Anasayfa / HAMiLELiK BiLGiLERi / Gebelik şansını etkileyen faktörler

Gebelik şansını etkileyen faktörler

YAŞAM TARZI VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER GEBELİK ŞANSINI ETKİLİYOR

• Çevre koşullarının insan üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemesi hakkındaki endişeler artıyor. Kimyasal maddelere dikkat!
• Obezite, sigara ve kafein birleşince çocuk sahibi olma şansı % 30 azalıyor
• Sigara paketlerindeki uyarılar boşa değil!
• Çalışan kadının işinden geri kalma korkusu, sonraki yıllarda gebe kalmasını olumsuz etkiliyor.
• Hareketsiz yaşam tarzı ve kimyasallar gebe kalma şansını azaltıyor

Kısırlık, tüm dünyada giderek artıyor ve uzmanlar sorunun çevre ve yaşam koşullarıyla doğrudan ilişkisi olduğunu düşünüyor…

“Çocuk sahibi olmak isteyenlerin bayanların kaç yaşında olduğu veya yumurtalık reservi gibi gerçekleri değiştiremeyiz. Ancak günlük yaşamdaki stres, aşırı kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörlerin üremeye yardımcı tedavilerin başarısını etkilediğini biliyoruz. Hastaları bu konularda bilgilendirerek, hayatlarında tedavilerini olumlu yönde etkileyecek değişikliker yapmalarını sağlayabiliriz.” diyen IVI Istanbul Direktörü Dr. Erdal Budak, çevresel faktörlerin ve yaşam tarzının gebe kalmaya olan etkilerini değerlendirdi.
İlk tüp bebek uygulamasının yapıldığı 1978 yılından bugüne kadar 4 milyondan fazla bebeğin tüp bebek ve diğer üremeye yardımcı tedaviler sonucunda dünyaya geldiğini belirten Budak, “sadece teknik konularda değil, hastaların her gün değişen ihtiyaçlarına göre ve hastayı etkileyen tüm faktörler üzerinde araştırma yürütülmesi, doğacak sağlıklı bebeklerin ileride sağlıklı çocuk ve erişkinler olabilmesi için gerekli” dedi.

Çevre koşullarının insan üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemesi hakkındaki endişeler artıyor.
Hareketsiz bir yaşam biçimi, kafein ve alkol tüketimi, obezitenin yanısıra kozmetiklerde, tarımsal ve haşere ilaçlarında, gıda ambalajlarında ve hatta oyuncaklarda ve biberonlarda bile kullanılan bazı kimyasal maddelerin gebelik şansını düşürüyor.
Budak, özellikle “endokrin bozucu bileşikler” diye nitelendirdiği BPA, ftalat eterler ve DDT kullanımı konusunda uyarıyor: Toplumda kısırlık, erken doğum, polikistik over sendromu ve rahim içi gelişme geriliğiyle ilişkisi olan bu üç maddeden BPA da denen Bisphenol, platik su şişelerinin, bebek biberonlarının, cep telefonlarının, oyuncakların ve hatta bazı tıbbii malzemenin üretiminde kullanılıyor. Ftalat eterler kozmetiklerde, temizlik maddelerinde, boyalarda ve inşaat malzemelerinde bulunuyor. DDT ise bildiğimiz haşere öldürücü.

Hareketsiz hayat – bir tehlike unsuru
Dr. Erdal Budak, “Hareketsiz hayat tarzı, kilo almaya neden oluyor ve bu yüzden üreme sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açıyor” diyor.
Araştırmalar obez kadınların kısırlık riskinin ve doğal yoldan veya yardımlı üreme teknikleriye gebelik denemelerinde başarısızlık oranının üç kat daha fazla olduğunu göstermektedir.
Fazla kilo, bebeğin sağlıklı gelişim şansını azaltıyor ve gebelikte komplikasyon olasılığını yükseltiyor, hatta kilosu fazla olanların yardımla üreme tedavilerinde yumurtlamayı stimüle edici tedavilere iyi yanıt vermiyor.
Üstelik, kilosu yüksek olanların yumurta ve embriyo kalitelerinin genelde düşük olması ve embriyonun rahme tutunmasında azalma meydana gelerek fertiliteyi olumsuz yönde etkiliyor.
IVI Valensiya’da yapılan şişmanlığın ve çok düşük vücüt ağırlığının etkilerini değerlendiren araştırmalardan “Çocuk sahibi olmak isteyen kilolu bayanların şansı üçte bire düşüyor, oysa %5 kilo kaybıyla normal sonuç alabilirler” sonucuna varıldı.

%5 Kilo kaybı gebelik şansını arttırıyor
Enerji kısıtlamasının vücut şekli veya toplam kilodaki değişiklikten daha yararlı olması ve obez kadınlarda görülen endokrin ve metabolik bozuklukları ile ilgili olan iç organlardaki yağların küçük kilo kayıpları ile azalmasından dolayı sadece %5 veya daha fazla kilo kaybı ile yumurtlama ve hamilelik oranları artıyor, hatta normale geliyor.

Çok zayıflar da risk altında
Aşırı kilo fazlalığında olduğu gibi, normal kilonun altında olmak da kadının çocuk sahibi olma yeteneğine zarar verebilir. Normal vucut ağırlığında %10-15 oranında azalma genellikle adet kesilmesine yol açmaktadır. Özellikle bulimia veya anoreksi olan kadınlarda, (doğurganlık çağındaki kadınların %5’inde görülüyor) ve bayan atletlerde normal yumurtlama bozulmaktadır.

Sigara paketlerindeki gerçek
Sigara kullanımı ve üreme fonksiyonu ilişkisi üzerine yapılan çalışmalarsa sigara paketlerindeki sözcüklere netlik getiriyor. Özetle;
Kadınlarda:
• Sigara içmenin vücuttaki yumurta rezervi ile ilişkisinin en net kanıtı, sigara içenlerin daha erken yaşta menopoza girmesi.
• Sigara alışkanlığı olan kadınlarda uygulanan tüp bebek uygulamalarında sigaranın folikül ve yumurta gelişimine verdiği zarar nedeniyle daha düşük döllenme oranları elde ediliyor
• Sigara alışkanlığı embriyonun rahme tutunma kabiliyetini ve tüplerin normal işlevini olumsuz etkiliyor.
Erkeklerde:
• Sigara alışkanlığı sperm üretimini azaltıyor, oksidatif strese ve DNA’da hasara yol açıyor
• Sigara içenlerin spermlerinin yumurtaları dölleme kapasitesi ve embriyonun rahme tutunma kabiliyetini azaltıyor
Üstelik, son yıllarda elde edilen veriler, ana rahimindeyken sigara içimine maruz kalmış olan kadın ve erkeklerin üreme kapasitesinin olumsuz yönde etkilendiğini gösteriyor.

Kafein ve alkol
Alkol ve kafein tüketiminin üremeye yardımcı tedaviler üzerindeki etkileri bu yaz İspanya’da yapılan 3cü IVI Kongresi’nde uzun uzun konuşulmuştu. Sunulan bir araştırmada, kadınlarda alkol tüketiminin toplanan yumurta sayısını ve gebe kalma şansını azalttığı, her iki cinsin alkol tüketiminin ise düşük riskini arttırdığı ileri sürüldü. Kafein tüketiminin de gebelik sürecine olumsuz etki ederek, canlı doğuma oranları azaltabileceği ve erken doğuma yol açabileceği, ancak henüz bu konuda kesin bir kanıya varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu düşünülüyor.

Hakkında: leydi

İlginizi Çekebilir

ikiz bebek sahibi olma

İkiz hamilelikler genelde tedavi ve tüp bebek yöntemleriyle önüzüze daha çok çıkıyor. Doğum kontrol hapı ...