Anasayfa / AiLE HAYATI iLİŞKİLER / ÇALIŞAN KADIN/ANNE OLMAK

ÇALIŞAN KADIN/ANNE OLMAK

 

          Çok eski çağlardan beri kadın ve erkek kendine yönelik roller edinmiş ve bunları benimsemiştir. Erkeğin en genel haliyle rolü üretmek ve avlanmak, yani evde bekleyen çocuklarının beslenme ve korunma ihtiyaçlarını gidermektir. Kadının rolü ise evdeki çocukların bakımıyla ve evle ilgilenmektir. Evrimsel süreçte bu rollerde değişimler olmasına rağmen  toplumsal yaşantıda kadının yeri evi, temel rolleri ise eş ve anne olmaktır. Bu alışılagelmiş roller işgücüne katılımı da engeller. Değişen dünyada kadının rolleri de yeni düzene ayak uydurmuştur. Fakat kafalardaki fikirler öylesine kemikleşmiştir ki kadınları eş  ve anne olmak ile meslek sahibi olmak arasında seçim yapmaya zorlar. Çalışmaya başlamayı seçse bile öncelikli sayılan rollerini layıkıyla yerine getirmek zorunda hissettirilmektedir. Bu sebeptendir ki iş hayatı sebebiyle eş ve annelik ile ilgili görevlerini eksikli yaptığında kendini suçlu, yetersiz, üzgün ve mutsuz hissedebilir.

          Kadınların işgücü halen evinde eşine katkı olarak, ek gelir olarak algılanmaktadır. Bu mantıkla büyütülen kadınlar da kendilerine biçilen bu rolleri kabullenip içselleştirmiştir. Eşinin maddi durumu biraz iyileştiğinde kadın için çalışmama tercihi doğar ve çalışmayı sadece para kazanmak olarak algılayan kadınlar bu tercihi kullanır. Oysa ki kadının çalışması sadece maddi kazanç amaçlı görülmemeli aynı zamanda kadına kimlik kazandıran, özgüven aşılayan ve birey olmasına katkı sağlayan bir eylem olduğu yadsınmamalıdır. Çalışan kadın tek başına varolabilme duygusunu içselleştirir, sosyal yaşama dahil olur, çocuklarına örnek teşkil eder, üretken olmanın hazzını yaşarlar.

          Kadınlar, yükselme, mesleki gelişim ve eğitim olanakların da erkeklere oranla daha az yararlandırılır. Eşinden bu konuda destek göremezken, işyerindeki amirleri de eğitim olanaklarından yararlanmaları konusunda kadınlara negatif ayrımcılıkta bulunurlar. Kadınların yükselme, terfi gibi beklentileri gerçekçi bulunmazken bu sebepten mesleki eğitim almaları da gereksiz görülmektedir. Hatta aynı işyerindeki evli ve bekar kadınlar arasında bile bir ayrım sözkonusudur. Evli ve çocuklu kadınların iş yükü azaltılırken bekar bayanlara iş yükleme yatkınlığı görülür.

          Evlenme ve hamile kalma işten çıkarılma sebebi olarak görülüyor ve bu konuda baskı görebiliyorlar. İşe alımlarda erkeklerin evli olması tercih sebebiyken kadınlarda bu tam aksi şekilde işliyor. Hatta evli kadınların yakın zamanda çocuk sahibi olmayı düşünüp düşünmedikleri bile araştırılıyor. Evli ve çocuklu bir kadının işe fazla vakit ayırmayacağı, bu nedenle verimsiz olacağı hakkında önyargılar bulunmaktadır. Aile içi ilişkilerde yaşanan olumsuzluklarda bile kadının çalışması sorunlara sebep olarak gösterilebiliyor. Evdeki işler aksadığında kadının işten ayrılması seçeneği su yüzüne çıkarılıp seçim yapması bekleniyor. Eşin, işleri paylaşmak yerine kadının işinden feragat etmesini beklemesi yine kafalardaki alışılagelmiş rol paylaşımından ileri geliyor.

          Hiç birşeye yetişememe ve tükenmişlik duygusu yaşıyorlar. Birkaç karpuzu bir koltuğa sığdırmaya çalışıyorlar. Bunu başarabilen şanslı kadınlarsa bu konuda övgü alamadıkları gibi şikayet ettiklerinde de muhattap bulamıyorlar. Evdeki işler adeta görevleridir ve yapmamak gibi bir tercih sunulmaz.

          Ekonomik özgürlük elde etmiş olmanın güzel taraflarını da yaşayamaz. Zamansızlık sebebiyle sosyal hayata ve aktivitelere ayıracağı süre kısıtlıdır. Kendine zaman ayıran kadın da bu süre içinde suçluluk duygusundan kendini alamaz. Zaman zaman hemcinsleri tarafından da bu konuda eleştirilmekten kaçamaz.

         Tüm bu yaşananlar sonucunda çalışan kadın sinirli, öfkeli ve tahammülsüz hale gelir. Bunu engellemenin en etkin yolu kulağa bencillik gibi gelse de, Türk kadınına yüklenenlere pek uygun düşmese de kendine zaman ayırmaktır. Ev işleri ve çocuklara ayırılan zamandan kendi için bir miktar aktarmak sorunu çözecek pratik bir çözümdür.

MÜKEMMEL KADIN OLMAYIN

          Çalışan annelerin en önemli sorunu aşırı sorumluluk yüklenmek, yorgunluk ve suçluluk duygusudur. İş listelerinizi hafifleterek çözüm sağlayabilirsiniz. Devredilebilecek sorumluluklar için eşinizden, yakınlarınızdan ve iş arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Kendinize vazgeçilebilecekler listesi hazırlayın. Zamanınız ve enerjiniz azaldıkça bu listedekilerden ödün verebilirsiniz. Suçluluk duygusunu azaltmak için kendinize “çocuğumun ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyorum” “çalıştığımda mutlu hissediyorum, çocuğuma mutlu bir anne sunuyorum” “çocuğuma örnek oluyorum” gibi telkinlerde bulunabilirsiniz.

          Ayrıca çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek de iyi bir yöntemdir. Kaliteli zaman geçirmek, az ve öz zaman geçirmek şeklinde açıklanabilir. Bütün hafta boyunca yanında olup ilgisiz olmaktansa, hafta sonu geçireceğiniz 1-2 saati birlikte çeşitli aktivitelere katılarak, hobilerinizi paylaşarak, etkinlikleri değerlendirerek çok kıymetli zaman dilimlerine dönüştürebilirsiniz. Birlikte geçirdiğiniz bu kaliteli paylaşım saatleri sayesinde çocuğunuzun yanında olamadığınız zamanların acısını çıkarabilir, suçluluk duygunuzun gerçekle uyuşmadığını görebilirsiniz.

Psikolog

Ceren AKBOYAR

Hakkında: cerenakboyar

İlginizi Çekebilir

Ayrılık resimleri

Ayrılığı ayrılmanın hüznünü en iyi anlatan ayrılık resimleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir