Anasayfa / HAMiLELiK BiLGiLERi / Hamilelikte Depresyon

Hamilelikte Depresyon

Gebe bir annenin ciddi psikolojik sorunlar yaşadığı pek görülmemiştir. Bunun yanında doğumun ardından sorunlar yaşamak mümkündür. Bir çok anne adayı gebelik süresince  hassaslaşır. Bu dönem boyunca hayatının belki de en duygusal anlarını yaşamaya başlar. Gebelerin büyük kısmı anne olacakları için oldukça heyecanlı ve mutlu olmalarına rağmen bazıları oldukça endişeli, korku dolu olurlar. Sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamı içinde olan, karnında taşıdığı bebeği bilinçli bir şekilde dünyaya getirmek için planlar yapmış  anne adayları oldukça huzurlu bir hamilelik geçirir. Fakat yeterli sevgiyi ve ilgiyi görmeyen, karnında taşıdığı bebeği istemeyen kadınlar ise gebelik süresince mutsuz ve huzursuz olurlar.

Her iki grupta da gebeliğin son aylarında bir takım sorunların  yaşanma olasılığı vardır. Hamile kaldıktan sonra kadında bazı değişiklikler oluşmaya başlar. Adetten kesilir, sabahları midesi bulanır, tansiyonu düşer, hafif kansızlığa uğrayabilir. Zamanla göğüsleri büyür ve acımaya başlar, iştahı artar, üzerine halim-selim bir hal gelir. Yaklaşık olarak 266 günlük bir gebelik süresinden sonra rahimde ritmik ve kuvvetli kasılmalar başlar. Cenini çevreleyen zar yırtılır ve ceninin içinde yüzdüğü su dışarı akar. Devam eden şiddetli kasılmalarla çocuk döl yatağı yoluyla dışarı çıkar, yani dünyaya gelir. Bu aşamalar sırasında bazı annelerde depresyon oluşur. Prof. Dr. Kerem Doksat, gebelik ve özellikle gebelik sonrası depresyonların çok önemli olduğunu belirtiyor. Çünkü bu tip durumlarda çocuğa ve çocuğun sağlığına karşı aşırı düşgünlük gibi duygular ön plana çıkabilir. Bir kısmı zamanla bipolar bozukluğa dönüşür. Ağır vakalarda ise psikotik belirtiler ortaya çıkar ve annenin çocuğu öldürmesi riski vardır. Doğum sonrası görülen depresyon, bu hastalığın bir türü. Bu tür bir duygudurumu bozukluğuna, doğum yapan kadınların yaşadığı psikolojik ve toplumsal çatışamların ve hormonal değişimlerin neden olduğu belirtiliyor. Doğum sonrası yaşanan bu hafif depresyonlar, doğumun ilk haftalarında kadınların %65’inde gözlemleniyor. Kadınların dörtte birinde ise bu belirtiler bir kaç haftayı geçiyor. Fakat binde birinde bu durum çok şiddetli depresyonlar şeklinde ortaya çıkabiliyor. Gebelik ve doğum sonrası depresyonlarında psikiyatrislerin zorlandığı noktalardan biri ilaç kullanımı konusunda ortaya çıkıyor. Hekimler genel olarak ilk dönemlerde, özellikle bebeğin şekillenmesi aşamasında ilaç kullanmamayı tercih ediyor. Çünkü bu konuda kesin bir bilgi yok. Ama ilaç kullanmayı gerektirir bir durum varsa altıncı aydan sonra antidepresif bir preparatın kullanılmasında bir sakınca görülmüyor. Gebelik sonrası depresyonlarında ise rahatlıkla ilaç kullanılabiliyor. Eskiden ilaç kullanıldığı zaman annelere “sakın meme verme” deniliyordu ama artık meme vermesine izin veriliyor. Yeni ilaçlar anne sütüne çok az miktarda geçtiği için bebeğe zarar verme riski yok.

Toplum Bilinçsiz
Her ne kadar depresyonlu annelerin büyük çoğunluğu çocuğuna zarar vermezse de çocuğun bakımını ihmal edebilir, çocuğa sabırsız davranabilir, yeterince annelik görevini yapamaz. Depresyonda iş uyumu ve yaşam kalitesinin düşüp düşmediği çok önemli. Düşerse ailede bulunan herkes bundan çok etkilenir. Gizli gizli ağlayan bir anne çocuğu da üzebilir. Genellikle gergin ve panik halinin yüksek düzeye çıkmasıyla meydana gelen anksiyete tedirginliği içinde olan bir anne çocuğun eğitiminde daha çok dövmeyi kullanabilir. Çok çabuk öfkelenebilir. Hem depresif, hem manik özelliklerin iç içe olduğu, bir yandan çok öfkeli, az uyuyan, bir yandan da halsiz ama vuran, döven, kolay sinirlenen bir kadın karşınıza çıkabilir.

Bu tip vakaların mutlaka bir uzman tarafından görülüp, iyi sorgulanması ve ilaç tedavisinin çok akıllıca yapılması gerekir. Elbette ki çocuğuna bir iki tane vuran her anne için depresyonda denmez ama bir anne küçük çocuğuna dayak atıyorsa, sık sık ona bağırıp, çağırıyorsa, tartaklıyor ve sarsıyorsa bu durumdan şüphelenmek lazım. Maalesef kültürel yapımızda ebeveyn tarafından çocuk dövülmesi hoş görülür. Bu nedenle bu iki durumu birbirine karıştırmamak gerekir. Bir ailede depresif bir ruh hali ile yaşayan bir birey varsa, o ailede en azından depresyon geçene kadar olağanüstü bir takım zorlamaların yaşanması çok doğal. Ancak depresyon halk tarafından tanınırsa o kişiye yardımcı olunabilir. Fakat çoğunlukla hangi davranışların rahatsızlık sonucu oluştuğu bilinmediğinden depresyonun tembelliği içinde olan bir kadın da maalesef şiddete maruz kalabiliyor. Bunun için depresyon konusunda halkın eğitilmesi gerekiyor. Bu konuda genel tıp alanındaki hekimlere de önemli görev düşüyor. Depresyonu başka hastalık sanarak onlara başvuran hastaları zamanında psikiyatrislere yönlendirmeleri gerekiyor.

Hakkında: admin

[

İlginizi Çekebilir

ikiz bebek sahibi olma

İkiz hamilelikler genelde tedavi ve tüp bebek yöntemleriyle önüzüze daha çok çıkıyor. Doğum kontrol hapı ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir