu imkan yoksa merkezin içinde hızlıca yürüyerek 15 dakika dolaşın.
66 Her zaman öncelik egzersizde olsun.
67 Ailecek evde toplanınca bile dans edin. Kendinize hem de dansa katılırlarsa ailenize bir faydanız olsun.
KUDURAN İŞTAH KONTROLÜ

68 Günü salata ile geçiştirin ve tüm kaloriyi tatlıya saklayın.
69 Etrafta hiç tatlı görmeden, tatlısız yaşamak mı istersiniz yoksa limitli olarak arada sırada yemeyi mi? İkincisini seçmek daha mantıklı, zaten ikinciyi seçenler daha mutlu oluyorlarmış.
70 Aileyle beraber yaşıyorsunuz ve her gece tatlı mı yeniyor? Peki, o halde kontrolü ele alın ve az kalorili tatlılar yapın. Onları meyveye alıştırın.
71 İki hafta tatlı yemeden dayanın ve bakın ne kadar inceleceksiniz.
72 Tatlı yiyecekseniz, mantıklı olun. Bir parça çikolata ya da 1 top dondurma ile yetinin.
73 Kalorisiz tatlılara alışın, şekersiz sakız çiğneyin. Yanınızda siyah üzüm, kuru kayısı bulundurun; birer avuç yiyeceksiniz ama.
KENDİMİ NASIL ZAPTEDECEĞİM?

74 Üç öğün mutlaka yenmeli. Gece acıkanlar, gündüz öğünlerini atlayanlardır çoklukla.
75 Akşam yemeğini masada, oturarak yiyin. Televizyon karşısında yemeğe veda edin.
76 Meyve çayı için, hem tok tutar hem de ağzınız meşgul olur.
77 Gece alışkanlılarınızı değiştirin. Zor ama yapacak bir şeyler bulun, kendinizi meşgul edin ama en iyisi erken yatın.
78 Duygusal bir sıkıntıdan ötürü yiyorsanız, önce derdinizi çözmeye çalışın. Belki de profesyonel bir yardıma ihtiyacınız vardır.
79 Buzdolabının üzerine ‘yemekten sonra açılmaz’ diye bir not koyabilirsiniz.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , ,

Prof. Dr. Erkan Topuz kanserden Korunmak için sağlıklı beslenme önerileri

erkan-topuzKanserde alternatif tedavi Antalya’da yapılan 15. Ulusal Kanser Kongresi’nin en önemli oturumlarından biri oldu. Oturuma katılan bilim adamları kansere karşı 16 bin bitkinin denendiğini bunların yüzde 16’sının kansere karşı etkinliğinin saptandığını açıkladılar.
Günde 4-5 domates yenilmesi öneriliyor
Bilim adamlarına göre kansere karşı etkili olduğu bilinen en önemli sebzelerden biri domates.. Kongrede bir konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, domatesin sağlık için yararlı etkileriyle ilgili şunları söyledi: “Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyum genellikle prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde, mide kanserinde ve bunlar ispat edilmiştir. Bunun dışında sayabileceğimiz pekçok kanserlerde etkisi çok fazladır. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemesini tavsiye ederiz veyahut likopen dışardan hap olarak da alabilir.”
Mantar
Mantarları özellikle kanserden korunmada ve kanser tedavisi esnasında hastalarımıza ekstrelerini kullanmalarını oneriyoruz.Tıpta,özellikle tamamlayıcı tıpta kullanılan tıbbi mantarlar özellikle Maitake ,shiitake ve resihi yi hastalarımızın veya ailesinde kanser vakası olanların özellikle kullanmasını öneriyoruz.Maitake mantarını meme kanseri,beyin tümörleri,cilt kanseri,karaciğer kanserinde…Shiitake mantarını jinekolojik tümörler,prostat kanseri veya şikayetlerinde,özelliklede 50 yasından sonra tüm erkeklerin profilaktik olarak kullanmasını,bağırsak ve kolon kanseri,Reishi mantarını ise Akciğer kanserinde ve genel olarak profilaktik olarak kullanmalarını tavsiye ediyoruz.Bunları hem tüketerek hemde özünü almanzı tavsiye ediyoruz ama tıbbi olarak özünü yani kapsül olarak almalarını öneriyoruz.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ŞARAP ÜSTÜNE..

gunesbanŞarap, bir gıda, keyif verici bir madde ve sosyalleştiren bir olgu. Biz Türkler için yemek vazife olmuş yıllarca. Oysa ki insan yaptığı her işe estetik katmayı bilmiş. İşte yemekteki bu estetiği de şarap sağlıyor. Çünkü bu sayede yemek, bizim için bir görev olmaktan çıkıp keyif veren bir eylem oluyor. Sofrada şarabımızı yudumlarken sohbet ediyoruz. Çarçabuk yiyip kalkmak yerine yavaş yiyor, iyi çiğniyoruz.
Şarap komplike bir içki. Çünkü şarabın masaya gelene kadar öyle çok aşaması ve onu öyle çok etkileyen etken var ki ; Üzüm çeşidi, yetiştiği toprak, iklim, üretici, şişeleme tekniği, üretildiği işletme vb. Üzüm çeşidinin de 10000 den fazla olduğu ama şarap için yaklaşık 20 tanesinin ön planda olduğu düşünülürse. Bu kadar çok şeyden etkilenen şarabı tanımaya çalışmak ayrıca bir keyif veriyor bana. Emek harcadıkça, öğrendikçe, aldığım keyifte artıyor. Şarabı tanıyabilmek için bu konuda yazılmış kitapları okumakta yarar var. Özellikle şarabı bilimsel yönüyle de inceleyen, araştıran Doç Dr. Nihat Aktan’ın ve Dr. Tuğrul Şavkay’ın kitap ve yazılarını önerebilirim. Ayrıca şarabı tatmadan önce üzerindeki, etiketi okumakta onu tanımayı bilinçlenmeyi sağlıyor. Şarabın nerede hangi üzümden yapıldığı, hangi yiyeceklerle tüketilebileceği, ne kadar süre saklanabileceği gibi püf noktalarını etiketlerde bulabilirsiniz.
Amacımız çok fazla sayıda ve miktarda şarap içmek değil, az miktarda ama bilinçli olarak kaliteli şarabı tüketmeyi bilmek olmalı. Kısacası şarabı alkollü bir içki değil, bir gıda olarak düşünmeli, sofralardaki yerini doğru olarak oturtabilmeliyiz. Azı karar, çoğu zarar misali, kararında tüketildiğinde şarabın sağlığı olumlu olarak etkileyen çok önemli özellikleri var. Diğer yüksek alkollü içkilere oranla şaraptaki alkol miktarı çok düşük. Kalorisine bakacak olursak da, bir kadeh şarap,1 büyük elma yediğinizde alacağınız enerjiye eşdeğer yani yaklaşık olarak 100 kalori civarında. Ayrıca şarapta bulunan polifenolik maddeler güçlü birer antioksidanttırlar. Bu polifenollerin Alzheimer (bunama) hastalığını da geciktirdiği çok uzun yıllar süren çalışmalarda tespit edilmiş. Kalp krizine kadar giden damar tıkanıklıklarının önlenmesinde olumlu etkileri olduğu bilinmekte. Böylece kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski azalmaktadır. Şarapta bulunan başka bir madde olan quarsetinin, tümör oluşumunu ve viral enfeksiyonları önlediği, ağrı kesici olduğu, bilinmekte. Kısacası şarap, en başta kalp ve kanser koruyucu olarak beslenmemizde özel bir yere sahip olan bir gıda.
Sonu gelemeyecek kadar uzun olan şarap gezintimi Nihat Aktan’ın “ Bir Yudum Şarap” adlı kitabından bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

“Şarap, çok önemli bir besin maddesidir. Hiçbir üründe olmayan bir çok aromatik madde içerir. İnsan metabolizmasında sindirim, solunum, dolaşım ve madde değiş tokuşunda çok önemli görevler yapar ve bu sistemleri düzenler. Düşünme ve yaratma yeteneklerini dürter ve geliştirir. İnsanlar arasında iletişim, yakınlaşma, dostluklar oluşmasında en önemli etken olur. Az miktarda günde 2-3 bardak şarap, hiçbir olumsuz etki yapmaz, tersine vücut fonksiyonlarının iyi işlemesinde yarar sağlar. Şarabın insan sağlığına ve beslenmesine olumlu etkileri daha ilk çağlarda fark edilerek bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. 2000 yıldan beri de tüm gelişmiş toplumlarda ve Hıristiyan aleminde kutsal kabul edilerek tüketimi teşvik görmüştür. İlk Türkler şarabın değerini çok daha önceden görerek her gittikleri yer asma yetiştirilmesi ve şarap yapılması tekniklerini götürmüşler ve Anadolu’yu bir bağ cenneti haline getirmişlerdir.”
Şaraba sofralarımızda ki yerini verebilmek umuduyla.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , , , , ,

Nasıl Zayıflar sınız?

gunesSağlıklı zayıflamak için her şeyden önce zayıflamaya değil yaşam biçiminizi değiştirmeye kara vermelisiniz. İsterseniz 2 kilo isterseniz 10 kilo fark etmez sadece biri daha uzun sürer. Yaşam biçimini tek başınıza değiştirmeniz hiç de kolay değil. O zaman bu işi bilen bir profesyonelden yardım almanız doğru olacaktır. Bu da diyetisyen, beslenme uzmanıdır. Çünkü onlar bu iş için eğitilmiş kişilerdir. Doktorlar sizin bir hastalık durumunuz olup olmadığını tespit ederler. Zayıflama konusunda yardımcı olmaları çok zordur. Çünkü besinler konusunda bir diyetisyen kadar bilgili olamazlar. O yüzden öncelikle kendinize uygun bir diyetisyeni seçmekle işe başlayın. Herkesin farklı bir yaşam biçimi vardır. Diyetisyen, doktorunuzun belirlediği sağlık sorunlarınızı da göz önünde bulundurarak, aktivitenizi, alışkanlıklarınızı, sevdikleriniz ve sevmediklerinizi belirleyerek ne zaman, nerede, nasıl hatta kiminle ne yiyebileceğinizi belirleyecek kilo verdikten sonrada korumanızı nasıl sağlayacağınızı size öğretecek kişidir.

Ancak diyetisyene başvurmadan önce kendi yaşamınızda yapabilecekleriniz şöyle;

Beslenme üzerine yapılan son araştırmalar az ama sık yenen öğünlerin sağlıklı zayıflama adına büyük mucizelere imza attığını gösteriyor. Aralarda size uygun ne tüketebileceğiniz besinleri belirleyin. Örneğin kuşluk vakti bir meyve, ikindi zamanı çayla bir dilim kek sizi mutlu ediyorsa neden olmasın.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

GÖNÜL NE ÇAY İSTER NE KAHVE; GÖNÜL MUHABBET İSTER KAHVE BAHANE

Güneşin ilk ışıklarıyla ayaktasınız. Daha yüzünüzü yıkamadan çay suyunu koyarsınız ocağa…

Aceleyle çıktınız evden, işe vapurla gidiyorsunuz. Denizi seyrederek demli bir çayı yudumlamanın keyfi bir başka olur. Hele de yanında sıcak bir simit varsa tadına doyum olmaz…

Uzun süredir görmemişiz arkadaşımızı, ahbabımızı “Bir çayımı içmeden bırakmam bir yere” deriz. İçmeden giderse de “alacağın olsun, bir çay, kahve bile içmeden kalktın, bunu saymam yine beklerim”.Çoğumuz neredeyse böyle diyalogları kim bilir günde kaç kere yaşıyoruz. Dostluklarımızı hep çay, kahveyle özdeşleştirmişiz. Eğer onları içmeden giderse de sitem edip, küsmüşüz. Eskilerin dediği gibi; “ Gönül ne çay ister, ne kahve; gönül muhabbet ister kahve bahane”. Bahane olmaya bahane ama yaşamımıza bu kadar girmiş olan çay-kahve tüketimini nasıl ayarlayabiliriz? Herkesi kırmamak için çay-kahveyi içerken neler alıyoruz bünyemize? Bunun sağlığımıza etkisi neler olabilir?

Kahve magnezyum, çay ise potasyum zengini bir içecek. Çay, vücuttaki elektrolit dengesinin sağlanması açısından sıvı içecekler arasında önemli bir yere sahip. Ancak, kahve için aynı şeyi söyleyemeyiz. Çünkü kahve vücuttan sıvı kaybını arttırıyor. Zaten biz de Türk kahvesiyle suyu birlikte ikram ederiz.

Çay ve kahveden söz ederken, son yıllarda gittikçe önemi artan kafeinden söz etmemek mümkün değil. Kafein üzerine araştırmalar hala devam etmekte ve zararlarıyla yararları hala tartışılmakta. Ancak son çalışmalara göre;

Bir fincan (200–250 ml) % 2-2,5‘lük instant kahve( içmeye hazır) 100–120 mg,

Bir çay bardağı 5 dakika demlenmiş çay 40–50 mg kafein içermekte.

Sağlıklı yetişkin bireylerde ağızdan alınan kafeinin tamamına yakını( % 99 ) emilir. Ağıdan alındıktan 5 dakika sonra tüm dokularda etkisi görülmeye başlar. Fizyolojik bir engelle karşılaşmazsa beyin, testis ve fetüs dokularına ulaşır. Emzikli annelerde süte geçer. Bu kadar hızlı emildiği için ve neredeyse tüm dokulara bu kadar hızlı yayıldığı için uyarıcı etkisi hemen başlar. O nedenle de uykuyu kaçırmak için birebirdir. Ancak aynı hızla fetüse ve anne sütüne de geçtiğinden gebe ve emzikli annelerin gereksiz kafein alımından kaçınmaları gerekir.

Orta düzeyde alınan kafeinin (günde 200–300 mg) iştah arttırıcı, uyuşukluğu ve zihin yorgunluğunu giderici etkisi olduğu bilinmektedir. Buda yaklaşık olarak bir fincan kahve ve 4 bardak çay içmekle sağlanır.

Kafeinin peptik ülseri olanlarda mideyi uyarıcı olduğu için, olumsuz etkisi görülebilmektedir. Ayrıca kalp ve yüksek tansiyon hastalarında olumsuz etkileri fazla tüketildiğinde görülebilmektedir.

Kafeinin başka bir özelliği de metabolizma hızını arttırmasıdır. Bu nedenle bazı araştırmalarda şişmanlık tedavisinde etkisi olabileceği ileri sürülmektedir. Alışkanlığı olan sporcularda müsabakadan 1 saat kadar önce içilen kahvenin performansı olumlu olarak etkilediğine dair çalışmalarda vardır. Alışkanlığı olmayanlarda ise ters etki yapmaktadır.

Anemisi yani kansızlık olan kişilerde çayda bulunan tanen adlı madde demir elementinin bağlanmasına ve emilimin ciddi bir oranda azalmasına neden olmaktadır. Bu kişilerin çay tüketiminde çok dikkatli olması gerekiyor. Böyle kişiler çayı yemeklerden bir saat sonra, açık ve limonlu almaya özen göstermeliler. Tabii çay tüketimini de azaltmaları gerekiyor. Aynı şekilde kadınların ( her ay adet kanamaları ve gebelik, emziklilik )ve büyüme çağında ki çocukların anemi olma riski erkeklere göre daha çok olduğundan çay tüketiminde daha dikkatli olmaları gereklidir. Son yapılan bir çalışmada da günde 200 mg. üstü kafein alan hamile kadınlarda düşük riski, kafein almayanların iki katı bulundu. 200 mg. kafein 2 büyük fincan kahve, 4-5 çay bardağı 5 dakika demlenmiş çay ya da 5 şişe kolalı içecek anlamına geliyor. Başka bir çalışma ise günde 4 kap kahve eşdeğeri kafein alan Tip II Şeker hastalarında kan şekerini kontrol etmenin güçleştiğini belirtiyor.

Çay, kahve hayatımızda önemli bir yere sahip. Her şeyde olduğu gibi azı karar, çoğu zarar diye düşünerek tüketelim çayı, kahveyi.

Evet, maksat muhabbet çay, kahve bahane.

Çay Hakkında Merak edilen Sorular

Çayı kimler buldu?

Binlerce yıl önce Çin’in ilk imparatorlarından Shen Yung çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. Bunun büyüsüne kapılır ve sürekli çay içer. Avrupa çayla 1600’lü yıllarda tanışır.

Günde ne kadar çay içiyoruz?

Türkiye de çay, sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecek. Nüfusun yüzde 96’sı her gün çay içiyor. Türkiye’deki pazarın yüzde 83,8’ini demleme çaylar oluşturuyor.

Günde kaç bardak çay içmek ideal?

Orta demde 10 bardak çay içebilirsiniz. Ama günde 1 fincan kahvede içiliyorsa, çay tüketimi 5 bardağı geçmemeli. Daha fazlasının kabızlık yaptığı biliniyor.

Çay, kanser koruyucu etkisi var mıdır?

Yeşil çayın antioksidan etkisi siyah çaya göre daha yüksek. Ayrıca yeşil çayın yağ yakıcı etkisi olduğu da söyleniyor. En önemli özelliği ise anti kanserojen etkisinin olması. Çin’de yapılan araştırmaya göre yeşil çay içenler arasında meme ve pankreas kanserinde % 50 ye varan bir azalma tespit edilmiş.

Form çayları gerçekten zayıflatıyor mu?

Form çayı diye bilinen çaylar, içeriklerine göre sadece vücuttaki fazla sıvıyı atmaya yarayabilir. Bir de bu çayların en önemli özelliği içinde ki özellikle sinameki otuyla barsak çalışmasını hızlandırıyor. Böylece kabızlığı önlüyor. Ancak, 7–8 günden daha fazla barsak yumuşatıcı kullanmak doğru değildir. Kolon kanserine yakalanma riskini arttırır.

Çayın beyazı olur mu?

Hafif ve yumuşak içimli beyaz çay, Çin’in Minjiang Nehri’nin verimli sularıyla beslenen Fujian Dağları’nın durgun ikliminde yetişir. Kafein miktarı düşük bir çay, meyvemsi tadı var. Nadir olduğu için fiyatı pahalı. Şöyle söyleyebiliriz; pek çok şeyin ucuza satıldığı Çin’de beyaz çayın kilosu 150 dolar. Bu çayın kanserden koruduğu, damar sertliğine iyi geldiği söyleniyor.

Earl Grey sadece çay adı mı?

Bergamot aromalı çay türü olarak tanıdığımız Earl Grey aslında İngiltere başkanı. 1830-1834 yılları arasında İngiltere de Başbakanlık yapan Earl Grey’in bu çayı diplomatik bir hediye olarak aldığı rivayet edilir. Nasıl bir diplomatik hediye mi? Grey’in adamları bir Çinli’nin oğlunu boğulmaktan kurtarınca onlara Çinliler tarafından çay hediye edildi. Earl Grey bu çayı o kadar beğendi ki çay tüccarı Twinings şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istedi. Böylece Earl Grey ortaya çıktı.

Çay ve kahvenin kalorisi var mı?

Çay ve kahvenin kendi kalorisi sıfıra yakın ancak içerisine katılan süt, şeker, şurup ve krema gibi ekler kaloriyi çok arttırmakta.

Kahvenin adı nereden geliyor? ( kahvenin etimolojisi)

Kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Habeşistan’ın Kaffa yöresinin Arapça karşılığı “qahwah ” dır. Araplar bugün bilinen kahveyi henüz tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında kullanmaktaydı. Bugünkü anlamına 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır. Bu Türkçe de kahve’ye dönüşmüş, buradan da Avrupa’da café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee şekline gelmiştir

Kahve Türkiye’ye ne zaman geldi?

Kahvenin Osmanlı İmparatorluğuna geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte, Tarihçiler tarafından, ilk defa 1519 yılında I. Selim’in Mısır seferinden sonra İstanbul’a geldiği belirtilmektedir. Başlangıçta özellikle gelir düzeyi yüksek ve okuryazarlar tarafından tüketilen kahve, hızla tüm İstanbul’a yayılmış ve çok sayıda kahvehane açılmıştır. Kahvenin toplumsal özelliği burada da ortaya çıkmıştır. Özellikle dindar çevreler, kahvenin insanları bi raraya getirici ve camilerden uzaklaştırıcı etkilerinden korkarak, kahveyi yasaklamaya çalışmıştır. Örneğin Kanuni Süleyman döneminde Şeyhülislam Ebusuud Efendi, kömür derecesinde kavrulan maddeleri içmenin haram olduğunu söyleyerek, kahveyi yasaklamıştır. Bunu izleyerek III. Selim, III. Murad ve I. Ahmet dönemlerinde de (15-16. yy.) yasaklar gelmişse de bunların hepsi kısa ömürlü olmuştur. Evliya Çelebi’ye göre XVII yy.’ da İstanbul’da 55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu vardır.

Kahve çeşitleri nelerdir?
Türk Kahvesi – Telvesi ile servis yapılan tek kahve çeşidi
Espresso – Makine ile hazırlanan, koyu kavrulmuş, İtalya’ya özgü bir kahve türüdür.
Mırra – Şanlıurfa’ya özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve
Cappuccino – Espresso ve su buharı ile ile köpük haline getirilmiş süt eklenen kahve
Americano – Espresso’nun sıcak su eklenerek yumuşatılmış şekli
Cafe au lait – Fransızların sütlü filtre kahvesi
Ethiopian Yirgacheff – Şarabımsı buruk tadı olan Etiyopya kahvesi
Latte – Espresso’ya köpürtülmemiş sütün eklendiği kahve
Mocca – Espresso’ya süt köpüğü eklenerek hazırlanan kahve
Mocha – Latte’ye bol miktarda çikolata eklenmesiyle yapılan kahve
Santos – Brezilya’da yetişen , büyük yeşilimsi taneli orta derecede kuvvetli kahve
Sumatran – Düşük asit dengesine sahip Endonezya kahvesi
Supremo – Sabahları içilen Kolombiya kahvesi
Viennese – Espresso’ya çikolata ve krema katılarak hazırlanan Viyana usulü kahve
Macchiato- Süt, espresso, vanilya şurubu, karamel tozu.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,
null
Web