kadınsak burdayız

BARSAKLARIMIZI NASIL HAREKETLENDİRİRİZ ?

Normalde günde üç veya üç günde bir dışkılama normal barsak aktivitesi olarak yorumlanır. Haftada ikiden az olan dışkılama durumlarına konstipasyon ( kabızlık) diyebiliriz. Kabızlık problemi çevrelere ve kültürlere göre değişebildiği gibi kişinin beslenme şekli ve hayat tarzı ile de doğrudan ilintilidir.

Gün içinde çalışma veya başka sebeplerden dolayı az öğün yemek ve hareketsiz bir hayat barsak aktivitesini bozabilir. Bu durumda kişi akut olarak ağrı şikayetlerinin yanı sıra uzun dönemde kilo artışlarına da maruz kalabilir. Barsak aktivitesini hızlandırmak için kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinin yanı sıra hergün 2 veya 3 ara öğün yenmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka çorba gibi barsak çalıştırıcı sıvı bir besin olmalıdır. Ayrıca günlük lif alımının da 25 gr seviyelerinde tutulması gerekir. Bunun için beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı veya kabuklu pirinç, ara öğünlerde de kepekli bisküviler veya posalı meyveler tercih edilmelidir. Bunların dışında sedanter yaşam tarzı dediğimiz hareketsiz yaşam tarzı değiştirilip haftada en az 2 gün sporu günlük aktivitemize eklersek barsak hareketlerimizi hızlandırabiliriz. kadinsak.com

Buraya kadar korunma yöntemlerine değindik. Şimdi de konstipasyon durumunda izleyeceğimiz yollara bakalım. Kabızlık durumunda beslenme korunma yöntemlerimizle aynı şekilde olmaktadır. Bir de ekstra kullanabileceğimiz barsak açıcı formüllerimiz bulunmaktadır:

FORMÜL 1 : sabah aç karnına 1 çay bardağı sıcak suya 1 çay kaşığı bal ve yarım limon ekleyip içebilirsiniz.

FORMÜL 2 : sabah aç karnına 3-4 kuru kayısı veya 1 kuru incir yiyip 1 su bardağı su içebilirsiniz.

FORMÜL 3 : sabah aç karnına 1 tatlı kaşığı çekilmiş üzüm çekirdeği ile karıştırılmış bal yiyip 1 su bardağı içebilirsiniz.

FORMÜL 4 : günün herhangi bir saati yoğurdunuza veya çorbanıza 1 tatlı kaşığı çekilmiş keten tohumu ekleyebilirsiniz.

FORMÜL 5 : gece aç karnına 1 su bardağı yoğurdun içine 1 yemek kaşığı siyah kuru üzüm ekleyip yiyebilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,

Karanlık Korkusu

Aileler bıkmadan usanmadan tehlike yaşatabileceğini düşündükleri pek çok şeyi sürekli olarak anlatırlar. Örneğin karanlığı, öcüyü, iğneciyi, doktor, hemşireyi, canavarı bu korkutucu şeyler listesine eklerler. Bu defa da çocuk doktora veya hastaneye gideceği zaman aileler oldukça zorlanırlar. Örneğin korkutulan meslekler listesinden diş doktorluğu da nasibini almıştır. Çocuğun karanlıktan korkması endişesiyle yatak odasında ışık yakılır. Bu da yetmez anne gece kalkar çocuk korkuyor mu diye defalarca kontrol eder. Çocuğun aklına ışık söndüğünde korkulur fikrini sokar. Bazı ailelerde anne psikologun çocuğunuzun odasında ışık yakmayın demesine tepki gösterir, “Olmaz, onun odası karanlık olursa ben rahat edemem, uyuyamam.” der Sonra da itiraf eder bu korku çocuk korkacak korkusu değil de annenin bir endişesidir. Bu anne daha önce bir çocuğunu bebekken kaybetmiştir, bu çocuğunu da kaybetme korkusu o kadar yoğundur ki her gece yatağından kalkıp çocuk nefes alıyor mu diye kontrol eder. “Ben kalktığımda onun yaşayıp yaşamadığını karanlık odada nasıl anlayabilirim ki? Benden çocuğun odasındaki ışığı söndürmemi lütfen istemeyin” demiştir. Böyle durumlarda annenin kendi yaşamından getirdiği bu korku süreç içinde çocuğa bulaşır, geçer. Çocuk da annesi üzülmesin, endişelenmesin, huzursuz olmasın diye odasında ışık ister. Anne de “Çocuk istiyor, ışık olmadan kesinlikle uyumuyor” der ve bunun arkasına sığınır. Burada olduğu gibi aileler, pek çok korkuyu çocuğun hayatına sokarlar.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Etiketler: ,

Kadınlarda Kısırlığa Neden Olan Sebepler

kisirlikEn az 12 ay boyunca gebeliği önleyici yöntem kullanmadan cinsel ilişkiye girilmesine rağmen hiç gebelik oluşmamıştır.

2. İkincil kısırlık Çiftin, çocuğu olması veya ölü doğumla ya da düşükle sonuçlanmış gebelik öyküsü olması ancak en az 12 ay boyunca gebeliği önleyici yöntem kullanmadan cinsel ilişkiye girilmesine rağmen hiç gebelik oluşmamıştır.

3. Gebelik kaybı Kadının gebe kalmasına rağmen canlı doğum yapamamasıdır.

4. Doğurganlığın azalması Eşlerden birine veya ikisine bağlı nedenlerle gebe kalma olasılığının azalmasıdır. Tam bir kısırlık söz konusu değildir.Gebeliğin meydan gelmesi için, erkek yumurtalıklarından normal döl hücreleri üretebilmelidir. Ayrıca, döl hücrelerini taşıyan kanalların açık olması, sertleşme ve boşalma işlevlerinin normal olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Kadının ise, üreme organlarının cinsel ilişki sırasında erkek döl hücrelerinin boşalmasına ve ilerlemesine elverişli olması, yumurtalılarında yumurta üretebilmesi,tüplerin en az birinin açık olması, rahminin döllenmiş yumurtayı geliştirip olgunlaşana dek taşıyabilmesi ve gebeliğin sürdürülmesi için yumurtalıklarında yeterli miktarda hormon yapımı olması gereklidir.Çiftlerde, kısırlığın %50’sinden erkekler sorumludur. Erkek döl hücrelerinin yapı ve fonksiyonları ile ilgili anormallikler nedenlerin başında gelmektedir.Gebeliği önleyici yöntemlerin kullanılmamasına ve düzenli yani haftada 2-3 kere cinsel ilişkiye girilmesine karşın 1 yıl süre ile gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanabilir. Bütün dünyadaki sıklığı hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, gelişmiş ülkelerde evli çiftlerin %8-12’sinde görülmektedir.Kısırlık 4 alt başlıkta incelenebilir:
1. Birincil kısırlıkÇiftin, hiç çocuğu bulunmamaktadır. Kadına ait faktörler, %40-50 oranında saptanmaktadır. Nedenleri, yumurtlama bozuklukları, tüplerde ve rahim ağzındaki hastalıklar veya iltihaplanmalardır. Kısır çiftlerin %10-20’sinde ise neden bulunamamaktadır. Hem erkekte, hem kadında kısırlığın en sık nedenleri, üreme organlarındaki iltihaplanmalar, cinsel yolla bulaşan hastalılardır. Ayrıca, kadınlarda düşük, kürtaj ve gebelik sonrası meydan gelen iltihaplanmalar çok önemlidir.Hiçbir gebeliği önleyici yöntem yani aile planlaması yöntemi kısırlığa neden olmaz. Fakat, enjekte edilen 3 aylık hormon iğneleri doğurganlığın geri dönüşünü ortalama 6-9 ay geciktirebilirler. Ancak, kesinlikle, kısırlık meydan gelmez.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Etiketler: , , , , ,

Karın Şişliğinizi 3 Adımda Yok Edin

Sabahları düzenli yapılmayan kahvaltılar, ayaküstü yaptığınız veya fast food tarzı yeme alışkanlıkları, karin-sisligiatıştırmalar karnınızda şişkinliğe yol açabiliyor. Çoğu zaman strese maruz kaldığınızda, sindirim sisteminizde de bozukluklar ortaya çıkabiliyor. Karın masajı sayesinde, sadece mide-bağırsak hareketini değil, aynı zamanda iç organlarınızı da uyaracak ve böylece sindiriminize yardım etmiş olacaksınız. Genel olarak her masajda olduğu gibi, karın masajına da yavaş ve yumuşak bir şekilde başlayın ve masaj basıncını yavaş yavaş artırın. Özellikle hassas noktalarda çok dikkatli olun. Akşam günün son beslenmesi öncesi, karın masajı için çok uygun. Yemekten hemen sonra ise karnınıza masaj yapmayın.

İşte pratik yöntemler.

ISITIN
Ellerinizi cukurlaştırıp göbeğinizin üzerine koyun. Birkaç saniye kıpırdamadan öylece durup, avucunuzda sıcaklığın biriktiğini hissedin. Ardından elinizi hafifçe düzleştirerek sıcaklığınızın karnınıza yayıldığını hissedin. Eliniz gevşek haldeyken belinizin yanından yukarı doğru yavaşça hareket ettirin. Daha sonra bu işlemi iki elinizle 6 kere tekrarlayın.

YUVARLAYIN
Elinizi karnınızın üzerine koyun ve biraz bastırarak saat yönünde giderek genişleyen çemberler çizin. İki elinizle yuvarlak hareketler yaparak sıvazlayın. Basınç yandan aşağıya kayarken hafif, belden içeriye ve karından yukarıya doğru çıkarken de derin olsun. Sol elinizi belin yanından yukarıya, sağ elinizi de karından karşıya ilerletin, daireler şeklinde hareket ederken, kollarınızı çarprazlayın. Bu sakinleştirici hareket, karın ağrısını gidermeye de yardımcı olacak.

OVUN
Ellerinizi, kanınızın alt kısmına iki yana doğru koyun. Ardından, basıncın sabit kalması şartıyla, kaburgalarınıza doğru yavaşça sıvazlayın. Kaburga kısmına geldiğinizde, ellerinizi yanlardan aşağıya doğru kaydırın. Ellerinizi bastırarak belin yanlarından yukarıya ve içeriye doğru çekin. Bunları uygularken hareketiniz akıcı ve seri olsun. 6 kez tekrar edin.

Milliyet

Etiketler: , ,

Zatürre Hastalığı Nedir Belirtileri

zaturre hastalığıZatürre nedir?
Zatürre (pnömoni) akciğerlerin iltihabıdır. Bu hastalıkta solunum güçlüğüne yol açar.Küçük çocuklarda hemen her zaman, soğukalgınlığı ve grip gibi hastalıklar sırasında enfeksiyonun üst solunum yollarından aşağılara, akciğerlere yayılmasına bağlıdır; bakterilerden değil, daha çok virüslerden kaynaklanır.Kimi zaman zatürreenin asıl nedeni akciğerlere kaçıp burada küçük bir enfeksiyon oluşturan yiyecek kırıntılarıdır.
Zatürre en çok bir yaşın altındaki bebeklerde görülür.Çoğu zaman, yaklaşık bir haftada bütünüyle geçer.

Belirtiler:

- Hasta çocuğun genel durumunda kötüleşme
- Ateş yükselmesi
- Kuru öksürük
- Hızlı soluk alıp verme
- Güç ve hırıltılı solunum

Ne yapmalıyım?

- Solunumu kolaylaştırmak için çocuğun yatağına fazladan yastık koyarak başını destekleyin.Bebeklerde yastığı şiltenin altına yerleştirin.
- Çocuğunuzun ateşini ölçün, yüksekse düşürmek için önerilen dozda parasetamol şurubu verin yada vücudunu ıslak süngerle silin.
- Özellikle ateşi varsa çocuğunuzu bol bol sıvı içmeye özendirin.Soğuk içecekler ve sıvı yada yarı sıvı yiyecekler verin.

Doktoru ne zaman aramalıyım?

Çocuğunuzun zatürre olabileceğini düşünüyorsanız, hiç vakit kaybetmeden doktoru aramalısınız.

Doktor ne yapar?

Doktor, çocuğunuza nasıl bir bakım uygulayacağınızı anlatacak, enfeksiyon bakterilere bağlıysa antibiyotik verecektir.Hastalık ağır geçiyorsa çocuğu hastaneye yatırabilir.

Etiketler: , ,
Web