Anasayfa / SAĞLIĞIMIZ / Hastalıkların Gizli Dili

Hastalıkların Gizli Dili

Bir çoğumuzun ruhsal bir çoğumuzun fiziksel yine birçoğumuzun da hem fiziksel hem de ruhsal sorunlarımız vardır. Fiziksel sorunlarımız için ilgili hekime gideriz ve tedavi için gerekli girişimlerde bulunuruz. Bu bazen tetkiklerle devam eder bazen ilaç kullanarak bazen daha komlex tedaviler uygulanır. Konu hem ruhsal hem fiziksel temelli sorunlar olduğunda doktorumuz bunu açıklarken psikolojik yönü de olduğunu vurgular.

Kimi zaman migren kimi zaman mide ülseri için tedavi girişimlerimiz olduğunda bu rahatsızlıkların çoğu zaman psikolojik rahatsızlıklar olduğunu bilmeyiz. Psikosomatik hastalıklar dediğimiz bu gruptaki rahatsızlıklarda problemin nedeni psikolojiktir. Ancak belirtileri fizyolojiktir. Bunlar arasında sayabileceğimiz rahatsızlıklardan bazıları mide ülseri, spastik kolon, migren, astım, sedef, Bazı kabızlıklar ve kusmalar, kronik gastrit, bazı şişmanlıklar, kolitis ülseroza, bazı iştahsızlıklar, Hipertiroidizm, Uykusuzluk, bazı baş ağrıları, bazı baş dönmeleri, Ürtiker, kaşıntılar, Cinsel iktidarsızlık, gece işemeleri, amenore nedeni belli olmayan ağrılar. Bununla birlikte hemen her fiziksel sorunda mutlaka psikolojik etkenler vardır.

İyi de bu psikolojik nedenler nedir ?

Benim uzun yıllardır merak ettiğim bir sorudur. İyi de nedir bu sorunun psikolojik nedeni?
Her şey anne karnından itibaren başlar. Anne babanın çocuğa verdiği değer ve önem yaşamının ilk yıllarından itibaren çocuğun bilinçdışı zihnine yerleşir. Anne babası tarafından istenen, sevilen, sevgi içinde emniyette ve güvende olduğunu hisseden çocuğun yaşamının ilk yıllarından başlayarak kendini iyi hissetmeye başlar. ve yaşamında kendine güvenen kararlı, seven ve sevilen bir birey olma yolunda ilerler. Yaşamdaki birçok sorun ve sıkıntıyı da kolaylıkla atlatır.

Ancak ne anne babalar kusursuz; ne de yaşam tozpembedir. Hayat devam ederken birçok sorunla karşılaşırız. Bu olaylar, durumlar ve yaşantıların her biri ruhsal dünyada iz bırakırlar. Kimi zaman annemizle kimi zaman babamızla; ağabeyimiz, ablamızla yani en yakınımızdaki insanlarla sorunlar yaşarız. Bu sorunların bizde yarattığı iz-leri ( olumsuz duyguları ) hissederiz.

Hiç düşündünüz mü hayatımız da yaşadığımız en büyük en problemli, bizi en çok acıtan, bizi en çok inciten sorunlarımız en yakınlarımızla yaşadığımız sorunlardır. Bu genellikle annemiz babamız, abla veya ağabeyimiz, sevgilimiz, eşimiz, çocuğumuz yada en çok birlikte olduğumuz insanlarladır.

Bu sorunlarımızın her biri ruhsal dünyamızda birtakım izler bırakır. Bu izler bizim olumsuz duygularımızdır. Olumsuz duygularımız arasında en temel olanları değersizlik, yalnızlık, suçluluk, korku, kızgınlık, öfke ve utanç duygularıdır diyebiliriz. Ve bu olumsuz duygularımız bizim sorunlarımızın nedenidir. Bu olumsuz duygularımız ruhsal dünyada birikirler, çoğalırlar. Ruhsal dünyada biriken sıkışan ve hesabı kesilmemiş bu duygularımız psikolojik ve/ veya fiziksel sorunlarımızı oluştururlar.

Duygularımızın ruhsal dünyada oluşturduğu sorunlar için somut bir örnek; 10 yaşındaki bir çocuk bir köpeğin saldırısına maruz kalmış olsun. Bu durumda çocuk muhtemelen köpekten korkmuştur. Ve yine muhtemelen bu korku duygusu ilerleyen günlerde ve yıllarda başka köpekleri gördüğünde de hissedilmeye devam edecektir. İşte size bir olayın ruhsal dünya da yarattığı sorun. Hayvanlardan korkan bir danışanımızın şikayetlerini bu noktada örnek vermek istiyorum; hayvanlara dokunmak, onların bana dokunuşunu hissetmek aklımı başımdan alıyor. Çıldıracakmışım gibi hissediyorum. Midemde bir sancı, çarpıntı ve göğsümde bir baskı hissediyorum.

Duygularımızın ruhsal ve zihinsel dünyamızda ne denli önemli bir iz bıraktığını farklı örneklerde de görmek mümkündür. Yıllarca eğitim gördüğümüz okullarda en çok aklımızda kalanlar; öğretmenin komik tavrının bizde yarattığı mutluluk, bir başkasının dayak yeme sahnesi, okulda yaptığımız aylaklıklar, kopya çekme girişimlerimiz… vs bunlar bizde duygusal izler bırakan olaylardır. Çoğumuz geçmişe dönüp baktığımızda yıllarca derslerde öğrendiğimiz bilgileri pek fazla hatırlamayız.

Duygularımız çoğu kere kendiliğinden oluşmaz. Bir olay bir durum veya bir yaşantının beraberinde birtakım duygular hissederiz. Eşinizin bir tokat atışıyla kendinizi rencide edilmiş hissedersiniz. Onurunuz kırılmış aşağılanmış hissedersiniz. Bunlar birer duygudur, his-tir. Ve bu yaşanan olaylar ile hislerimiz birbiriyle bağlantılı olarak bilinçdışına ( bilinçaltına ) kaydedilir. Bilinçdışına kayıt edilen bu olayların bizde yarattığı hisler ruhsal dünya da birikmeye, sıkışmaya, kabarmaya başlarlar. Ve bu hislerimiz hem ruhsal hem bedensel ( fiziksel ) sorunlar yaratır.

Hakkında: sahinucar

İlginizi Çekebilir

kemik-erimesi

Kemik erimesi

Kemik erimesinin kırık oluşturmadığı sürece belirti vermiyor.Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Şenköylü, kemik ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir