Hem zayıf hem sağlıklı olmak için
Bir an için unutun şu fazla kilolarınızı ve sağlıklı beslenmeye konsantre olun. Son zamanlarda bu konuda o kadar çok şey yazılıyor ki, biz de bir uzmanın görüşlerine yer verelim istedik. Unutmayın sağlıklı beslenme, hem hastalıklardan, hem kilolardan uzak bir hayat demek
Son zamanlarda beslenme ile ilgili pek çok haber basında yer alıyor. Liposuction, bulimia, anoreksia, obezite gibi terimler dilimizden düşmüyor. Ben de bu nedenle bugün e-posta ile elime geçen aşağıdaki bilgileri yayınlamak istiyorum. Kaynak, kimin yaptığı belli olmamakla beraber, Kanser konusundaki en tutarlı istatistikler ABD’den geliyor. Buna göre:
- Her 20 kişiden birinde bağırsak kanseri
- Her 8 kadından birinde de göğüs kanseri
bulunuyor.
Kadınlarda en çok görülen kanser türleri sırasıyla;
- göğüs kanseri
- bağırsak kanseri
- rahim kanseri
Erkeklerde en çok görülen kanser türleri sırasıyla;
- prostat kanseri
- akciğer kanseri
- bağırsak kanseri
Bu verilerden anlaşılacağı gibi kadında çok sık rastlanan rahim kanseri, bağırsak kanserinden daha düşük orana sahip, erkeklerde ise 3. sırada. Ancak tüm kanser türleri içinde beslenme ile yüzde 70,5, yılda bir yapılan kolonoskopi ile yüzde 95-99 arası önlenebilen tek kanser türü. Bağırsakta iyi huylu bir polip olarak başlayan bu hastalık 7-8 yılı içinde kötü huylu bir tümöre dönüşüyor. Bu nedenle 5 yılda bir yapılan kolonoskopi bu hastalığı çok yüksek bir oranda önleyebiliyor.
Kanser oranının artması tüm dünyada 1900′lerin başlarına denk düşüyor. Araştırmalar bu dönemdeki 2 olaya bağlantı gösteriyor:
1.Modern un fabrikalarının kuruluşu: Yediğimiz ekmekteki un partiküllerinin oldukça kalın olması gerekiyor. Çok işlem görmüş, çok öğütülmüş buğday yerine, kırık buğdaylı ekmek yemek, hem bağırsaklar, hem de kilo açısından daha yararlı. Francala ekmek yerine marketlerde satılan ‘Doygun Ekmek’in çavdarlı ekmeği, ya da tam buğday ekmeği, veya İstanbul Halk Ekmek’in köy ekmeği piyasada olan ekmeklerin içinde en sağlıklıları.
Evde yapmak isterseniz; ½ kg tam buğday unu, 300gr ince bulgur, 100gr keten tohumu karıştırarak tam doğru kıvamda ekmek yapabilirsiniz.
2. Margarin: Evinize ASLA girmemesi gereken bir gıda maddesidir. Bunun yerine tereyağı (her gün bir dilim ekmeğe sürülecek kadar tereyağı tüketebilirsiniz, 10-20 gr kadar) ve zeytinyağı tüketmelisiniz.
Sağlıklı beslenme için…
Vücut için yararlı olan maddelerin en başında Omega 3 geliyor. Omega 3′ün en çok bulunduğu gıdalar:
- Keten tohumu: Bunu günlük 25 gr (tepeleme çorba kaşığı) kadar tüketmeniz gerekiyor. Ancak yemeden önce dış kabuğunun kırılması gerekiyor, yoksa bize yeteri kadar faydası olmuyor. Yemeden önce kahve makinasında öğütüp, sonra tüketmemiz ve de gün içinde keten tohmunun görevini yapabilmesi için yeterli derecede su içmemiz gerekiyor. Keten tohumunu günlük öğütmeliyiz, çünkü 24 saat içinde bayatlıyor.
- Soya fasulyesi
- Soya filizi
- Koyu yeşil yapraklı tüm sebzeler
- Domates
- Balıklar: Lüfer, somon
- Yumurta
Doymamış (sıvı) yağların içinde Omega 3, Omega 6 ve Omega 9 bulunuyor.
Omega 9: Zeytinyağında bulunur.
Omega 6: Mısırözü, ayçiçeği, fındık yağlarında ise yüksek miktarda bulunur.
Vücudumuz için çok yararlı olan Omega 3′ün EN BÜYÜK DÜŞMANI Omega 6′dır. Aldığımız gıdalardaki yararlı Omega 3, eğer gerektiğinden fazla Omega 6 almış isek vücudumuz tarafından kullanılamaz. Örneğin Omega 3 almak için yediğimiz balığı, ayçiçek yağında kızartırsak o balığın faydası olmaz.
Doğada omega 3 ve Omega 6 oranının kaç olduğunu araştıranlar, yumurtada bu oranın 1:4 olduğunu bulmuşlar. Bizim de diyetimizde buna dikkat etmemiz gerekiyor.
Omega 6 açısından zengin olan gıdalar (Yemememiz gereken ya da, az yememiz gereken gıdalar):
- Zeytinyağı dışındaki tüm sıvı yağlar
- Margarin
- Fındık-Fıstık
- Ceviz
- Nutella (fındık yağı var)
Yapılan araştırmalarda vücuttaki Omega 6 oranı arttıkça, göğüs, bağırsak ve prostat kanserine yakalanma oranlarının arttığı gözlenmiştir.
Haftada 30-40 çeşit bitkisel gıda tüketmemiz gerekiyor.
Çoğunlukla toprak kökenli bitkileri tercih etmeliyiz. Örneğin; salataya koyacağınız domates, salatalık, nane, fesleğen, roka, dereotu, maydanoz, turp vb ile bu 40 çeşidin önemli bir miktarını karşılayabilirsiniz.
|
Demir alımı için kırmızı et her gün tüketilmeli. Öte yandan kırmızı eti tükettiğimiz gün yumurta yememeliyiz; çünkü:
1 dilim et = 125 gr veya 1½ yumurta
Günlük içmemiz gereken su miktarı:
Bu kişiden kişiye göre değişir. 1.80 cm boyutlarında 80 kg ağırlığındaki kişi ile 1.55 cm boyutlarında ki kişinin su ihtiyacı aynı olmaz.
Bilmemiz gereken ‘Altın sarısı işemek bizi zengin etmez’. İdrarımızın renginin ve kokusunun olmaması gerekir.
Yanık olan hiçbirşeyi yememeliyiz; yanık ekmek, yanmış sucuk vs gibi.
Kömür mangalı kullanmamalıyız. Etin yağı kömüre damlar, yanar ve 40 farklı kansorejen madde ete yapışır. Bunun yerine granit taş tercih edilmeli, kesinlikle etin yağı kömüre akmamalı ve kömürün yanarken oluşan dumanı ete gelmemeli. Bu durumda en sağlıklısı elektrikli ızgara.
Balık için en ideali, çok mümkün olmasa da haftada 3 porsiyon tüketmektir; çünkü Omega 3 açısından en zengin besin. Lüfer, Dil, Somon tercih edilebilir.
Kalsiyum: Günlük almamız gerek miktar 1000 cl. Bugüne dek kalsiyumu süt, peynir ve yoğurt gibi gıdalardan almamız gerektiği öğretilmiş olsa da, bu şekilde kalsiyum almak oldukça zor ve zahmetli. Bunun nedeni bu kadar çok kalsiyumu alabilmek için bu besinlerin tüketiminin de fazla olmasının gerekmesi. Örneğin, 1250 gr yoğurt, süt, ya da peynir tüketmek gerekiyor. Oysa bu gıdaları bu oranda tüketirsek çok fazla yağ almış oluruz. Bu nedenle ilk olarak bu gıdaların da yağsız olanlarını tercih etmeliyiz.
Günlük calcium ihtiyacımızı sebze ile karşılayabiliriz: 400 gr maydanoz ile günlük calcium ihtiyacımızı karşılayabiliriz.
Koyu yapraklı sebzeler tercih edilmeli. Peynir ise tüketilmemeli, çünkü sadece yağ deposu.
Günlük alınması gereken vitaminler:
Daily Mix Vitamin (GNC-Mega Mix, One A Day, Centrum…)
Omega 3 (Solgar-Omega 3-700, GNC Omega 3)
Betacarotene (haftada 2 alınabilir)
Krom
Selenium
Q enzyme 10
Calcium oyster shell
Kola: Mutlaka cola içmek zorundaysanız, aç karnına normal kola, yemek yerken veya tok karnına diet kola tercih edilmeli. Tabii ki ilk tercih su olmalı.
Yapay tatlandırıcı: Çok tercih edilmemeli. Japonya’da bir ağacın yaprağını bu iş için kullanıyorlar. Stevya adı verilen bu madde yapay tatlandırıcı yerine geçiyor. Galatasaray’dan Tünel’e giderken sağdaki 2. veya 3. sokaktaki doğal ürünler satan dükkanda bulunabilir.
Alkol tüketimi:
- Erkekler, günlük 20 gr = 1 şişe bira = 1 kadeh şarap
- Kadınlar, günlük 10 gr. = ½ şişe bira = ½ kadeh şarap
tüketebilirler.
Bir günlük alkol tüketimi bu miktarları aşmamalı. Bu miktarlar aşıldığı zaman karaciğerimizi yormuyoruz, zehirliyoruz. Bu nedenle “Ertesi gün içmem, karaciğerimi, vücudumu dinlendiririm.” düşüncesi de sadece kendimizi kandırmak olur.
Gofret, bisküvi asla yenmemeli. İlla ki atıştırmak ve zararlı birşeyler yemek istiyorsanız bitter çikolata tek tercihiniz olmalı.
Hastalıkların sebebi
Kanser, yüksek tansiyon, damar sertliği, şeker, kalp hastalıkları, syndrome X (metabolik syndrome, insulin direnci hastalığı: hücrelerdeki insulin değerinin bozulması) hastalıkları artık bir başlık altında inceleniyor. Tüm bu hastalıkların 2 önemli nedeni var:
1. Omega 3 ve Omega 6 oranının bozulması: Vücuttaki hücre zarlarında yeterli oranda Omega 3 olmalı, bu şekilde daha
dayanıklı hücre yapısı olur. Bu nedenle omega 3 / Omega 6 oranına dikkat etmek gerekir.
2. Glisemik indeks: Kan şekerini yükseltme kat sayısı: Basit şeker yeme, patates ye: Doğru diye bilinen büyük yalan. Türlü gıdaların kandaki şekeri yükseltme eğrisini belirlemek için yapılan araştırmada doğru bildiğimiz birçok yanlış bulunmuş. Glisemik indeks yükseldikçe besinin zararı da yükseliyor.
Örnek: Beyaz ekmek, makarna, beyaz pirinç, patates, dondurma
Bu besinleri glisemik indeks açısından en zararlıdan en az zararlıya doğru dizmemiz gerekirse:
- Beyaz pirinç G.I: 160
- Patates G.I: 130
- Beyaz Ekmek G.I: 80
- Dondurma G.I: 70
- Makarna G.I: 55
Glisemik indeksin 70 ve altında olması sağlığımız ve beslenmemiz için ideal olanı. Beyaz pirinç, beyaz ekmek ve patates vücudumuza girdikten sonra 1 saat içinde glikoz üretir. Vücut bu glikozu içine almak için insülin üretir ve bu glikozu enerji olarak depolamak için şeker depolarına götürür. Ancak vücuda ağır ağır değil, hepsi bir anda verilen glikoz vücuda depolayabileceğinden fazla gelir. Vücutta bunu hemen yok etmesi gerektiğinden yağa dönüştürür ve kilo alırız. Üstelik buna rağmen kısa sürede açlık hissederiz.
Bu nedenle her zaman daha sert buğdaydan yapılmış gıdaları tüketmeliyiz. Bu gıdalarda glikoz çok yavaş bir şekilde kana karışır ve vücut bu glikozu enerji olarak depolayabileceği zamanı bulur. Ayrıca çok daha uzun süre tok tutar. Aynı sebeple futbolcular maçtan 3 saat önce makarna yerler.
- Pirinç yerine bulgur tercih etmeliyiz; dolmalarda, zeytinyağlılarda bulgur kullanmalıyız.
- Pirinç unu ASLA kullanmamalıyız.
- Sütlü tatlıları hafif zannetmemeliyiz.
- Patates yiyerek çok hafif yediğimizi düşünmemeliyiz.
- Makarnadan da (çok yağlı ve kremalı olmadığı takdirde) çekinmemeliyiz.
Bazı başka besinlerin glisemik indeksleri:
Kabuklu/kepekli pirinç 90
Mercimek 22
Bulgur 45
Kepekli makarna 50
Mercimek çorbası, nohutlu veya mercimekli bulgur pilavı bu anlamda çok sağlıklı gıdalar
Alternatif tıp ile Diyet
Diyete yardımcı olduğu söylenen, metabolizma hızlandırıcı, açlık kapatıcı, vs. ürünler çok popüler. Peki gerçekten bu ürünler, reklamlarında bahsedildiği gibi yararlı ürünler mi?
Maalesef günümüzde alternatif tedaviler hakkında internette ve bazı yayın organlarında yararları ve mutlaka kullanılması gerektiği ile ilgili yazılar görmekteyiz. Daha da önemlisi de bütün bireylerin bu çekici sadece anektodal verilmiş mucizevi bilgilere inanarak hemen kullanması gerçeği.
Food and Drug Administiration (FDA) (Amerikan Besin ve İlaç Kurumu) alternatif yöntemlerin sağlık sisteminin temel bir parçası olmadığı görüşünde. Hatta bu uygulamaları egzotik, mistik ve bazılarını da tehlikeli bulmaktadır. Bu uyarılara rağmen Amerika Birleşik Devletlerinde alternatif tedavi kullanım sıklığı 1990’da % 33,8 iken 1997’de bu oranın % 42,1’e yükseldiği bildirilmektedir.
Bunun üzerine 1992 yılında National Institutes of Health kendi bünyesinde Alternatif Tıp Ofisi kurarak bu kullanılan ürünlerin insan sağlığı üzerine etkileri, mekanizmaları, güvenliği, maliyeti hakkında çalışmalara başlamıştır.
Günümüzde dahi çoğu kanıta dayalı bilim tarafından tartışmalı olan bu ürünlerin etki mekanizmaları çok az bilinmekle beraber, ciddi klinik sorunları kullanan bireyler üzrerinde yapılan deneysel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu yazımda günümüzde çok kullanılan ürünlerin yararları ve sağlık üzerini olumsuz etkileri hakkında güncel bilgileri vereceğim.
Diyet desteyicilerinin güvenliği ve etkileri
Dietary Supplement Health and Education bildirisinde diyet destekleyicilerinin bir hastalığı teşhis eder, tedavi eder, korur gibi bilgileri koyamayacağını FDA karar vermiştir. Örnek verecek olursak, bu satın aldığınız (X) ürün sağlıklı prostat fonksiyonunu sağlayabilir, normal idrara çıkışa yardımcı olabilir diyebilir. Ancak prostat kanserini önler veya tedavi eder gibi kanıtlanmış yargısına varacak şekilde yazamaz, öneremez.
Günümüzde Amerika Birleşik Devletler’inde dahi doğal (herbal) ürünlerin kalitesini değerlendirecek hükümetin bir standartı bulunmamaktadır. Çünkü destekleyicilerin analizleri çok karmaşık olmasından kaynaklanan etken madde karmaşasının bulunması sayılmaktadır.
Diyet destekleyicilerin kalite kontrolündeki en önemli problemleri sıralayacak olursak:
- FDA böyle bir ürünün örnek olarak kullanılmasına bile müsaade etmemekte
- Bu ürünlerin yaşam için mutlaka kullanılması gerekliliğini ve düzenli olarak sağlığa olumlu etki veremeyeceği kanısının geçerliliği.
- Birçok üründe toksik etkilerinin içerisinde karmaşık çok maddeyi barındırdığı için hangisine ait olacağı kanıtlanamaması
- Kontaminasyon, karıştırma ve başka bir şeyin yerine kullanma olasılığı olarak düşünülmektedir.
Bu olayı şöyle açıklayabiliriz. Kısacası piyasada satılan ürünler FDA tarafından içeriğine uygun mudur diye analiz yapmışlar. Aynı etken maddenin olması gereken ürünün farklı paketlerinde aynı ada bağlı farklı etken maddeler bulmuşlardır. Örneğin ginseng olarak bilinen ürünlerin % 25’i ginseng maddesini içermemiş, % 60’ında aktif maddenin 0,26-6,85 mg arasında olması gerekirken 250 mg gibi aşırı yüksek doz etken madde içerdiğini gözlemişleridir. Yine melatonin adında diyet destekleyicisinde ürün ne içerdiği belli olmadığı için parçalamamamış, analiz edilememiştir.
Günümüzde diyet yapma popülerliliği ile birlikte diyetin bazı destekleyicilerle uygulanması hızla yaygınlaşmaktadır. Tüketicilerin bilinçlenmesi çok önemlidir. Bu nedenle herbal, doğal ve kanser maddelerini içermez ibareleri denetlense dahi birçok üründe kontrol edilemediği için risk taşımaz güvenle kullanabilirim anlamına gelmemektedir.
Sık kullanılan ürünler ve vücut için etkilerini inceleyelim.
Coenzim Q 10: Hücre zarı için vazgeçilmez bir unsur olan, hücre içi fonksiyonlarda önemli görevi üstlenen, enerji üretimi için önemli kofaktördür. Sıklıkla kardiyak hastalıklar, diyabet, hipertansiyon ve kas distrofisi gibi hastalıklarda kullanılır. Bugün sadece kalp hastalıklarında tedavi edici etkisi olduğu bilinirken, diğer hastalıklarda sağlığı destekleyici etkisinin olabileceği ancak tedavi hakkında hazırda bilgilerin olmadığı bildirilmektedir. Coenzim Q 10’un iştah kaybı, diyare, gastirit gibi ters etkileri bulunmaktadır. Günde 300 mg’ın üzerinde kullanmak karaciğer foksiyon testlerinden serum aminotransferazları yükseltmektedir. Ayrıca kanın pıhtılaşma süresini düşürdüğü bilinmektedir.
Dehidroepiandresteron: Daha çok performans arttırıcı etki olarak kullanılan adrenal korteksten salgılanan bir hormon öncüsüdür. Ancak kadınlarda hepatite, erkeklerde prostat kansere, kadınlarda endometrial ve meme kanserine neden olduğu bildirilmiştir. Genç atletlerde kan lipidlerini yükselttiği, karaciğer problemlerine ve testislerde hipertrofiye neden olduğu bulunmuştur.
Ginseng: Çin ve Kore’de iyileştirmede kullanılan ‘Panax’ bitkisinden elde edilen ve dünyada çok popüler olarak bilinen üründür. Güçlü afrodizyak olduğu kabul edilmektedir. Stresin kaybolmasına, genel yaşamda yenilenmeye ve vücut fonksiyonlarının güçlendirdiğine inanılmaktadır. Bugüne kadar ‘Panax’ etken maddeli ginseng için tehlikeli bir durum rapor edilmemiştir. Çok sınırlı sayıda çok geçerliliği kabul edilememekle birlikte hipertansiyon, sinir sistemi bozuklukları ve diyare gibi sonuçlar olabileceği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.
Gingko: Ginko biloba Çin’de Alzheimer demans tipinde, periferal vasküler hastalıklarda ve kognotif fonksiyon bozukluklarında tedavi edici olarak kullanılmaktadır. İçerdiği flavanoidler sayesinde bu fonksiyonları sağladığı bildirilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalışmalar orta demansa (unutkanlık) sahip olan hastalarda ginkgo biloba desteği ile mental fonksiyonlarda düzelme olduğu yönündedir. Ancak aspirin ile birlikte kullanımlarda oküler hemoraji oluşmaktadır. Kalp hastalığı olup aspirin alan bireylerde kesinlikle kullanılmamalıdır.
Kava: Ülkemizde değişik adlarda destekleyici olarak kullanılmaktadır. Endişe, kuruntu gibi psikolojik sorunları çözücü, sedatif (yatıştırıcı) etkisi nedeniyle kullanılan üründür. Diyetlerde oluşabilecek sıkıntıları gidermek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak İsviçre ve Almanya’da kullanan kişilerde karaciğer harabiyeti yarattığı hatta Alman 3 hastada karaciğer transplantasyonu gerektiren harabiyete kadar giden sorunların oluştuğu, bir hastanın da öldüğü rapor edilmiştir.
Ma Huang: Etken maddesine göre preperat adları değişmektedir. Ülkemizde efedrin olarak bilinmektedir. Kan basıncını düşürmede, santral sinir sistemi iyileşmesinde, kalp atım hızının arttırılmasında kullanılmaktadır. Genellikle kilo veriminin hızlandırılması için sıklıkla kullanılmaktadır. Çünkü ma Huang iştahın kaybolması, metabolizmanın hızlanmasını sağlamakta ancak kan basıncını arttırdığı ve kalp krizine veya kalp harabiyetine neden olduğu için kullanımın güvenirliliği açısından soru işaretleri bulunmaktadır. Ayrıca, baş dönmesi, mide bulantısı, dikkat kaybı ve aneroksiya en önemli yan etkileridir. FDA efedrin içeren hiçbir maddenin kullanılmaması gerektiği yönünde insanları uyarmamız gerektiğini bildirmiştir.
Melatonin: Seratonin nörotransmitterini uyaran doğal bir üründür. Genelde çok az melatonin desteğinin Jet lag, uyku bozukluklarında etkin olabileceği düşünülmektedir. Ancak melatoninin depresyon ve mide bulantısına neden olduğu bildirilmiştir.
Chromium Picolinate: Piyasada daha çok yağ yakıcı, kas kitlesini arttırıcı, kan şekeri kontrolünü sağlayıcı ve daha da önemli olarak kandaki yağ seviyesini azaltıcı etkilerinin olduğu sanılmaktadır. Bazı kanıtlar İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hiperglisemiden koruduğu gösterilmiştir. Yalnız vücuttaki yağ oksidasyonunu ve yağ yıkımını nasıl bir mekanizma ile tetiklediği bilinmemektedir. Günümüzde toksik etkisi gösterilememiştir.
Fish oil (Balık yağı): Balık yağı içerisinde yüksek miktarda vücudun sentez edemediği EPA ve DHA adında yağ asidini içeren bir üründür. Kalp hastalıklarında kanda trigliserit adındaki yağ çeşidini % 30 kadar azaltarak kanın akışkanlığının artmasını sağlamaktadır. 3 aydan uzun süreli kullanımlarda römotoid artiritli hastalarda eklemlerde yumuşama, sabah uyanırken kuvvetin azalması gözlenmektedir.
Konjuge Linoleik Asit: Evening primrose oil, borage oil, black currant oil olarak piyasada bilinmektedir.) Römotoid artirit ve premenstural sendromun tedavisinde kullanılmaktadır. Antidepresan kullananlar ve antikuogulan gibi kan akışkanlığını sağlayan ilaçların kullanımında ilacın biyoyararlılığını azaltmaktadır. Özellikle bu ürün ile hapatotoksisite yaratan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.
L-Carnitine: Vücudumuzda yapılan hücrenin enerji ocaklarına uzun zincirli yağ asitlerinin taşımasını sağlayan maddedir. Eğer metabolik bir sorun veya hastalık yoksa dışarıdan destek olarak almaya gerek duyulmaz. Bu hastalık tobloları Karnitin eksikliği, uzun zincirli yağ asidi transport bozukluğu vb… Yüksek doz karnitin alımı diyare ve mide bulantısına neden olmaktadır.
Fitosteroller: Bunlara bitkisel kimyasallar denilebilir. Kandaki kolesterolün düşürülmesinde çok iyi sonuç vermektedir. Ancak serum kolesterolunu nasıl düşürdüğü tam açıklanamamıştır. Bilinen yan etkisi bulunmamaktadır.
Soya proteini ve isoflavanoidler: İçerdiği bitkisel kimyasallar ile kan kolesterolünü düşürmekte, kadınlarda meme kanserine karşı korumakta, menapozda oluşabilecek sorunları oldukça azaltmaktadır. Bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır.
Alternatif tedavileri kimler uygulamalıdır?
Yukarıda görüldüğü gibi her destekleyici ayrı bir hastalık durumunda etkili olabileceği düşünülen veya azda olsa kanıtlanmış ürünlerdir. Ancak ülkemizde zayıflama isteğinin artması ile bireyler gelişi güzel kilo vermek için bu ürünleri kullanmaktadırlar. Zayıflamada motive edici farklı metodlar bulunur. Bu ürünlerin etkileri bilinerek birey daha iyi kilo verir diye kullanmak oldukça akla uymayan bir yöntemdir. Kaldı ki bireyler yeterli ve dengeli besleniyorlar. Et, yumurta, kurubaklagil grubu; sebze ve meyve grubu; süt ve ürünleri; ekmek ve grubunu diyetlerinde bulunduruyorlar, hedeflenen kilolarını koruyorlar ve sağlıklarını tehdit edici sorunlar yaşamıyorlarsa herhangi bir destekleyici kullanmaları gerekmemektedir. Günümüzde bilgilerin internet ortamında bütün bireylerin önüne sunulması, bireylerin yaşam tarzlarına, beslenme durumlarına, her şeyden daha da önemlisi estetik görünüşlerine daha önem vermeleri ile bu diyet destekleyicilerinin popüler olmasına neden olmuştur. Çoğu alternatif tedavilerin çok etkin olmadığı, destekleyicilerin insan yaşamının ileriki süreçlerinde ne gibi sorunlar getireceği daha kapsamlı olarak belirlenemediği ve bu ürünleri kullanınca daha kaliteli yaşamın olacağı garantisinin kesinlikle olmadığı düşünülürse; kullanmanın çok anlamlı olmayacağı sonucu oluşmaktadır.
Hastaların bilmesi gereken noktalar:
- Doğal diye tanıtılan her şeyin otomatikman çok güvenli olmayacağını bilmeleri gerekir.
- Sağlığınızı daha iyi hale getirir ibaresi anlamı her zaman çok doğru olmayabilir, yardımcı olabileceği düşünülmelidir.
- Tıbbi doğal destekleyici ve ilaçlar potansiyel olarak sadece fayda sağlamazlar, başka destekleyiciler ve ilaçlarla toksik etkileşim gösterebilirler.
- FDA’ında bildirdiği gibi, destekleyicilerin kalite kontrol ve pazarlama denetimi denetlenemediği için güvenliğinin endişe verici olduğu bilinmelidir.
- Gebelik ve emziklilik döneminde bebeğin anne karnı ve dışındaki ortamda yapacağı etkiler nedeniyle bu supplementlerden uzak durulması gerektiği bilinmelidir.
Sonuç: Temelde mevsime uygun sebze, meyve tüketimi olan, düzenli fiziksel aktivite yapan, çeşitli besinlerle beslenen, kilosunu koruyan bireyler insanın yaşamı için gerekli bütün besin ögelerini sağlamış olurlar. Çoğu yaşamınızı uzatır, spesifik hastalıklardan kurtarır, atletik performans sağlar, seksüel gücü arttırır gibi hedefler belirleyerek satışa sunulan ürünlerin 1994 yılında FDA’ın yayımladığı bildiride vitamin ve minerallerde dahil olmak üzere beklenmedik bir sonuçla raporlarını açıklamışlardır. Bu destekleyiciler kalite ve güvenli besin kategorisinde olamayacağı, bu ürünlerin diyetin bir destekleyicisi gibi kullanılamayacağını belirtmişlerdir. Bu nedenle yapılacak içerik, dozaj, kalite ve önerilecek miktar gibi açığa kavuşmamış bilgilerin açıklığa kavuşmadığı destekleyicilerin tüketiciler tarafından kullanılmasının uygun olmayacağı yönünde bilgilerini sunmuşlardır.
Diyet yaparken nelere dikkat etmeliyiz
Diyete başlamak isteyenler için bir rehber: İşte mutlaka dikkat etmeniz gereken, olmazsa olmayacak diyet unsurları…
Bir diyetisyene sorduk: “Diyet yaparken olmazsa olmaz diyebileceğiniz unsurlar nelerdir?” dedik, bize aşağıdaki maddeleri sıraladı.
Sağlıklı zayıflamak için:
Metabolizmayı yavaşlatmamak için:
Atkins Diyeti
Bundan böyle herkesin adını duyduğu bazı diyetleri kısaca tanıtmaya çalışacağız. İlk olarak da tartışamalara sebep olan Atkins Diyeti’yle başlıyoruz.
Dönem dönem moda olan, herkesin isimleriyle tanıdığı pek çok diyet var. Bunlardan bazıları, Hollywood ünlüleri tarafından uygulandığı için popülaritesi artan diyetler. Biz de bundan böyle bu diyetleri inceleyip tanıtalım istedik. İlk olarak da adından bolca söz edilen Atkins Diyeti’yle işe başlayalım dedik.
Diyete genel bakış
Atkins Diyeti, muhtemelen en tanınmış protein diyeti. İlk ortaya çıkışı 70′lerin başlarında oldu. Diyet, istediğiniz tip protein ve yağ yiyip, gene de kilo verebileceğiniz fikrine dayanıyor. Buna göre, kilo vermek için tek yapmanız gereken karbonhidratı kesmek. Diyetle ilgili bilgiye Dr. Robert Atkins’in yazdığı kadinsak.com
Dr. Atkins’in Diyet Devrimi adlı kitapta bulabilirsiniz.
Atkins Diyeti – Giriş
Atkins Diyeti’ne başladığınızda, ilk aşamada az miktarda yeşillik dışında tüm karbonhidratlar beslenme listenizden çıkarılır. Buna karşılık ekşili krema, biftek, yumurta gibi besinleri rahatlıkla yiyebilirsiniz. Böylece ketoz durumu yaratılır. Diyetteki karbonhidrat miktarı kısıtlanınca kanda şeker düşüklüğü durumu ortaya çıkar. Bu durumda vücut enerji sağlamak için yağları parçalamaya başlar. Yağların yakılması ana amaçtır ancak bunlar yakılırken keton denilen zararlı yan ürünler ortaya çıkar. Buna ketoz durumu adı verilir. Ancak doktorlar bunun zararlı olduğunu, çünkü ketonların böbrekleri zorladığını ve bunun ölümle bile sonuçlanabileceğini belirtiyorlar. kadın
Diyeti 2 hafta uyguladıktan sonra, yeşillik dışında bazı başka karbonhidratları yemenize de izin veriliyor. Ancak bunları çok küçük miktarlarda tüketebiliyorsunuz. Bundan sonra karbonhidratı azar azar artırıyorsunuz, ta ki kilo verememeye başlayıncaya dek. Böylece etkili bir şekilde kilo verme konusundaki sınırlarınızı da öğrenmiş olursunuz.
Diyeti deneyen çoğu kişi ilk aşamayı geçememektedirler. Bunun nedeni bu tür bir beslenmenin sonunda kendilerini iyi hissetmemeleri. Bunun yanı sıra, Dr. Atkins her ne kadar bu diyetin kolesterole iyi geleceğini iddia etse de, durum aksini gösteriyor. Diyetin içerdiği yüksek yağ miktarı, kardiyovasküler sistem üzerinde olumsuz etkilere sebep olabiliyor.
İddialar
Hızlı kilo kaybı sağlıyor.
Proteini bol miktarda tüketip gene de kilo verebilirsiniz.
Çok az şeker ve beyaz un tüketmiş olursunuz.
Kötü yanları
İlk başlarda çok hızlı kilo verebilirsiniz ama bu uzun vadeli olmaz.
Diyet ketoz durumu yarattığından, böbrekleri yorar.
Hayvansal proteini yüksek besinler, çoğunlukla doymuş yağ açısından da zengindir. Bu da kalp hastalıkları ve kolesterole davetiye çıkarır.
Patates, mısır, ekmek, meyva ve sebzeleri çok az tüketmek, ya da hiç yememek sağlığa zararlıdır.
Sonuç
Kilo vermek için protein ağırlıklı diyetler tavsiye edilmiyor. Bu diyetlerin bazıları, vücudun ihtiyacı olan sağlıklı besinleri liste dışı bırakıyor, ya da bunları kısıtlayarak vücudun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyor. Bu diyetleri uzun süre yapan kişilerde vitamin ve minerak eksikliği ortaya çıkması son derece muhtemel.
Araştırmalar, Atkins benzeri bol yağ tüketilen diyetlerin kolesterol, LDL, trigliserid, homosistein ve fibrinojeni artırdığını, karbonhidratı yüksek, yağı az diyetlerin ise bu riskleri azalttığını gösteriyor.
Sonuç olarak diyet, uzun süreli sağlıklı bir zayıflama sağlamadığından tavsiye edilmiyor.
4 gün diyeti
Bu diyet 4 günlük bir diyettir. Aynen uyguladığınız takdirde, 5.5 kg kadar vermenizin mümkün olduğu iddia ediliyor. Ancak tabii ki verdiğiniz kiloları muhafaza edebilmeniz için, bu diyetin ardından da dikkatli bir şekilde beslenmelisiniz.
|

















