kadınlar kulübü






HIZLI KİLO VERMEK Mİ SAĞLIKLI KİLO VERMEK Mİ ?

Kilo vermek, fit ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bir konu olmaya başladı. Hemen hemen herkesin az çok bir şeyler bildiği bu konuda doğrular olduğu kadar yanlışlara da sıkça rastlamaktayız. Peki kendinizi bu yanlış bilgilerden veya eğitimsiz kişilerden korumak için nasıl davranmalısınız? Aslında önemli olan da bu.
Bu noktada size hayattan basit bir örnek vermek isterim. Evinizin muslukları veya elektrik tesisatı bozulduğunda kimi ararsınız? Ya da otomobiliniz arıza yaptığında kime gidersiniz? Peki hasta olduğunuzda sağlığınızı kime emanet edersiniz? Cevaplarınızı duyuyorum. İşte geldik kritik noktaya. Kilo sorununuz varsa kime gideceksiniz? Her şey aslında bu noktada karışıyor. Çünkü zayıflama sektörü  ne yazık ki artık bir sektör haline geldi  size çok fazla seçenek sunuyor. Hangi internet sitesine girseniz veya hangi tv kanalını açsanız bu konuyla alakalı bir şeyler bulabilirsiniz. Kendinizi, aslında sağlığınızı emanet ettiğiniz kişilerin eğitimli olmasına dikkat etmeniz, size 1 haftada kaç kilo verdireceklerine verdiğiniz dikkatten fazla olmalı.
Diyetisyenler beslenme tedavisi yapma konusunda yetkiye sahip tek meslek grubudur. Beslenme tedavisini biraz açarsak ; kilo verme, kilo almanın yanı sıra diabet tedavisi, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, akut veya kronik böbrek yetmezlikleri, hamile ve emzikli bayanların beslenmesi, okul öncesi, okul çağı ve ergenlikte beslenme, nutrisyon tedavileri, onkoloji hastalarında beslenme gibi aklımıza ilk gelen alanları sayabiliriz.  diyet
Kilo vermek istiyorsanız sağlığınızı riske atmamak adına size doktor ve diyetisyen hizmetini beraber sağlayabilecek yerleri tercih edin. Kilo vermekte amacınız her hafta 2-3 kg olmamalı. Çünkü vücudunuz bu kadar hızlı verilen kiloya adapte olmakta zorlanıp size yepyeni sağlık sorunları çıkarabilir. İlk hafta 1-2 kg arası kilo veriminiz normaldir, çünkü vücut ilk hafta suyunu boşaltır. Fakat ilerleyen haftalarda bu rakam 500-750 g maksimum 1 kg civarına düşmelidir. Düşmüyorsa, siz hala hızla kilo veriyorsanız ya size uygulanan programı ya da gittiğiniz uzmanı sorgulayın.
Size 1-2 aylık programlarla hızlı kilo verdirme sistemiyle çalışan kliniklerden uzak durun. Unutmayın önemli olan öncelikle sağlığınızdır.  kadinsak.com
Sağlığınızı daha da iyileştirmek kilo verme programlarının birinci hedefidir. Olmanız gereken kilonuz arttıkça bozulan sağlığınız, kilonuzu verdikçe daha da düzelmelidir. Düzelmiyorsa aksine siz kendinizi daha yorgun, bitkin ve hasta olmuş hissediyorsanız önce bir doktora ardından da bir diyetisyene başvurun. UNUTMAYIN ÖNEMLİ OLAN SAĞLIKLI KİLO VERMEKTİR !!
Dyt. Gülen AKBOYAR

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

BAHAR AYLARINDA BİZE NE OLUYOR ?

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte bütün doğanın canlanmasına ek olarak vücudumuzda da değişiklikler başlar. Artık yüzünü daha sık göstermeye başlayan güneş üzerimizdeki depresif havayı dağıtır. Sabahları daha dinç ve istekli başlarız güne. Baharın ilk haftalarında değişime adapte olamayan bünyelerde bir süre bahar yorgunluğu yaşansa da adaptasyonumuz kısa sürede oluşur.

Kıyafetlerimizde bile bir canlılık bir hafifleme çiçekler, canlı renkler belirmeye başlar. Giysilerimiz hafifledikçe fazlalıklarımızı görmeye başlarız. Evet bütün kış hareketsiz kaldık, sanırım biraz da fazla kaçırmışız. Kilo mu almışız ne ?  neden her kış kilo alıyoruz?

Kış mevsiminde metabolizmamız yaza göre daha yavaş çalışır. Çünkü vücudumuz ısısını korumak için ekstra çaba harcar ve bu yüzden de metabolizma hızını yavaşlatır. Buna ek olarak soğuk havada günlük fiziksel aktivitelerimizi azalttığımızı ( daha çok toplu taşıma araçları kullanımı, sportif yürüyüşlerin eksikliği vs. ) ve daha ağır yemekler yediğimizi de eklersek doğal olarak vücutta bir yağlanma ve kilo artışı durumu ortaya çıkar.

Baharla birlikte havanın ısınmasıyla metabolizmamız hızlanır, günlük aktivitelerimiz artar ve ertelediğimiz ya da üşendiğimiz sporlarımız başlar. Kışın biriktirdiğimiz yağlarımızı bahar aylarında sağlıklı bir beslenme programı ve uygun bir spor programıyla vermeye çalışıyoruz.

Bu noktada çoğu zaman yapılan bir yanlış var ki vücudumuzu her şeyden çok negatif etkiler :

Hızlı kilo verme isteği. Piyasada bulunan zayıflama ürünleri, şok diyetler çok ağır spor programları vs..  bu olumsuz yöntemler yüzünden vücudun doğal ritmini bozup sağlıklı kilo verimini engelleriz ve sonunda hasta olup hastaneye kaldırılırız. Sonuçta doktorlar beslenmenize dikkat edin vücudunuzu çok hırpalamışsınız derler ve normalin de üstünde bir beslenmeye başlarız. Sonuç : daha fazla kilo alırız. O zaman ne yapmalı?

İstediğiniz kiloya inmek ve orda kalmaksa amacınız -ki sağlıklı olan budur- size mucizeyi sunan ürünlerden ve yöntemlerden uzak durun. Sağlıklı kilo verimi için bir diyetisyene başvurun. Unutmayın aceleniz yok önünüzde uzun bir ömür var ve bu ömrün kalitesini belirlemek sizin elinizde… sağlıkla kalın…

Dyt. Gülen  Akboyar

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

ÇOCUK OBEZİTESİ

Ülkemizde çocuk şişmanlığı oranı diğer ülkelerde olduğu gibi hızla artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde çocuk ve ergen obezitesi sıklığı % 25′ lere çıkmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar, 5 yıl sonra çocuk obezitesi oranlarının 2 – 3 kat artacağını göstermektedir. Yetişkin yaşlardaki obezitenin sebeplerinden bir tanesi de çocukluktaki obezite olduğu için son derece dikkate alınması gereken bir konudur. Fakat bu konuda aileler genellikle dikkatsiz davranmakta, şişman çocuğun sağlıklı çocuk olduğu gibi yanlış bir tutum sergilemektedirler. Bir diğer yanlış düşünce de diyet yapan çocuğun yaşıtlarından geri kalacağı, sağlığının bozulacağı veya derslerinde başarısız olacağıdır. Bu yanlış düşünceler ancak beslenme tedavisine başlanınca düzelmektedir. Gelelim çocuk obezitesinin nedenlerine :

  1. Genetik faktör: Anne ve baba şişmansa çocuğun şişman olma riski % 80 , sadece birisi şişmansa bu oran % 50 , ikisi de şişman değilse oran % 9 dur.
  2. Fiziksel aktivite azlığı: Tembellik, spor yapmama, uzun süre tv seyretme veya bilgisayar başında kalma.
  3. Tıbbi sorunlar: Annenin gebeliğin ilk aylarında yetersiz beslenmesi, gebelikte aşırı kilo alımı, annenin şeker düzeyinin yükselmesi, tiroid bezi yetersizliği, böbrek üstü bezi sorunları, kortizon kullanımı , bazı antidepresan ilaçlar vs.
  4. Psikolojik nedenler: Aile içindeki huzursuzluklar ( özellikle sevilmediğini düşünen çocuk bu açığı aşırı yeme ile kapatmaya çalışmaktadır), okulda başarısızlık, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar, özgüven eksikliği, kişilik bozuklukları, depresyon vs.
  5. Ailelerin bilinçsizliği: Çocuk beslenmesini ciddiye almama, çocuğu kendi istekleri doğrultusunda besleme, çocuğu sağlıksız besinlerle ödüllendirme, aşırı yedirme vs.
  6. Fast-food tüketimindeki artış: Son yıllarda bütün dünya ile birlikte ülkemizde de  sayısı gittikçe artan  fast-food dükkanlarının özendiriciliğinin artması, hazır gıdaların ve market gıdalarının reklamlarının artması.

Sebeplerini sıraladığımız çocukluk çağı obezitesinin çözümlerine bakalım şimdi de. Bizim için en önemli etkenlerin başında ailelerin bilinçsizliği gelir. Beslenme gibi önemli bir konuda inisiyatif kesinlikle çocuklara bırakılmamalıdır. Çocuklar genelde yemek istemedikleri besinleri reddetme ısrar edilirse de ağlama yolunu seçmektedirler. Bu noktada aile çocuğa boyun eğmemeli yemesi gereken besini daha cazip hale getirip çocuğa yedirme yoluna gitmelidir. Yemek kitapları veya internetten bu konuda yardım alabilirsiniz. Aile büyüklerinin yanlış yönlendirmelerine de dikkat etmek gerekir. Toplumdaki genel yargı şişman çocuğun sağlıklı çocuk olduğu yönündedir mesela. Oysaki insan vücudundaki yağ hücre sayısı bazı dönemlerde artmaktadır. Bu dönemler ; gebeliğin son 2 ayı, doğumdan sonra ilk 18 ay, okul öncesi 5 – 7  yaş ve ergenlik dönemidir. Ergenlikten sonra hücre sayısında değişiklik olmaz. Bu yaşlardan sonra varolan hücrelerin hacimlerinde artış veya azalma olur. O yüzden bu yaşlardaki şişmanlığın tedavisi daha önemlidir. Erken müdahale çocuğun sağlığını bozmak yerine daha da yükseltecektir.

Öncelikle şunu unutmamalıyız: Beslenme ; vücudun büyüme ve gelişimini sağlamak, sağlığın korunması ve daha da yükseltilmesi ve de günlük harcamaların karşılanması için gerekli olan besin ögesi ve enerji değerinin doğal ve sağlıklı besinlerden sağlanması demektir. Beslenme kesinlikle salt karın doyurmak demek değildir. O yüzden ” çocuğumun karnı doysun da ” tarzı bir yaklaşımdan uzak durmalısınız.

Her yaştaki çocuğun olması gereken boy ve kilo değerleri ülkelere göre mevcuttur. Bu değerleri çocuk doktorunuzdan öğrenebilir, çocuğunuzun normal büyüme eğrilerine uyup uymadığını bu şekilde takip edebilirsiniz. Konu hakkında ne kadar çok güvenilir bilgiye sahip olursanız çocuğunuzun obeziteye yakalanma riskini o kadar düşürürsünüz.

Fiziksel aktivite yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da oldukça düşmüş durumda. Diyetisyenlere başvuran ailelerin hemen hemen hepsi çocuklarının uzun saatler boyunca tv veya bilgisayar karşısında zaman geçirdiğini söylemektedirler. Çözüm ; çocuğunuzu hoşlanacağı ve sosyal bir çevre edinebileceği sportif aktivitelere yönlendirin.

Dikkat edeceğimiz son nokta da çocuğunuza doğruyu öğretmeye çalışırken siz yanlış bir beslenme tutumu sergilemeyin. Bu konuda diyetisyenlerden doğru bilgiye ulaşabilirsiniz.

Çocukluk çağında doğru beslenmeyi öğrenen çocuklar ilerde bilinçli yetişkinler olacaktır. unutmayalım ki ağaç yaşken eğilir…

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel
null