Anasayfa / Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor

Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor

 Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor
Birçoğumuzda ara ara rastlanan aft ve uçukların suçsuz meydana gelmediği dair uzmanlar uyarıyor .
Aft ve uçukların en büyük etkisinin bağışıklık sistemi üzerinde gerçekleştiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr . Ülkü Duraksoy , ” Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; ağzımızdaki tekrarlayan yaralar , geçmeyen uçuklar bağışıklığımızın bozulduğunun en önemli aynasıdır . Çeşitli tedaviler deneriz , ağız gargaraları kullanırız ama bunlardan bir türlü kurtulamayız . Yaşam kalitemiz düşer zira rahatlıkla ne yemek yiyebiliriz ne de içebiliriz . Aslında çözümü ve rehabilitasyonu basittir ancak bunun için doğru testlerin yapılması ve tanı koyulması gerekir ” dedi .
Tekrarlayan aft ve uçukların akla hemen Behçet hastalığını getirdiğini belirten Uzman Dr . Ülkü Duraksoy , tek nedenin bu olamayacağını belirtti ve kişiye özel , farklı testlerle bu yaraların kaynağının tespit edilmesi gerektiğinin altını çizdi . Duraksoy , şu önemli bilgileri paylaştı: ” Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda , kişinin neden sıkça ağız yarası veya uçuk çıkardığını ya da neden sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz . Genelde biz hekimleri bu konuda sürükleyen çok net araştırma basamakları maalesef bulunmamaktadır . Tekrarlayan ağız yaraları deyince akla hep Behçet Hastalığı gelir . Bunu da mutlaka araştırmak gerekir ama bu , hastalarımızı uzun , bunaltıcı bir seri test silsilesine sokmak demektir . Halbuki Behçet hastalığından çok daha sıklıkla görülen , ağız yaralarına neden meydana gelen ve taranması gereken başka durumlar vardır . Bunlardan bir tanesi B vitamini eksikliğinin tespit edilmesidir . Kişide B vitamini eksikliğine neden meydana gelen tiroid hastalıklarının bilhassa Hashimato ve otoimmun tiroidlerinin olup olmadığının araştırılması gerekir . B 12 vitamin kaybına neden meydana gelen mide mikrobunun da olup olmadığını araştırmak gerekir . Bunlara bağlı rastgele bir nedenden kaynaklanıyorsa , tedavi çok basittir . Şayet bunlarla alakalı bir durum değilse o zaman Behçet taramasına gitmek gerekir . ”
” MİDE MİKROBU TESTİ ATLANMAMALI ”
Pek çok rahatsızlık gibi tekrarlayan ağız yaralarının da nedenlerinden biri meydana gelen mide mikrobunun mutlaka araştırılması ve tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr . Ülkü Duraksoy , ” Helikobakter Pylori dediğimiz mide mikrobu gastrit ve ülser yapan tüm mide ve on iki parmak barsağını tutabilir . Bu mikrop sadece bu bölgeyi etkilemez , tüm sindirim kanalını etkiler ve aşırı Gaz ve dışkılama değişikliklerine de yol açar . Vitamin emilim bölgelerini de etkilediği için unutkanlık , halsizlik , yorgunluk ve sinirliliğe hatta depresyona da yol açabilir . Kişi bazen hiç mide Ağrısı çekmez , sadece gaz yakınması veya ishal ya da kabızlık ve gaz yakınması yakıntıları yaşar . Bazen ise sadece unutkanlık ve ağız yaraları ile kendini gösterir . Bu mikrop Türkiye’de yüzde 80 – 93 oranlarında pozitift sonuçlar veriyor ama herkeste hastalık yapmıyor . Kişinin rehabilitasyonu sırasında tüm bağışıklık sisteminin elden geçirilmesi ve kişiye özel değerlendirme çok önemlidir . Bu değerlendirmede; kişinin yaşı , cinsiyeti , geçirdiği hastalıklar , tüm Aile ve yakın akraba ağacındaki hastalıklar değerlendirilmeli . Kişinin yaşam şekli değişikliği varsa o ele alınmalı . Uyku düzeni ve horlaması , burun tıkanıklığı var mı sorulmalıdır . Su içme miktarı ve ne tip suyu tükettiği ile güneşlenmesi veya güneşlenmemesi hatta güneşlenme şekli sorulmalıdır . Beslenme şekli sorgulanmalı; hangi gıdaları çok sevdiği , hangi tip eti ve yağı tükettiği , nasıl tükettiği ve ne sıklıkta beslendiği gibi konular da irdelenmelidir . Hastaya bu denli titizlikle yaklaşılmaz ise basit bir ağız yarası veya uçuk dediğimiz hastalık beyine giden kanalların üzerinde veya gözümüzde çıkar ki çok ciddi sonuçlara götürür . Herpes ensefalit , yüz felci gibi durumlara dahi neden olabilir ” şeklinde konuştu .

Hakkında: admin

[

İlginizi Çekebilir

kinoa

Kinoa hakkında

  Kinoa, tahıl olmayan ve besin değeri bakımından onun yerine geçen bir otsu bitkidir. Bu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir