kadınlar kulübü






Çocuğunuzun ve arkaşaları

cocugunuzun arkadaslariÇocuklar, 5 ve 9 yaş arasında çabuk ve olağan bir şekilde arkadaşlık kurar ama genellikle bu arkadaşlıklar hızla değişir. Yani çocuğunuz bugün biriyle, yarın da ötekiyle samimi olursa şaşırmayın.

Çocuklar yaklaşık 9 yaşından sonra, ‘en yakın arkadaş’larını edinirler ve ortak ilgi alanlarına dayalı kalıcı arkadaşlıklar da genellikle bu yaşlardan sonra kurulur.

Çocuğunuz tek bir arkadaşla gayet mutlu olabileceği gibi, geniş bir arkadaş grubunda çok popüler birine de dönüşebilir. Bazı çocuklar da, genellikle ilgi alanları diğer çocuklarınkinden farklı olduğundan kendi başlarına daha mutlu olabilirler. Çocuk durumdan memnunsa, problem yok demektir. Ancak yalnızlığının sebebi diğerleri tarafından reddedilip, grup dışına atılmaksa, o zaman endişelenmeye başlayabilirsiniz.

Çocukların duygusal olarak güçlü olmasında ve kendine güven inşa edebilmelerinde arkadaşlıkların yeri gerçekten büyüktür.

Çocuğunuz arkadaş edinmekte zorlanıyorsa…
Çocuğunuz arkadaşı olmadığı için mutsuzsa, endişelenmekte hakkınız var; çünkü bu onların sadece yalnızlık ve güvensizliğe değil, aynı zamanda ileride karşılaşabilecekleri, akademik alanda başarısızlık veya beslenme bozukluğu ve depresyon gibi problemlere karşı daha korunmasız kaldıkları anlamına gelebilir.

Çocuğunuzun arkadaşlık kurmakta zorlanmasının sebebi çok çekingen olması olabilir. Öte yandan başka bir çocuğun zorbalığı, ya da agresifliği de diğer çocukların çocuğunuzdan uzak durmalarına neden olabilir. Ancak bazı çocukların durumu, bu örneklere uymayabilir, yani çocuğunuz sadece yalnızlığı tercih ediyor da olabilir.

Bazı çocuklar yalnızlıktan dolayı mutsuz hissetmezler. Bu nedenle aşırı tepki vermemek önemlidir. Arkadaşları kendileri için son derece önemli olan pek çok çocuk olsa da, bazıları yalnız olmaktan hoşnutturlar ve büyüdüklerinde becerikli ve yaratıcı erişkinlere dönüşürler.

Öneriler

Kötü arkadaş seçimi
Çocuğunuzun kendisine uygunsuz arkadaşlar seçmesi konusunda endişeli olabilirsiniz. Ancak işler bu noktada karışabilir, çünkü çocuğunuzun arkadaşlığını bitirmesi için uğraşmanız halinde, bu onun size karşı düşmanca tavır almasına ve arkadaşlıklarını kuvvetlendirmesinden başka bir işe yaramaz. Bu nedenle bu arkadaşlığa göz yummak ve bir yandan da durumu izlemek daha iyi olacaktır. 

Güvenlik önerileri

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Bebeklerde Alerjiye Bağlı Öksürük

 

Öksürüğün temel nedeni yetişkinlerde de, bebeklerde de solunum yolunun herhangi bir yerinde meydana gelen rahatsızlıktır. Vücut bu rahatsızlık sonucu vücudun oluşturduğu iltihabı dışarı atmak için bir tepki geliştirir ve öksürük meydana gelir. Büyüklerde öksürük o kadar ciddiye alınmasa da, bebeklerde öksürük ebeveynleri kaygılandırabilir.

Bebeklerde öksürük birçok nedenle ortaya çıkabilir. Soğuk algınlığına bağlı olarak ya da başka bir virüse bağlı hastalıkla bebeğiniz öksürebilir. Eğer öksürüğe ateş de eşlik ediyorsa, bebek çok hasta görünüyorsa, nefes almada zorlanıyorsa hiç vakit kaybetmeden hastaneye veya doktorunuza gidin.

Bu noktada en önemli hususlardan biri bebeğe öksürük şurubu ya da diğer şurupları doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle vermemektir. Çünkü öksürük ilaçlarının beklenmeyen yan etkileri ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.

Öksürük solunum yollarında biriken mukustan kaynaklandığı için, mukusu çözmeye yarayacak şeyler yapmak önemlidir. Sıcak banyo, yayacağı nem sayesinde faydalı olabilir. Bunun dışında bebeğin susuz kalmamasına dikkat gösterilmelidir. Öksürüğün kuru olup olmadığına, hırıltılı gelip gelmediğine ve sesin boğazdan mı yoksa gırtlaktan mı yoksa ciğerlerden mi geldiğine dikkat etmek önemlidir. Böylelikle sorun hakkında daha detaylı fikir sahibi olabilirsiniz.

Öksürürüğün sebebi alerjiler ise yine tetikte olmakta fayda vardır. Bahar nezlesi, evcil hayvanların tüyleri, polenler, güneş, toz gibi sebeplerle alerjik öksürük meydana gelebilir. Alerjik öksürük olduğunda bebeğin nefes alma vermede herhangi bir sıkıntısı var mı yok mu izlenmelidir. Alerjiye neden olabilecek etmenler ortadan kaldırılmalı, hijyen konusunda dikkatli olunmalıdır. Alerjiye bağlı olsa da doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi hamlesi yapmaktan kaçının. İnternet üzerinde okuyabileceğiniz bitkisel tedavileri uygulamadan önce uzman birinden görüş almayı ihmal etmeyin.

Yetişkinler kendilerini bu tip tedavi yöntemlerine kolayca emanet edebilir, ama unutmayın bebekler hassastırlar. Bu tür şeylere ağır reaksiyon gösterebilirler. Bebeğiniz dünyadaki en kıymetli varlığınız, ona iyi bakın.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Bebek Beslenmesi

Anne sütü bebek için en temel besindir. Her bebeğin en az altı aylık olana kadar anne sütü ile beslenmesi toplum sağlığının ana hedeflerindendir. İlk altı ayda anne sütü D vitamini ile desteklendiğinde yeterli beslenme sağlanır.
Ek besinlere erken başlanması anne sütü alımını kısıtlar.Büyümeyi de olumsuz etkileyebileceği gibi alerjik hastalıkların ortaya çıkma riskini de arttırır.Katı besinlere erken başlanmasının ileri yaşlardaki obezitenin de nedenlerinden olduğu bilinmektedir.
Ek besinlere geç başlamak da sakıncalar doğurabilir.Bunların başında büyüme geriliği gelir.Yetersiz besin ve vitamin alımı sonucu bağışıklık sistemi zayıflar ve enfeksiyon hastalıklarına karşı hassasiyet artar.Bebeğin demir depoları ilk 6 aydan sonra boşalmaya başlar.Bu dönemde yeterli demir alamayan veya inek sütü ile beslenen bebeklerde demir eksikliğine bağlı anemi(kansızlık)gelişebilir.
*Ek besinlere başlama yaşını,doktorunuzla birlikte,bebeğinizin durumuna göre ayarlamalısınız.
*4-6 aydan sonra hangi ek gıdalar,ne zaman başlanmalı?
Bebeğin midesi küçük olduğundan ek besinler enerji yoğun gıdalardan seçilmelidir.Sütlü unlu mamalar ve yoğurt ilk seçilecek ek gıdalardır.Ailenin ekonomik durumu uygunsa 4-6.aydan büyük bebekler için hazırlanmış hazır devam mamaları önerilir.Ekonomik durum elvermiyorsa unlu-sütlü mamalar hazırlanır.Pirinç unu alerjik özelliği az olduğu için tercih edilmelidir.Önceleri sulu muhallebi olarak hazırlanır.Giderek süt oranı arttırılarak kaşıkla beslenmeye geçilebilir.Yoğurt ise günde bir kez yavaş yavaş arttırılarak verilir.Katkı maddesi içermeyen hazır yoğurtlar önerilir.İsteğe göre evde de yapılabilir.Bu aylarda başlanması önerilen meyve suyu ve püreleri kalori,mineral ve vitamin yönünden destekleyici olur.
Bu aylarda sebze çorbalarına da başlanır.Sebze çorbası önceleri sebze püresi gibi hazırlanır.Gaz yapmayan mevsim sebzeleri biraz su içinde haşlanır ve haşlandığı suyu dökülmeden püre haline getirilir.Kaşıkla yedirilecek kıvamda olmalıdır.Başlangıçta gaz yapıcı sebzelerden (lahana,pırasa,karnabahar gibi) ve tadı hoş olmayan ve besin değeri fazla olmayan patlıcan gibi sebzelerden kaçınılmalıdır.Bebek sebze püresini reddederse zorlanmamalı,bir süre sonra tekrar denenmelidir.Yine direnirse bir miktar şeker veya tuz eklenebilir.Ek besinlere şeker ve tuz eklenmesi normalde gerekmez.Bebek sebzeye alıştıkça içine bitkisel yağ,kemik suyu,et suyu,kıyma gibi besinler de katılır.Yine tarhana çorbası,şehriye,pirinç veya mercimek gibi tahıl ve baklagiller öncelikle çorbalara eklenir.Zamanla ayrı öğün olarak da verilir.
Weaning döneminde sabah kahvaltısı da besin değeri olarak önemli yer tutar.Sütlü mama veya inek sütü birkaç bebe bisküvisi ile ıslatılır.İçine tuzsuz beyaz peynir ufalanır.Kaşıkla yedirilir.6. aydan sonra kahvaltıya yumurta sarısı eklenir.Yumurta referans protein kaynağıdır.Yumurta sarısı katı pişmiş halde,önceleri 1/8 yumurta sarısı miktarında başlanıp giderek arttırılarak 15-20 gün içinde tam yumurta sarısına geçilir.Kolesterolden zengin olan yumurtanın haftada iki,üç kez verilmesi yeterlidir.Alerji gelişirse kesilmeli,bir süre sonra tekrar azar azar denenmelidir.Tam yumurta sarısına geçtikten sonra aynı yöntemle yumurta akına da başlanır.Bebek kahvaltıyı reddederse biraz pekmez,reçel veya marmelatla tatlandırılabilir.Bal bir yaşından küçük çocuklara verilmemelidir.Demir emilimi açısından pekmezin süt yerine meyve suyu ile verilmesi tercih edilmelidir.
Et,balık ,tavuk gibi protein kaynakları bebeğin diyetine 7-8. aylarda eklenir.Et,başta protein olmak üzere demir,çinko gibi büyümeyi kolaylaştıran mineraller ve vitaminlerden de zengindir.Başlangıçta çorbalara eklenir.Zamanla bebeğin dişleri çıktıkça çiğnemesi kolaylaşır ve tek başına köfte şeklinde de tüketilebilir.Et,balık ve tavuğun taze ve hijyenik olmasına dikkat edilmelidir.Karaciğer,böbrek,dalak,beyin gibi sakatatlar eskiden olduğu kadar bebek beslenmesinde yer almamaktadır.Bu tür gıdaların çok taze olması gerekir.Taze olmaması veya iyi pişirilmemesi durumunda bazı enfeksiyonlara yol açabilir.
Bebek 7-9 aylık olduğunda pilav,makarna,ekmek gibi nişastalı besinlere başlanır.9 aylık bebek aile ile sofraya oturup yemek yiyebilir.Bu dönemde anne bebek için ayrıca yemek pişirmeksizin evdeki yemeklerden çocuğu için uygun olanları hazırlayabilir.Türk mutfağı çocuk beslenmesi için uygun besinleri içerir.Geleneksel Türk mutfağında yer alan tarhana çorbası,köfte,dolma gibi yemekler bebek için idealdir.Bu gibi yemekler çocuğa yedirilmeli,anne de bebeğini ideal ve ekonomik şekilde beslemenin huzurunu yaşamalıdır.
Ek besinlere geçiş dönemi anne ve bebek için sorunlu geçebilir.Sevgili anne,bu dönemi rahat geçirebilmeniz için aşağıdaki önerilere kulak veriniz.
*Ek gıdalar ayrı ayrı başlanmalı,yeni denenecek ek gıda bebek açken denenmelidir.
*Ek gıdaya az miktarda başlanmalı,giderek arttırılmalıdır.
*Bebek ek gıdayı istemezse zorlamamalı,birkaç gün sonra tekrar denenmelidir.
*Ek gıdalar kaşıkla verilmelidir.
*Ek gıdalar,doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalı,katkı maddesi içeren gıdalarla,dondurulmuş yiyecekler veya konserveler kullanılmamalıdır.
*Hazırlanan ek gıda uzun süre oda ısısında bekletilmeden tüketilmelidir.
*Ek gıdalar hijyenik koşullara dikkat edilerek hazırlanmalıdır.
*Ek gıdalar geçiş dönemi doktor kontrolünde olmalı,bebeğin yeterli kilo aldığından emin olunmalıdır.Alerji,ishal,kusma gibi durumlarda doktora danışılmalıdır.
*Ek gıdalara geçişte bebeği zorlamak anne-bebek ilişkisini bozabilir.Bunun sonucunda da kalıcı iştahsızlık gelişebilir.

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

Çocuk Ve Ergen Piskolojisi

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOJİSİ

ÇOCUK VE ERGENLERDE GÖRÜLEN PROBLEMLER:

1:KONUŞMA BOZUKLUKLARI:

@:GECİKMİŞ KONUŞMA:Çocuk 2 yaşına geldiği halde bir kaç kelime dahi söylememesi gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.

B:ARTÜKİLASYON BOZUKLUĞU:Çcocuğun kelimeleri yanlış telaffuz etmesi
ÖRNEK:Araba yerine ayaba kelimesinin söylemesi

C:KEKEMELİK:Rtim bozukluğu olarak ta tanımlanır.Birincil ve İkincil olmak üzere 2 ye ayrılır.


Bu Konunun Devamını Okuyun »

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel

ÇOCUK OBEZİTESİ

Ülkemizde çocuk şişmanlığı oranı diğer ülkelerde olduğu gibi hızla artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde çocuk ve ergen obezitesi sıklığı % 25′ lere çıkmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar, 5 yıl sonra çocuk obezitesi oranlarının 2 – 3 kat artacağını göstermektedir. Yetişkin yaşlardaki obezitenin sebeplerinden bir tanesi de çocukluktaki obezite olduğu için son derece dikkate alınması gereken bir konudur. Fakat bu konuda aileler genellikle dikkatsiz davranmakta, şişman çocuğun sağlıklı çocuk olduğu gibi yanlış bir tutum sergilemektedirler. Bir diğer yanlış düşünce de diyet yapan çocuğun yaşıtlarından geri kalacağı, sağlığının bozulacağı veya derslerinde başarısız olacağıdır. Bu yanlış düşünceler ancak beslenme tedavisine başlanınca düzelmektedir. Gelelim çocuk obezitesinin nedenlerine :

  1. Genetik faktör: Anne ve baba şişmansa çocuğun şişman olma riski % 80 , sadece birisi şişmansa bu oran % 50 , ikisi de şişman değilse oran % 9 dur.
  2. Fiziksel aktivite azlığı: Tembellik, spor yapmama, uzun süre tv seyretme veya bilgisayar başında kalma.
  3. Tıbbi sorunlar: Annenin gebeliğin ilk aylarında yetersiz beslenmesi, gebelikte aşırı kilo alımı, annenin şeker düzeyinin yükselmesi, tiroid bezi yetersizliği, böbrek üstü bezi sorunları, kortizon kullanımı , bazı antidepresan ilaçlar vs.
  4. Psikolojik nedenler: Aile içindeki huzursuzluklar ( özellikle sevilmediğini düşünen çocuk bu açığı aşırı yeme ile kapatmaya çalışmaktadır), okulda başarısızlık, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar, özgüven eksikliği, kişilik bozuklukları, depresyon vs.
  5. Ailelerin bilinçsizliği: Çocuk beslenmesini ciddiye almama, çocuğu kendi istekleri doğrultusunda besleme, çocuğu sağlıksız besinlerle ödüllendirme, aşırı yedirme vs.
  6. Fast-food tüketimindeki artış: Son yıllarda bütün dünya ile birlikte ülkemizde de  sayısı gittikçe artan  fast-food dükkanlarının özendiriciliğinin artması, hazır gıdaların ve market gıdalarının reklamlarının artması.

Sebeplerini sıraladığımız çocukluk çağı obezitesinin çözümlerine bakalım şimdi de. Bizim için en önemli etkenlerin başında ailelerin bilinçsizliği gelir. Beslenme gibi önemli bir konuda inisiyatif kesinlikle çocuklara bırakılmamalıdır. Çocuklar genelde yemek istemedikleri besinleri reddetme ısrar edilirse de ağlama yolunu seçmektedirler. Bu noktada aile çocuğa boyun eğmemeli yemesi gereken besini daha cazip hale getirip çocuğa yedirme yoluna gitmelidir. Yemek kitapları veya internetten bu konuda yardım alabilirsiniz. Aile büyüklerinin yanlış yönlendirmelerine de dikkat etmek gerekir. Toplumdaki genel yargı şişman çocuğun sağlıklı çocuk olduğu yönündedir mesela. Oysaki insan vücudundaki yağ hücre sayısı bazı dönemlerde artmaktadır. Bu dönemler ; gebeliğin son 2 ayı, doğumdan sonra ilk 18 ay, okul öncesi 5 – 7  yaş ve ergenlik dönemidir. Ergenlikten sonra hücre sayısında değişiklik olmaz. Bu yaşlardan sonra varolan hücrelerin hacimlerinde artış veya azalma olur. O yüzden bu yaşlardaki şişmanlığın tedavisi daha önemlidir. Erken müdahale çocuğun sağlığını bozmak yerine daha da yükseltecektir.

Öncelikle şunu unutmamalıyız: Beslenme ; vücudun büyüme ve gelişimini sağlamak, sağlığın korunması ve daha da yükseltilmesi ve de günlük harcamaların karşılanması için gerekli olan besin ögesi ve enerji değerinin doğal ve sağlıklı besinlerden sağlanması demektir. Beslenme kesinlikle salt karın doyurmak demek değildir. O yüzden ” çocuğumun karnı doysun da ” tarzı bir yaklaşımdan uzak durmalısınız.

Her yaştaki çocuğun olması gereken boy ve kilo değerleri ülkelere göre mevcuttur. Bu değerleri çocuk doktorunuzdan öğrenebilir, çocuğunuzun normal büyüme eğrilerine uyup uymadığını bu şekilde takip edebilirsiniz. Konu hakkında ne kadar çok güvenilir bilgiye sahip olursanız çocuğunuzun obeziteye yakalanma riskini o kadar düşürürsünüz.

Fiziksel aktivite yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da oldukça düşmüş durumda. Diyetisyenlere başvuran ailelerin hemen hemen hepsi çocuklarının uzun saatler boyunca tv veya bilgisayar karşısında zaman geçirdiğini söylemektedirler. Çözüm ; çocuğunuzu hoşlanacağı ve sosyal bir çevre edinebileceği sportif aktivitelere yönlendirin.

Dikkat edeceğimiz son nokta da çocuğunuza doğruyu öğretmeye çalışırken siz yanlış bir beslenme tutumu sergilemeyin. Bu konuda diyetisyenlerden doğru bilgiye ulaşabilirsiniz.

Çocukluk çağında doğru beslenmeyi öğrenen çocuklar ilerde bilinçli yetişkinler olacaktır. unutmayalım ki ağaç yaşken eğilir…

Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler:
Genel
null