Anasayfa / AiLE HAYATI iLİŞKİLER / Evlenme hazırlıkları

Evlenme hazırlıkları

evlenmeYaz geldi, evleneyim” diyorsanız, iyice düşünün diyorum. Hatta yazın gelmesine de gerek yok, evlenmeden önce iyice düşünün diyorum. Böylece nikah ve düğün günü kabusunu daha hafif atlatabilirsiniz.

Pek çok insan evlenmek için yaz mevsimini tercih ediyor. Onları suçlayamam tabii. Şöyle güneşli güzel bir havada evlenmek varken, kim ister ki yağmurda, çamurda evlenmeyi? Hem yazlık gelinlikler de daha şık sanki. Tabii olaya gelin açısından bakarsak. Zaten gelin açısından bakmak lazım. Erkeklerin çoğunun bu konuda özel bir tercihi olacağını, buna dair ince ayrıntılı planlar yapacağını, ya da eteklerinin çamurda sürünme korkusu taşıyacaklarını sanmıyorum.

Bu evlilik pek zor bir iş. Hem evlenen, hem de düğün ya da nikaha gelecek davetliler açısından. Evlenen sizseniz, işin gelinliği var, damatlığı var, sonra makyajı var, saçı var. Tabii bunlar sadece evlenilen güne dair olan kısımları. Bunların yanı sıra ev tutmak, döşemek gerekiyor ki, son günlerde bunların da çok kolay işler olmadığını kendi deneyimlerimle anlamış bulunuyorum. Tüm bu harala gürele içerisinde evlenecek şahısların nasıl da yorulduğunu anlayan atalar (hem bizim atalarımız, hem de bizim olmayanlar), evrensel bir hemfikirlilikle, balayı adı altında da bir evlenme töreni sonrası tatili uydurmuşlar. İyi etmişler tabii. Olayın sadece dinlenme nitelikli olmadığını söyleyenler de çıkacaktır ve onlar da haklılar elbet.

Tüm bu hazırlanma işlerinin yanı sıra, davetliler konusundaki sıkıntılar da var. Eğer bir evlendirme dairesinin hınca hınç dolu, sıcak salonlarından birinde evlenmeyi düşünüyorsanız, işiniz daha kolay. O zaman kimi çağırırsanız çağırın. Ne de olsa, onların nereye oturacakları falan belediyenin derdi. Zaten masaya oturduktan sonra da, işiniz yaklaşık beş dakikada halloluyor. Hani evlenmişsiniz, hayatınızın en önemli kararlarından birini vermişsiniz, bir adam ya da kadınla ömür boyu beraber olacakmışsınız, evlendirme memurunun umruna olmuyor. Adamın olayı, kaideyi sandalyeye yerleştirip, soruları sorup, imzaları onaylamak. Telli duvaklı, şık bir memuriyet ortamı yani. Salona girdiğiniz gibi çıkıveriyorsunuz, harala gürele içinde, haldır haldır. Açıkgöz akraba ya da tanıdıklar, birden fazla nikah şekeri götürmeye uğraşadursun, siz sıradan tebrikleri kabul ediyor; bir yandan tüllerin içinde terleyip dururken, diğer yandan da şapur şupur her gelenle öpüşüp hatıra fotoğrafı çektiriyor, altıncıkları kabul ediyorsunuz.

Düğün yapıyorsanız, durum biraz daha farklı. Hem evlenenler, hem de davetliler için. Bir kere işin içine yemek giriyor çoğunlukla. Bu durumda eğer evlenen kişiyseniz, davetli sayısını sınırlamayı düşünüyorsunuz. Ama bilmem ne teyzeyi çağırıp da, bilmem ne halayı çağırmamak olamayacağı için, gene eninde sonunda herkes davet edilmiş oluyor. Hem sonra onları öyle bir oturtmanız lazım ki, alakasızlar, küsler, kız ve erkek tarafları birbirlerine karışmamalı. Sonra işin müzik kısmı var. Seçenekleriniz arasında; orgunun tuşlarını, ‘haydi eller havaya’ modunda neşeli neşeli okşayan bıyıklı bir amca; asansör müzikleri, “Boat On The River”, “Hotel California” ve “Michelle” nevi aşk dolu nağmelerle odayı dolduracak gençten bir abi ve şansınız varsa kendi istediğiniz türde müzik yapacak herhangi biri olabilir.

Siz nikah töreni yerine, yemekli bir düğün yaparak ne çok masrafa girip, konuklar için ne harika bir iş yaptığınızı düşünedurun, onlar çoktan törende giyebilecekleri şık giysi arayışına başlamışlardır bile. O elbisenin altına bu ayakkabı, bu gömleğin üzerine o kravat bir türlü yakışmak bilmediğinden, illa ki yeni bir şeyler almak zorunda kalır müstakbel konuklarınız. Öfleye pöfleye üzerilerine uygun bir şeyler ararken, bir yandan da iflah olmaz bir şikayet hali içindedirler. “Ay niye düğünü burada yapmadılar da orada yapıyorlar?”, “Ay başka gün mü kalmamış?”, “Bilmem kimi de mi çağırmışlar?”, “Şimdi ne takmak lazım bu kıza?” türünden binbir soru beyinlerini kurcalar.

Son zamanlardaki yeni trendler arasında ise, kır düğünü falan gibi mekansal değişiklikler, eski gelenekleri yaşatmak için değil ama otantik takılmak moda olduğundan kına gecesi ve her daim içimizde yaşattığımız ve bir türlü kurtulamadığımız yabancı hayranlığıyla, gelinin arkasında dizilen nedimelerle, havada uçuşan buketlerdir. Bu trendler tamamıyle seçmeli olup, uygulanmaları isteğe bağlıdır.

Düğünlerin en korkunç kısımlarından biri masa masa dolaşma halidir. Hemen her çift evlilik öncesinde bunu yapmayacağına and içse de, sandalyeleri işgal eden yaşlı tombul teyzelerin çoğunlukta olması, onca insanın çifte yönelmesinin yaratacağı kargaşa gibi nedenlerden ötürü bu mini salon gezintisini evlenen çift yapmak zorunda kalır. Bu iş genellikle, etraftakilerin şebek görmüşcesine memnun, gülümseyen bakışlarla seyrettiği, salonun ortasında pek sevgili eşinizle yaptığınız ilk danstan sonra gerçekleşir. O gece herkes oturur, eğlenir, neşelenir; bir siz ayakta olursunuz. Hatta genellikle en az eğlenen de siz olursunuz.

Ve işte hayatınızın en önemli günlerinden biri; etekleriniz çiğnenmiş, yorgunluktan ölüp ayaklarınız ağrırken ve genellikle aç kalmış vaziyette sona erer…

Evleneceklere şimdiden kolay gelsin!

Hakkında: admin

[

İlginizi Çekebilir

Ayrılık resimleri

Ayrılığı ayrılmanın hüznünü en iyi anlatan ayrılık resimleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir