kadınlar kulübü






uzman diş doktoru

Uzman Diş Doktoru
İlk vazifesi hasta sağlığını korumak olan tüm hekimler gibi diş hekimi için tanımlanmış görevleri şöyle sıralayabiliriz..

İşte karşınızda bir uzman diş doktoru görevleri:

İlk başta söylediğimiz gibi her şeyden önce hasta sağlığını korumak birinci vazifesidir. Sağlıklı olan durumun bozulmasına asla müsaade etmez ve var olan ağız sağlığını korumaya yönelik idamesi için tedbirleri alır.
Muayenehane yada klinik poliklinik hastane gibi bir ortamda gelen hastaların şikayetlerini dinleyerek dişlerini muayene etmek
Teşhis amaçlı olarak Diş röntgeni çekimek
Tedavi edilmesi mümkün olan dişlerin tedavisi için gerekli tüm tedavileri uygulamak, son çare olarak Tedavisi mümkün olmayan dişleri çekmek
İltihabi karakter kazanan ve Akut durumda olan hastalara ve Apseli dişler için reçete yazmak,
Çürüklerin tedavisi için dolgu ve diğer tedavi yöntemlerini uygulamak,
Şiddetli ağrı şikayeti olan ve pulpası Diş Siniri etkilenmiş olan dişlere kanal tedavisi uygulamak
Diş etinde meydana gelen rahatsızlıkları tedavi etmek, ( Gingivitis, periodontitis gibi )
Protez dişler ve estetik diş hekimliği ile ilgili tedavileri yapmak

Çalışma ortamları;
Diş hekimleri; serbest çalışabilecekleri gibi bir devlet kuruluşunda görev alabilirler. Diş hekimlerinin bir kısmı da uzmanlık eğitimi görüp üniversitelerde görev almaktadırlar..

İş bulma İmkanları;
Diş hekimleri; resmi ve özel hastanelerde veya dispanserlerde çalışmak isteyen dişhekimleri ilgili kurumlara başvurur ve açık yerlere tayin edilirler. Bir kısım diş hekimi de kendi muayenehanesini açabilir.

Eğitim imkanları;
Sağlık bilimleri alanında yer alan meslekleri tercih etmek isteyen bir öğrencinin, lisede fen bilimleri alanına yönelerek, ÖSS’ de yeterli “sayısal” puan alması gerekmektedir.
Diş hekimliği alanında;
Diş hekimliği programının ilk 2 yılını başarı ile tamamlayan öğrenciye “Temel Diş Hekimliği Bilimlerinde Önlisans Diploması”, 5 yıllık diş hekimliği fakültesini bitiren öğrenciye ise “Diş Hekimliği Yüksek Lisans Diploması” verilir. Diş hekimlerinin bir kısmı da uzmanlık eğitimi (master, doktora) görüp üniversitelerde görev almaktadırlar.

Diş kaplamaları ne kadar zamanda tamamlanır ?

Yapılan diş porselen kaplamaları 2 yada 3 seans sonrası tamamlanır. Porselen kaplamaların büyük zaman alan aşamaları labaratuar ortamında gerçekleştirilir. Sizin dişçi koltuğunda geçireceğiniz zaman çok kısadır. Dişiniz için gerekli ölçümler alınacak, dişiniz 1mm kadar proteze uygun olacak biçimde kesilecek ve alınan ölçüler labaratuara iletilerek diş protezinizin bu ortamda hazırlanacaktır. İkinci seansta ise diş protezinizin uygulanarak işlem tamamlanacaktır. Diş labaratuarı ile diş kliniği aynı ortamda yer almayan diş hekimleri seansı diş protez ölçümlerinde yapılabilecek yanlışlar sonucu 1 seans daha uzatabilirler.

Diş kaplamaların bakımı nasıl yapılır ?

Diş kaplama yapılan bölümler ile sert cisimleri kırmamaya özen göstermelisiniz. Bunu gerçek dişlerinizle de yapmamaya özen göstermelisiniz. Özellikle fındık, ceviz kabuklarını vb. dişlerinizle kırmaya çalışmamalısınız. Bunun yanı sıra temizliğini diğer dişlerle beraber günde en az iki defa olacak şekilde ve diş ipi, gargara uygulamaları ile beraber dişlerinizin günlük bakımını gerçekleştirmelisiniz. 3 ve 6 aylık diş hekimi kontrolleri yine yapılan kontrollerde bu kaplamalarınızın durumunu diş hekimini gösterek ömürlerini uzatabilirsiniz.

Diş kaplama uygulaması sonrasında dişimin görünümü nasıl olacaktır ?

Yapılan diş kaplama uygulamalarında diş hekiminin hedefi daima doğal dişe en yakın olanı yakalamaktır. Diş kaplama işlemini uygulandıktan sonra göreceksiniz ki diğer dişlerinizden herhangi bir farkı yok ve yıllar içerisinde burada kaplama olup olmadığını bile unutacaksınız. Doktorunuz diş kaplamanızı renk, boyut ve şekil olarak diğer dişlerinizle birebir yapacaktır. Bu konuda estetik kaygınız kesinlikle olmayacaktır. İyi bir diş hekimi ile mhteşem sonuçlar alacağınızdan kuşkunuz olmasın..

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Grip Aşısına Dikkat Edin

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, gribin özellikle çocuk ve yaşlılarla kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda daha ağır seyrederek ölüme varabilen ciddi sonuçlara yol açtığını belirtti.

Grip aşısının yaptırmak için kasım ayını geçmeemsi gerektiğini bildiren Çom, “Yüksek riskli kişilerin grip hastalığını taşıma ya da bulaştırma ihtimali bulunan sağlık personeli, kronik hastalık bakım üniteleri veya yaşlı bakım evlerinde çalışanlar ve evinde yüksek riskli kişi bulunanlara da aşı yaptırmaları öneriliyor” dedi.

Çom, gribin, ani olarak 39 derece üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle başlayan influenza virüsünün yol açtığı bir hastalık olduğunu söyledi.

Bu tabloya daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, göz yaşarması ve kanlanması gibi belirtiler eklendiğini, bazı vakalarda karın ağrısı, bulantı ve kusma görülebildiğini anlatan Çom, bulaştığı kişileri yatağa mahkum eden hastalığın belirtileri 1 hafta içinde kaybolsa bile halsizliğin 2 haftaya kadar sürebildiğini belirtti.

“Grip, özellikle çocuk ve yaşlılarla kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölüme varabilen ciddi sonuçlara yol açar” uyarısını dile getiren Çom, “Bu kadar ciddi tablolara yol açabilen grip, halk arasında sıklıkla soğuk algınlığıyla karıştırılıyor. Oysa soğuk algınlığı, ateş yükselmeden hafif kırgınlık, burun akıntısı ve hapşırma gibi belirtilerle kendini gösteren, halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati de gerektirmeyen bir hastalık olduğu için, kesinlikle grip ile karıştırılmamalıdır” diye konuştu.

TEDAVİ

Gribin, öksürük ve hapşırıkla etrafa saçılan damlacıkların havayla solunması, hastalar veya bunların ağız ve burun akıntılarının bulaştığı eşyalarla temas sonucu yayıldığına dikkati çeken Çom, şöyle konuştu:

“Hastalık ev, iş yeri, okul ve kreşlerle toplu taşım araçlarında çok kolaylıkla bulaşabiliyor. Mikrobu kapan ancak henüz belirtilerin ortaya çıkmadığı kişiler de hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle insanların toplu olarak bulunduğu ortamlarda dikkatli olmak gerekir.”
Hastalığın tedavisinin, belirtilerin giderilmesine yönelik olduğunu kaydederek yatak istirahati öneren Çom, bol sıvı, ateş düşürücü, ağrı ve öksürük kesici ilaçlar alınabileceğini söyledi.

Çom, tedavide, hekim tavsiyesiyle antiviral ilaçlara da başvurulabileceğini kaydederek, “Antiviral tedaviye hastalığın erken döneminde, ilk 2 günde başlanması enfeksiyonun önlenmesine, hastalık ortaya çıkmışsa da belirtilerin süresinin kısalmasına yardımcı olur” dedi.

GRİP AŞISI

Gripten korunmada en etkili yollardan birinin aşı olduğunu, aşının salgın başlamadan yapılması gerektiğini ifade eden Çom, şu kişilere grip aşısı önerdi:

“-65 yaşından büyükler,
-Astım ve diğer kronik solunum sistemi hastalığı olanlar,
-Kronik kalp ve dolaşım sistemi hastalığı olanlar,
-Kronik metabolik hastalığı olanlar,
-Hemoglobinopatisi olanlar,
-Uzun süreli aspirin tedavisi alan bebek ve çocuklar,
-İmmünosupresif tedavi alanlar,
-HIV enfeksiyonu olanlar.”
Çom, “Yüksek riskli kişilere grip hastalığını taşıma ya da bulaştırma ihtimali bulunan sağlık personeli, kronik hastalık bakım üniteleri veya yaşlı bakım evlerinde çalışanlar ve evinde yüksek riskli kişi bulunanlara da aşı yaptırmaları öneriliyor” şeklinde konuştu.
6 aydan küçük bebekler, yumurta yediğinde alerjik şoka girenler, doktorun öneride bulunmadığı hamileliğin ilk 3 ayı içindeki kadınların grip aşısı yaptırmamaları gerektiğini bildiren Çom, “Aşı, grip mevsimi başlamadan uygulanmalıdır. Uygulamadan sonraki 2 hafta içinde koruyucu antikor geliştiği ve ülkemizde gribin Kasım-Mart aylarında salgın yaptığı düşünüldüğünde, aşı Eylül, Ekim ya da en geç Kasım ayında yaptırılmalıdır. Ancak, zorunlu hallerde aşı Mayıs’a kadar da yaptırılabilir” uyarısında bulundu.

8 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE 2 DOZ

İlk kez aşılanacak 8 yaş ve altındaki çocuklara tam etki oluşması için en az bir ay arayla 2 doz aşı uygulanması gerektiğini bildiren Çom, ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı ile aşı yerinde 1-2 gün süreyle ağrı ve hassasiyet görülebileceğini belirtti.

GRİP VİRÜSÜ İZLENECEK

Sağlık Bakanlığı, her yıl olduğu gibi bu kış da 14 ilde mevsimsel (kış) grip ile ilgili izleme çalışması yürütecek.

Ekim ayından itibaren kış sonuna kadar devam edecek çalışma kapsamında Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Trabzon ve Van’daki sağlık kuruluşlarından grip ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel hastalıklara yol açan vakalara ilişkin bilgiler derlenecek. Bu vakalardan alınan numuneler de İstanbul ve Ankara’daki laboratuvarlarda incelenecek.
Bu laboratuvarlardan aylık, belirlenen illerin sağlık müdürlüklerinden ise haftalık raporların gönderileceği Sağlık Bakanlığı, böylece ülke içinde dolaşımdaki virüsleri takip ederek önlem alabilecek.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Doğum Sigortası sayesinde rahat bir hamilelik süreci geçirin

dogum-sigortasi-hamilelik

Doğum Sigortası sayesinde rahat bir hamilelik süreci geçirin

Tebrikler güzel haberi aldınız ve hamile olduğunuzu öğrendiniz. Yada aksine ilerleyen dönemlerde bir hamilelik planlıyorsunuz ve şuan hamile değilsiniz. Peki anne adayları çok özel bir ürün olan doğum sigortası sayesinde özel hastanelerde çok çok ucuz fiyatlarla doğum yapabileceğinizi biliyor musunuz?

Size yapılan büyük bir yanlıştan bahsedeyim. Genelde hamilelik süreci anne adayları tarafından planlanmaz. Ancak hamile kalındığı zaman hangi hastanede doğum yapacağım, hangi doktora gideceğim, ne tür testler yapacağız, bebeğimin sağlık durumu ne olacak ve ne kadar para ödeyeceğim gibi sorular akıllarda belirmeye başlayacaktır. İşte tam da bu anda Doğum Sigortası imdadınıza yetişmekte ve size sunulan yüzlerce özel hastaneden ve doktordan birine sizi yönlendirerek, hamilelikte yapılacak testleri, teminatları, oturduğunuz şehre en yakın hastane alternatiflerini de size sunarak; aklınıza takılan sorularla ilgili açıklamalar yapacaktır.

Bu kapsamda doğum yapacak olan annelerimizin doğru tercihler yapması sağlanacak. Unutmayın, yapacağınız doğum eylemini bütçeniz değil siz belirleyebilirsiniz.

Doğum Sigortası ile maliyetleri neredeyse yarı yarıya düşürür ve ödemelerinizi taksitli olarak yapabilirsiniz. Özel hastanelerde ücretler hastalardan peşin temin edilmekte ve herhangi bir indirim bulunmamaktadır. İşte bu noktada Doğum Sigortalarının bir avantajı daha ortaya çıkmaktadır. Doğum sigortası yaptırarak ödemelerinizi taksitli yapabilir ve devlet destekli olan bu ürünü %15 indirimli şekilde kullanabilirsiniz.

Doğum Sigortası anne adayları için düşünülen bir sigorta ürünüdür. Bu sigorta ile hamile olan veya hamilelik düşünen anne adayları için özel hastanelerde yapılabilecek hastane masrafları karşılanır ve bu masraflar sağlanan ödeme kolaylıklarıyla anne adaylarına sunulur.

Bu ürünü satın aldığınızda istediğiniz hastane arasından istediğiniz doktoru seçebilme rahatlığına sahipsiniz. Gebelik sürecinizdeki tüm test, tetkikleriniz ve doktor muayeneleriniz karşılanır. Ayrıca normal doğum veya sezaryen doğum (epidural veya spidural) ücretleriniz, oda ve refakatçi giderleriniz, bebeğiniz doğduktan sonraki ilk muayenesi, aşısı ve topuk kanı alımıda bu kapsamda karşılanacaktır. Hatta gebelikle ilgili acil bir durum yaşarsanız size kullanabileceğiniz 1000 TL ‘ye kadar da acil durum giderlerinizi karşılayacak bir teminatta verilmektedir.

Hamileyken satın alabileceğiniz Doğum Sigortası Ankara hastaneleri Liv Hospital, Koru Hastanesi, Hrs Ankara Kadın Hastanesi, Medicana Hastanesi, Medical Park Hastanesi ve Eryaman Hastanesidir. İstanbul, Konya ve Samsun illerinde yapılan doğumlarda ise gidilebilecek hastaneler İstanbul Medicana Hastanesi Bahçelievler, İstanbul Medicana Hastanesi Çamlıca, İstanbul Medicana Hastanesi Avcılar, İstanbul Medistate Hastanesi, Samsun Medicana Hastanesi, Konya Medicana Hastanesidir.

Eğer hamileyseniz bu hastanelerden herhangi birini tercih ederek rahat bir hamilelik süreci geçirebilirsiniz. Hamileyken satın alınabilecek Doğum Sigortasında Ankara’da çok fazla alternatif hastane bulunmaktadır.

Hamile olmayan anne adayları için bütün Türkiye’de 200’e yakın anlaşmalı hastanemiz bulunmaktadır. Bu hastanelerin listesine  ulaşabilirsiniz.

 

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Tırnak Mantarı

 

Tırnak mantarı, sıklıkla deri mantarının tırnağa bulaşmasıyla ortaya çıkan, tırnağın şeklini, dokusunu, rengini değiştiren, bazı durumlarda ise kokuya neden olan bir rahatsızlık olarak görülmektedir. Tırnak mantarın bulaşması veya başka bir tırnağa atması, doğrudan yayılım olarak gerçekleşeceği gibi mantar rahatsızlığın yaşanmış olduğu bölgenin kaşınarak el tırnağına nüfuz ederek başka bir yere bulaşması da mümkün olabilmektedir.

Tırnak mantarının bir sağlık problemi oluşturmasının yanı sıra, vermiş olduğu kötü görüntü sebebiyle oldukça rahatsızlık uyandırabilmektedir. Dış görünüşte meydana getirdiği; tırnak üzerinde oluşan yapının bozulması, tırnak renginin başka bir renge bürünmesi ve tırnağın kalınlaşması gibi çeşitli etkileri dış görünüş olarak kötü bir görüntü sergilemektedir.

Tırnak mantarının oluşmasıyla ilgili bazı etkenler bulunmaktadır. Bu nedenlerden bazılar şu şekilde olmaktadır;

1.Tırnağa yapılan herhangi bir darbe sonucu tırnağın zedelenmesi,

2.Baskı ve travmalar,

3.Yanlış ayakkabı seçimi, uç tarafı sivri ve dar olan ayakkabı kullanımı,

4.Aynı ayakkabıyı üst üste giymenin yanı sıra, rahatsız olduğunuz ayakkabının ile saatlerce durmak,

5.Ayakların terlemesinden dolayı, ayakların nemli bir şekilde kalması.

Tırnak mantarının çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Genellikle ilaç tedavisi kullanılmaktadır. Tırnağın üzerine sürülen serumlar ile giderilebilmektedir. Hatta bazen kişiye özel olarak kullanılan pedikür aletleriyle pedikür yapılması ile de tırnak üzerindeki bozukluklar giderilebilmektedir. Aynı zamanda ayak sağlığı merkezlerinde bulunan çeşitli tırnak hastalıklarını giderici cihazlar yardımı ile tedavi uygulanabilmektedir. Bu cihazlar ile tırnak mantarının sebebiyet verdiği mantarlı doku tamamen temizlenir. Fakat bu müdahale için mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Tırnak mantarı hakkında daha fazla bilgi almak için Ayak Cerrahisi web sitemizi ziyaret ediniz.

 

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Zirkonyum Diş hekimliğinde nasıl kullanılmaya başladı?

Zirkonyum Diş hekimliğinde nasıl kullanılmaya başladı?

ZirkonyumEstetik diş hekimliği uygulamalarında sıklıkla tercihe dilen bir protez tipi olan zirkonyum kaplamalar sağlamlık ile beraber estetiği de sunmaktadır. Laminate veneer yapılması uygun olmayan vakalarda ilk akla gelen protez diş uygulaması zirkonyumdur. Zirkonyum Diş hekimliğinde kullanılmaya başladıktan sonra porselen köprülerin altında sağlam ve estetik bir altyapı hazırlamak çok daha güvenilir hale gelmiştir.

Bilgisayar yardımı ile hazırlanan zirkonyum porselenler optik okuyucularla ölçülüp hassas bir şekilde bilgisayar yardımı ile ajuste edildiğinden dişlerin üzerine ve diş eti sınırına çok daha uyumlu olarak birleşmektedir.

ZİRKONYUM VE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

– Özellikle çapraşık dişlere sahip hastalar, eğer ortodonti tedavisine sıcak bakmıyorsa, en uygun yöntem protetik tedaviler ile estetik görünümün sağlanması olmaktadır. Bunlar arasında en çok tercih edilen tedaviler. Laminate veneer ve zirkonyum kaplama olmaktadır.

– Işık geçirgenliği ; en önemli üstünlüğüdür bu sayede doğal dişin yapısına yakın canlı görüntüyü yakalamak mümkün olmaktadır.

– Beyaz renkte olduğundan, gri görüntüyü örtmek için opak bir materyal kullanmaya gerek kalmaz, böylece porselen için daha fazla mesafe kalır. Metal destekli kronlarda yükseklik alınması sırasında bazen ortaya çıkan ince alanlardaki metal görüntüsü ya da dişeti ile birleşimindeki koyu görünüm beyaz renkli ve diş rengine yakın görüntüsü nedeniyle zirkonyum diş yapımı estetik sorun teşkil etmez.

– Bilgisayar desteği ile tesviye ve ajuste edildiği için, çok hassas bir şekilde ağızdaki dişlere adapte olur buda zirkonyum kaplamaların tutunma direncini artırır.

– Alerjik değildir.

Diş eksikliği vakalarında rahatlıkla porselen köprüler için alt yapı malzemesi olarak tercih edilebilir.
– Estetik : Estetik çalışmalarda, doğal diş görüntüsü elde edebilmek için ışık geçirgenliği çok önemlidir. Bu amaçla Laminate veneerler, Full porselen jacket kronlar ve zirkonyum kronlar gibi porselen teknikleri tercih edilir. Zirkonyumun tercih edilme sebebi estetiğin yanında yüksek dayanım gücü sayesinde diş eksikliği vakalarında porselen köprüler yapılabilmesine imkan sağlamasıdır.
– Dayanıklılık : Zirkonyumun diş hekimliğinde kullanılmaya başlamasından önce metal destekli porselenler köprü yapımında tek alternatif idi. Tam porselen kronlar mükemmel estetik sağlasa da köprü yapılmasında kullanılmaz. Zirkonyum ise hem estetik hemde dayanıklılık olarak köprü yapılırken beklentileri fazlasıyla karşılamaktadır.
– Uyum: Zirkonyum alerjik değildir. Ağız sıvıları ile etkileşime girmez. Zirkonyum kaplama sıcağı ve soğuğu iletmediği için, ısı iletkenliğine bağlı hassasiyet oluşmaz.

Zirkonyum Diş Fiyatları Pahalımıdır.

Diş hekimliği tedavilerinde kullanılan Zirkonyum’un, ilk uygulanmaya başladığı yıllara göre daha ucuzladığını söyleyebiliriz. Ancak yine de Zirkonyum diş fiyatları, klasik diş hekimliği tedavilerinde sıklıkla kullanılan metal altyapılı porselen kaplamalara göre daha pahalıdır. Dayanıklılık ve estetik açısından sağladığı avantajlar nedeni ile kron köprü çalışmalarında, sıklıkla zirkonyum dişler tercih edilir.

Zirkonyum diş‘ler dayanıklılığı sayesinde hem ön hem de arka grup dişlerde güvenle kullanılabilir. En önemli avantajlarından birisi ışık iletkenliği sayesinde, ışık karşısında doğal dişlere benzer bir şekilde reaksiyon vermesidir.

Zirkonyum diş fiyatları hakkında nasıl bilgi edinebilirsiniz.

Zirkonyum diş fiyatları şehirler ve bölgelere göre farklılık göstermektedir. Diş hekimleri odası tarafından resmi sitesinde yayınlanan 2014 rehber tarifesinden, zirkonyum diş fiyatları hakkında yaklaşık bir fikir edinebilirsiniz.

 

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel
null