Stres Düzenleyici ve Yaratıcılık İlşkisi
Stres, fiziksel ve ruhsal sınırların zorlanmasıyla ortaya çıkan bir durumdur.Stres
kişide kalp çarpıntısı,terleme, sık sık soluk alıp verme, yerinde duramama, mide
bulantısı, baş dönmesi, karın ağrısı, sıksık tuvalet ihtiyacını giderme istesi,
sigara içme, alkole yönelme, düşüncesini toplayamama, dikkat problemleriyle
görülebilmektedir.
Stres kavramı yirminci yüz yılda sanayileşmenin artmasıyla toplumun
karmaşıklaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Stres bir çok hastalıklara sebeb
olabilmektedir. Bunların arasında kanser, mide ve bağırsak hastalıkları, baş ağrıları, migren, psikolojik rahatsızlıklar gelmektedir. Strese yakalanan kişilerin özellikleri A.Tipi dediğimiz kişilerin özellikleridir. Bunlar hareketli sabırsız geç kalmaya tahammülü olmayan sürekli kafasında bazı sorunlarla meşgül olan hırslı başarısızlığa tahammül edemeyen özellikler göstermektedirler. Bu kişiler daha fazla strese mağruz kalırlar, stresli bir kişilik yapısı çocukluk çağlarından itibaren
ortaya çıkar eğer ailede stresli bir kişilik yapısında bireyler var ise çocuklarda da olma ihtimali fazladır.
Bu Konunun Devamını Okuyun »
İlişkilerden Beklentilerimiz
İnsanlar doğası gereği sosyal ve duygusal özelliklere sahiptir. Gerek sevilmek, gerekse sevmek insanın yaşamında vazgeçilmez duygulardır. Bazen fizyolojik ihtiyaçlarımız birincil ihtiyaç olmasına rağmen ikincil duruma düşebilirler.örneğin, aşk orucu, stresten kaynaklanan yemek yememek, güzel görünmek adına sağlıksız aç kalmak ölüm orucu vs gibi..Fakat bunlar bize mantıksız gelse de toplumsal gerçekler olduğu için kabul etmek zorundayız.
Peki insanların ilişki yaşama isteklerinin altında ne yatar? Neden bir ilişki yaşamak isterler.? Ve ilişki nedir? Önce tanımdan başlayalım.Aslında ilk anlatmam gereken şey, toplumumuzda ilişki derken hemen akla cinsel ilişki gelmektedir. Bunun nedeni medyanın ilişkiyi hep yanlış, yasak kavramlar için kullanmasıdır.
İlişki, duygu ,düşünce,temas ve varlığın karşıdakine aktarımıdır. Reel İlişki olabilmesi için en az iki kişinin varlığı zorunludur.İlişkinin çeşitli tanımlarına fazla girmeden türlerine bakalım.
Sosyal ilişki, duygusal ilişki, fiziksel ilişki,düşünsel ilişki ve son zamanlarda realitesi tartışılan sanal ilişki !!! Burada sanal ilişki hem sosyal,hem duygusal hem de cinselliği içinde barındırabilir. Ama gerçek anlamda bir ilişki nitelemesi yapamayız.
AİLE VE RUH SAĞLIĞI
Çocuğun ilk beş yıl zamanında kişiliğinin temellerinin atıldığı bilinen bir gerçektir.
İlk iki yılda anne & çocuk ilişkisi halinde başlar, daha sonra da baba da çocuğun ruhsal yapısının şekillenmesinde yerini alır,çocuklarda ben kavramı aile için de kişiler arasında ilişkilerle konulur.
Aile içinde kurulan bu ilişkiler, sonucunda çocuğun kişilik gelişimi için adımlar atılmış olur aile içinde kurulan bu ilişkiler daha sonraki yaşamlarını etkiler davranışların oluşmasında büyük önemi vardır. Bu bakım dan ilk beş yılda ailenin ilişkilerine, iletişimlerine çok önem vermelidir.
Burada yapılacak olan yanlışlar çocuğun ilerki yaşamlarını kişiliğini etkileyecektir.
Aile içindeki ilişkiler ve iletişimler sonucunda çocukta güven yada güvensizlik duygularının gelişmesine yol açar çocukla annenin ilişkisi ilk olarak emzirme sırasın da ortaya çıkar emzirme durumunda, çocuk tatmin edilmemiş olabilir ve kırıklığa, saldırganlığa, kaygı ve endişeye, güvensizlik duygusuna dönüşebilir.
Bu Konunun Devamını Okuyun »
Ayrılık Psikolojisi
AYRILIK PSİKOLOJİSİ
Ayrılıklar hep acı vermiştir.nedenine bakılmadan.ayrılmak doğru bir karar olsa da yanlış bir karar olsa da bizim üzerimizde belli bir süre büyük etki bırakır. Bu durumu ben muma benzetirim. Ayrılık esnasında insanın yüreğinde kırk mum yanar. Zamanlar bu mumlar teker teker söner. Söndükçe,etrafa (kalbe) verdiği ateş azalır. Her gün bir mum söner. Her sönen mum ateşin etkisini azaltır. Gün gelir tek mum kalır. Omum sönmez. O mum artık ayrılığı değil yaşanmışlığı temsil eder. Artık yakmaz, sadece o ilişkiyi temsil eder. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere ayrılıklar da zamanla ilk etkisini gösteremez. Fakat bazen o mumlar o kadar geç söner ki. Hatta sönmemek için çok çaba harcarlar.













