kadınsak burdayız

Anne adaylarına aşırı kahve uyarısı

Danimarka’da yapılan bir araştırmanın sonucunda, hamile kadınların aşırı derecede kahve içmesinin, ölü doğum riskini artırdığı ortaya çıkarıldı.

Danimarka’nın Aarhus Üniversite Hastanesi’nden bilim adamlarının yaptıkları araştırmada, günde 8 fincandan fazla kahve içen hamile kadınlarda ölü doğum yapma riskinin iki katına yükseldiği ileri sürüldü.

Araştırma ekibinden Dr. Kristin Wisborg, günde bir ya da iki fincan kahve içmenin zararlı olmadığını, ancak tüketim arttıkça riskin de arttığını belirterek, “günde 4 ila 7 fincan arasındaki kahvenin ölü doğum riskini yüzde 80, 8 ve daha fazla fincan kahveninse iki katına çıkardığını tespit ettik” dedi.

ALKOL VE SİGARA DA TÜKETİYORLAR
Wisborg, İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarında, hastanede doğum yapmadan önce alkol, kahve ve sigara içme alışkanlıklarını anketle tespit ettikleri 18 bin hamile kadının verdiği yanıtları kullandıklarını söyledi. Wisborg, kendisi ve çalışma arkadaşlarının bebeklerin ilk yaşında meydana gelen ölümlerle kahve içme arasında bağlantı olduğuna ilişkin bir şey bulamadıklarını da kaydetti. Fazla kahve tüketen kadınların çoğunun aynı zamanda fazla alkol ve sigara tükettiklerini de belirlediklerini ifade eden Wisborg, bu faktörlerin de ölü doğum riskini artırdığını vurguladı.

Wisborg, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalarda da yüksek orandaki kafein almanın ölü doğum riskini artırdığını belirlediklerini açıkladı.

Bilim adamları, kahvenin nasıl bir mekanizmayla ölü doğum riskini artırdığını bilemediklerini, ancak kafeinin, plesentadaki kan damarlarının büzülmesini ve kalp atışlarını etkileyen adrenalinin serbest bırakılmasını harekete geçirdiğinden şüphe ettiklerini ifade ettiler.

PANİĞE KAPILMAYIN
Öte yandan İngiliz Kahve Derneği sözcüsü Roger Cook, hamile kadınların araştırmanın sonuçları yüzünden paniğe kapılmalarını isteyerek, Gıda Standartları Ajansı’nın, 3 ya da 4 fincan kahveden alınan 300 miligram kafeinin zararlı olmadığını ve anne ile ceninini kötü etkilemeyeceği yönündeki açıklamasını örnek gösterdi.

Bu yazıyı facebook'da paylaşın : Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: ,

Aşerilen yiyecek, bebeğin zevkini etkiliyor

Fransız araştırmacılar tarafından yürütülen bir çalışma, anne adaylarının hamilelikleri sırasında yediği ve içtiğine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Zira bebek, daha anne karnındayken zevklerini geliştirip hafızasına kaydediyor.

Bebek bekleyen kadınların çeşitli yiyeceklere duyduğu istek, çok bilinen bir durumdur. Bu konu üzerinde bir araştırma yapan Fransız uzmanlar, çalışmalarının sonuçlarını Chemical Senses adlı bilim dergisinde yayınladı.

Araştırmanın sonucunda anne adaylarının yediklerinin bebekleri beslemekle kalmadığı, bebeğin bu tercihlere uyum sağladığı ortaya çıktı. Uzmanlara göre, hamilelikte alınan şarap ve bira gibi alkollü içkiler de dahil her türlü aşerme, bebeğin zevkini yönlendiriyor. Aynı durumun sigara için de geçerli olup olmadığı tartışılıyor.

Benoit Schaal başkanlığındaki araştırma ekibi, çalışmalarında bebekleri iki gruba ayırdı. İlk grupta annelere, hamileliklerinin son aylarında düzenli olarak anasonlu içecek ve tatlılar verildi. İkinci gruptaki anne adayları ise bu gıdalardan mahrum bırakıldı. Sonuçta, ilk gruptaki bebeklerin, doğdukları andan itibaren anason tadına özel bir ilgi gösterdiği görüldü. İkinci gruptaki bebekler ise anasona hiç ilgi göstermedi.

Bu araştırmanın, anne adayının beslenmesinin bebeğin zevklerini şekillendirdiğini ortaya koyan ilk çalışma olduğunu yazan dergide, insan fetüsünün, anne karnındayken belli zevkleri geliştirip kaydedecek kadar yetkin olduğunun anlaşıldığı belirtiliyor.

Uzmanlar ayrıca, yeni doğmuş bebeklerin yüz ifadelerinden çeşitli kokulara verdikleri tepkileri de inceledi. İkinci gruptaki bazı bebeklerin, anason kokusuna yüzlerini buruşturduğu ve kendilerini geri çektikleri gözlendi.

Bu bulguların ışığında Schaal şimdi de hamile kadınların alkol ve tütün kullanımının bebeğin doğum sonrası davranışlarını ne şekilde etkilediğini ölçecek.

Bu yazıyı facebook'da paylaşın : Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , ,

Kozmetiklerde kimyasal tehlike

ABD’de yapılan kozmetiklerle ilgili bir araştırma, parfüm, oje, deodorant gibi güzellik ürünlerindeki bir kimyasalın sağlığımızı tehdit ettiğini ortaya çıkardı.

Hastalık Kontrol Merkezleri (Centers for Disease Control-CDC) tarafından gerçekleştirilen ve ‘‘Pek Güzel Değil’’ ismini taşıyan araştırma, çevreci gruplar tarafından Fransız haber ajansı AFP aracılığıyla dünyaya duyuruldu.

Araştırma için 72 ürün incelendi ve bunların yüzde 72′sinin ‘‘fitalat’’ denilen tehlikeli bir kimyasal içerdiği belirlendi. Sanayide plastik yumuşatıcısı olarak kullanılan bu maddenin, insanların üreme sistemlerine, hayvanların ise karaciğer, akciğer ve böbreklerine zarar verdiği anlaşıldı. Araştırma sonuçları yorumlanırken, ‘‘Hastalık Kontrol Merkezleri (CDC) bu kimyasaldan 20 yılı aşkın bir süre haberdar. Gıda ambalajları, duş perdeleri, otomobil iç kısımları, boyalarda da bu sakıncalı kimyasal bulunuyor. Yılda 20 milyar dolarlık kozmetik sanayi, federal yasadaki boşluklar nedeniyle, kişisel bakım ürünlerine bu kimyasalı istediği kadar katabiliyor. Üstelik bu araştırma, kozmetik pazarındaki ürünlerin yüzde birini bile kapsamıyor’’ denildi.

Bu yazıyı facebook'da paylaşın : Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , ,

Bahar ve Yaz aylarında giyeceğiniz spor ceket modelleri

ceket3 by you.

2009 bahar ve yaz aylarında giyibileceğiniz spor ceket modellerini sunuyoruz. Bele oturtmalı ve yarım kol ceketler yine moda. 

ceket2 by you.

ceket1 by you.

ceket by you.

 

 

ceket4 by you.
ceket5 by you.

Bu yazıyı facebook'da paylaşın : Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , , , , , ,

Çocuk emzirmek göğüs kanserini engelliyor mu?

Bebek emzirmenin koruyucu etkileriyle ilgili bu sefer anneleri ilgilendiren yeni haberler var. Bir kadın bir seneden fazla bebeğini emzirdiğinde belki de göğüs kanseri riskini azaltıyor.

Eski araştırmalar üzerine yapılan ve bu haftanın The Lancet dergisinde yayınlanacak olan yeni çalışma doğumun ve çocuk emzirmenin koruyucu etkilerini ana hatlarıyla açıklıyor.

Yine de bazı kanser uzmanları bu haberin etkileri abarttığını düşünüyor.

Amerikan Kanser Derneği göğüs ve üreme organları kanseri direktörü PhD Debbie Saslow, “Hayat tarzının daha önemli etkileri var. Diet, hareket seviyesi, hormon yenileme terapisi gibi etkiler kadınların kanser olma riskini etkiliyor. Bu çalışma emzirmenin tahmin edildiğinden daha fazla koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor.

Çalışmada 30 ülkede bulunan 150.000 kadın üzerindeki veriler analiz edildi. Her ülkede yapılan çalışma emzirmenin meydana gelmesiyle ilgili bilgileri ve göğüs kanseri olan 50.000 kadın için çocuk doğurmanın diğer yönleriyle ilgili bilgileri içeriyor. Bu veriler, göğüs kanseri olan 97.000 kadından alınan bilgilerle birleştirildi.

Bulgulara göre, batı ülkelerinde yaşayan kadınlar diğer ülkelerdeki kadınlara göre daha kısa dönemlerde bebeklerini emziriyorlar. Aynı zamanda, bebeğini emziren kadınlar, her emzirmede göğüs kanseri olma riskini %4 oranında ve buna ek olarak her doğumda %7 oranında düşürüyorlar.

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde epidemiolojist olan çalışma yazarı PhD Valerie Beral yazısında, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki değişik yaş ve etnik orjine sahip ve farklı doğum özellikleri ve karakteristikleri olan kadınlar için daha önemli olduğu ve sürekli görüldüğünü yazdı.

Saslow ise, “Bir kadının ne kadar uzun çocuğunu emzirirse o kadar iyi kanserden korunduğunu biliyorduk. Bu çalışma bize daha fazla veri verdi. Gelişmiş ülkelerdeki sosyal kurumlar özellikle doğum yaptıktan sonra işe dönen kadınların bebeklerini emzirebilmelerini daha mümkün kılmak için kararlar almalıdır. Yine de, çocuk emzirmenin değerini abartmamız veya kadınları bebeklerini emziremedikleri için suçlu hissettirmememiz gerekiyor” diye konuştu.

“Bebek emzirme ile ilgili karar gerçekten de çok kişiseldir ve kadınların bebeklerini emzirme veya emzirememe konularında birçok geçerli sebebi vardır. Bazı sebepler bazı kadınlar için kendisini göğüs kanserinden korumaktan daha önemlidir”.

Saslow son olarak, “Kadınlar, çocuklarını emzirmek istemediğinde çok büyük kanser riski altında olduğunu veya kendilerini suçlu hissetmemelidir” diye konuştu.

Bu yazıyı facebook'da paylaşın : Facebook Profilinde Paylaş
Etiketler: , , , ,
Web