Bebek Sahibi Olma Adımları
Hamile kalmak istiyorsunuz ama endişeleriniz peşinizi bir türlü bırakmıyor.
Bilinçli hamile kalmak ve sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek istiyorsanız bazı şeylere dikkat etmeniz gerekiyor.Uzmanlar dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktaları şöyle sıralıyor;
Doğum Uzmanına Başvurun
Ayrıca hamile kalmadan önce bir doğum uzmanıyla görüşmek akılcı bir gebelik planı yapmak için önem taşır. Ancak gebeliklerin çoğu bebeğin anne karnındaki hayati önem taşıyan ilk haftaları geçtikten sonra ortaya çıkmaktadır. Oysa bu çok erken gebelik döneminde anne adayının sağlık durumu ve beslenme alışkanlıkları bebeğin büyümesini etkileyebilmektedir. Gebelik öncesi yapılacak yeterli bir sağlık değerlendirmesi anne adayının tüm gebeliği süresince faydalı olacaktır.
Açıklanamayan kısırlık için…
Çiftlerin büyük bir kısmında hamile kalamamanın nedenini açıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık yüzde 10-12′sinde herhangi bir sebep tespit edilemez. Bu çiftler açıklanamayan kısırlık olarak adlandırılırlar. Amerika’da özellikle kısırlık yaşayan hastalar düşünülerek, doğal yolla hamile kalmaya yardımcı olması amacıyla üretilmiş olan sperm dostu Preseed jel, artık TC. Sağlık Bakanlığı izini ile ülkemizde de bulunuyor.
Bu jel, sperm hücrelerine antioksidan desteği sağlayarak güçlendirip,
spermlerin yumurtaya doğru olan yolculuğunda önemli ölçüde fayda sağlayarak, doğal yolla hamile kalınmasına yardımcı oluyor.
Bu Testleri İhmal Yaptırmayı Etmeyin
Hamilelik öncesi yapılan doktor muayenesinde anne adayının yaşam ve yeme alışkanlıkları, sosyal durumu, aile hikayesi, sağlık durumu, olası genetik ve kronik hastalıklar, riskli hastalıklara karşı aşı durumu, sigara-alkol kullanımı ve çevresel faktörler araştırılır. Basit birtakım testlerle anne adayının sağlık durumu belirlenir. Adım adım anneliğe hazırlık Hamile kalmak istiyorsunuz ama endişeleriniz peşinizi bir türlü bırakmıyor. Bilinçli hamile kalmak ve sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek istiyorsanız bazı şeylere dikkat etmeniz gerekiyor. İşte uzmanlardan tavsiyeler: Balık yiyen çocuk zeki oluyor İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, yeteri kadar balık yiyen çocukların zeka düzeyi daha yüksek oluyor. Göteborg Sahlgrenska Üniversitesi Hastanesi için yapılan araştırma sık sık balık yeme ile çocukların IQ’su arasında bir ilişki var. Buna göre, 15 yaşındaki 3927 çocuğun zekaları analiz edildi. Haftada en az 1 kez balık yiyen bu çocukların 3 yıl sonra IQ düzeyleri ölçüldü ve ortalama yüzde 7 yükseldiği ortaya çıktı. Haftada birden fazla yiyenlerde ise bu artış yüzde 12 civarındaydı.
Kilonuzu Kontrol Altında Tutun
Gebelik öncesi kilonun değerlendirilmesiyle vücut kitle indeksinin 19-25 arasında tutulması amaçlanmaktadır. Aşırı zayıf ya da kilolu olmanın gebelik döneminde bazı riskleri vardır. Çok zayıf olmak düşük, erken doğum ya da haftasına göre düşük doğum tartılı Bebek doğurma risklerini arttırırken obezite gebelik diyabeti, tansiyon hastalığı, iri Bebek risklerini arttıran bir durumdur.
Sağlıklı Besleme Şart !
Mümkünse gebelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin. Çok zayıf kadınlar 1-2 kilo almaya çalışırken kilolu anne adayları kendilerine uygun bir diyet programıyla kilo kaybetmeye çalışmalıdır. Fazla kilolar kalp yükünü arttırmaktadır. Bu da ilerleyen gebelik haftalarında anne adayının efor kapasitesini oldukça düşürür ve gebeliği sıkıntılı bir dönem haline getirir. Gebelikte diyet yapmak fetusun yeterli besin alamamasına sebep olabilir. Bir kadın günde ortalama 2000 kalori almalıdır. Anne adaylarının beslenme programlarında bol miktarda meyve ve sebze yer almalıdır. Tam tahıllı ürünler, koyu yeşil Yapraklı sebzelerde folik asit bol miktarda bulunmakla beraber gebelik planlayan kadının gebeliğinden bir ay öncesinde günde 0.4 miligram folik asit alması gereklidir.
Folik Asit Önemli
Folik asit gebeliğin çok erken döneminde nöral tüp defekti olarak adlandırdığımız fetal anormalliklerin ortaya çıkma riskini azaltmaktadır. Folik asitin bolca bulunduğu diğer besinler ise ıspanak, lahana, marul, şalgam, fasulye, portakal, çilektir…
Sigara ve Alkol’ü Hayatınızdan Çıkarın
Alkol ve sigaranın çok düşük miktarlarda bile alındığında bebekte problem yaratabileceği göz ardı edilmemelidir. Sadece anne adayını ve bebeği değil babayı da kötü şekilde etkileyecektir. Sadece sigaranın değil fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasalların, solventlerin, kurşun ve civanın da fetus ve spermler üzerine zararlı etkileri olduğunu unutmamak gerekir.
Hamilelikte vitamin kullanımına dikkat!
Hamilelik süresince bol vitamin almak her zaman faydalı değildir. Gebelik döneminde düzgün bir beslenme alışkanlığı olan kadınlarda diğer vitaminlerin eksikliğinin görülmesi pek olası değildir. Ancak bir vitamin olmayan demir, gebeliğin üçüncü ayından itibaren gebede hızla tükenmeye başlar ve gebelikte haftalar geçtikçe anemi tablosu ortaya çıkar. Diyetle en çok demiri kırmızı et tüketerek alabiliriz ancak gebelikte sadece diyetsel demir yeterli değildir, dışarıdan ilaçlarla desteklenmelidir. Bu testler arasında kan sayımı, idrar tahlili, tiroid testi, HIV, hepatit, kızamıkçık, toxoplazma antikorları, pap smear sayılabilir. Gebeliğinden önce diyabet, kalp hastalığı, epilepsi, hipertansiyon ya da obezite gibi rahatsızlıkları bulunan anne adaylarının gebelikleri daha riskli geçebilir. Bu durumların önceden bilinmesi sayesinde yapılacak hazırlıklar ve çıkarılacak takip planı risklerin minimuma inmesini sağlayacaktır.
Kanal Tedavisi ile Dişiniz Çekilmesin
Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisiyle dişlerinizi kurtarabilirsiniz.
Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisi ile dişlerinizi kurtarabilirsiniz.
Diş Hekimi Cansın Özgür kanal tedavisi ile ilgili sorduğumuz soruları yanıtlıyor.
Bir diş neden kanal tedavisine ihtiyaç duyar?
Bir dişin kanal tedavisi ihtiyacı birçok nedenle oluşmakla birlikte, genel sebep diş çürükleri olarak bilinmektedir. Dişlerimizin içerisinde pulpa dediğimiz sinirler ve damarlardan oluşan bir oluşum vardır. Çürük veya dişte oluşan herhangi bir travma pulpa dokusunu da içine aldıysa, bu tip vakalarda kanal içerisinde oluşan bu durumu yok etmek için kanal tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır.
Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için ne gerekir?
Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için, radyografi desteği ile yapılacak olan bir Diş Hekimi muayenesi gerekmektedir.
Peki kanal tedavisinde yapılan nedir?
Kanal tedavisi sırasında hekim olarak yaptığımız şey, en kaba tabirle ‘dişin sinirlerini almak’ değildir. Dişlerin içerisinde, bir veya daha çok kanal vardır. Bizim yaptığımız, bu kanalların öncelikle tespitidir. Sonrasında bu kanalların kökün ucuna kadar boşaltılması ve tamamen guta percha denen materyallerle doldurulması işlemidir. Her kanalın tamamen dolması bu uygulamanın en hassas noktasıdır.
Çok tatsız bir fenomen gibi duruyor… Hastalar bu sırada birşey hisseder mi?
Lokal anestezik maddelerdeki gelişmelerle ve iyi uygulanan bir anestezi tekniği ile hastaların herhangi bir Ağrı duyma olasıklıkları yoktur. Bu konuda korkacak birşey yoktur.
Peki sonrasında bir Ağrı olabilir mi?
Evet. Kanal tedavisini takiben birkaç gün süreyle nahoş bir his söz konusu olabilmektedir. Fakat bu sırada Ağrı kesici ilaçlarla bu tatsız durumu en hafif şekilde atlatmak mümkündür.
Kanal tedavisini takiben diş hemen kullanılabilir mi?
Kanal tedavisini takiben uygulanacak dolgu veya porselen uygulamaları ile diş hemen kullanılabilmektedir
Ne kadar stres o kadar bruksizm
Gün boyu şehir hayatı veya iş hayatına bağlı yaşanan stres, dengesiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik uyku bozukluklarına neden olabiliyor.
Bu uyku bozukluklarından bir tanesi de gece uykuda diş sıkma olarak bilinen Bruksizm.Diş Hekimi Cansın Özgür bruksizm ile ilgili bir çok önemli noktanın altını çizdi…
Bruksizm gündüz ve/veya gece diş sıkma rahatsızlığıdır. Yapılan araştırmalar olgun insan nüfusunun %8’inin bu rahatsızlıktan muzdarip olduğunu ve etkilendiğini göstermektedir.
Bruksizmin oluşmasında bireyin duygu durumunun, genetik yatkınlığın, çiğneme düzlemindeki var olan veya sonradan oluşan problemlerin etkisinin büyüklüğü kanıtlanmıştır. Bu durum dişlerde aşınmalara, kırılmalara, çene, eklem ve kaslarda ağrılarına yol açmaktadır.
Bruksizm, yarattığı sorunlarla kendini belli etmektedir. Bunların başında, dişlerde sallanma, kas ağrısı, baş ağrısı, çene ekleminde (kulak önünde) ağrı, dişlerde kırılma, dişlerin çiğneme yüzeylerinde aşınmalar gelmektedir. Bu rahatsızlık her zaman masumane sebeplerle ortaya çıkmamaktadır. Bruksizm ile ilgili yapılan araştırmalarda alerjik çocukların üç kat daha fazla bruksizme yakalanma riski ortaya çıkmıştır. Bütün dişler çiğneme işlemini yapmak için ağzımızda bulunmaktadır. Fakat bruksizmdeki fark nedir de dişlerimiz aşınmakta, sallanmakta ve hatta kaybedilmektedir ! Bu sorunun cevabı aslında basit mekanik bilgilerden geçmektedir. Dişler gün içerisinde konuşurken, çiğneme yaparken, yutkunurken birbiri ile temas etmektedir. Bu süre bakıldığında saniyeler ve dakikalar ile ölçülmektedir. Fakat bir bruksizm hastası gün içerisinde, uyurken veya uyanıkken, saatlerce dişlerini sıkmakta ve bu dişlerinin yaratılışında dayanabileceğinden çok daha ciddi ve ağır bir travma oluşturmaktadır. Bu travma sadece dişler üzerinde değil, çene ekleminde ve çeneyi yönetmekte olan kaslarda oluşmaktadır. Bu proses bizi ömrümüz boyunca sıkıntısını çekeceğimiz bir sürece doğru sürüklemektedir.
Peki biz ne yaparak bu süreci aşabiliriz? Bu süreci aşmamız için yapmamız gereken çok ivedi olarak bir Diş Hekimine, özellikle de bu konu üzerine yoğunlaşmış bir Diş Hekimine muayene olmamız gerekmektedir. Sonrasında Hekimin tedavi planı içerisinde olan uygulamaları yapmamız gerekmektedir.
Bruksizmin tedavisi genel olarak “gece plağı” olarak bilinen ve çene yapımız içerisinde bulunan, bruksizmin şiddetine maruz kalan dişlerimizi, kaslarımızı ve her şeyden önemlisi eklemimizi korumaya yönelik bir kalkan gibi işlev gören yapıya denmektedir. Bu yapı şeffaf olup, hastadan alınan ölçüler ile kişiye özel olarak laboratuar ortamında uygulanan bir yapıdır. Laboratuarda oluşturulup hekimin eline geçen gece plağı hekim tarafından son süreci olan uyumlama işlemi yapılmaya hazır hale gelmektedir. Hastaya özel olarak uyumlanan plak hastanın dişlerini ve eklemini olması gereken konumda tutarak travmalara karşı korur. Plak yanında daha ileri olan vakalarda, medikasyon ve daha ileri cerrahi girişimler de uygulanabilmektedir. Fakat bu durumlara nadir rastlanmaktadır.
Sonuç olarak çok basit bir tedavisi olan bu büyük problemi ertelemeniz halinde, bu problemle ömür boyu yaşama olasılığını göze almakta olduğunuzu unutmamanız gerekmektedir
YEMEK SEÇEN ÇOCUĞUNUZU YOLA GETİRİN
Beslenme konusunda ailelerin karşılaştığı en ciddi problem çocuklarının yemek seçmesidir.
Çocuğunuz yemek seçiyorsa, ona sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı kazandırmak oldukça güçleşecektir. Çocukların yemek seçmesini engellemek ve seçtiği besinleri yemesi için neler yapılabileceğini Beyoğlu Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi Diyetisyen Sema Mamak şöyle anlatıyor;
Çocukluk insan hayatında diğer tüm alışkanlıkların kazanıldığı gibi beslenme alışkanlığının da kazanıldığı en önemli dönemdir. Bu dönemi şekillendiren etmenlerin başında ebeveynlerinin sahip olduğu yaşam şekli, genetik özellikler ve çocuğun zaman geçirdiği sosyal çevre gelir. Bu dönemde çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesi fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesinde çok önemli rol oynar. Doğal olarak çocukluk çağındaki bireyler beslenme alışkanlıklarını dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik isteklerle düzenleyemezler. Çocukluk çağındaki bireyler ekseriyetle tatlı, şekerleme, cips, çikolata (genel olarak abur-cubur) gıdalara yönelik isteklerde bulunurlar. Çocuğun beslenme alışkanlığını düzenleyecek ve yerleştirecek olan en önemli etken yine ebeveyn olacaktır.
Peki çocuk, beslenmesiyle ilgili kararları vermeye ne zaman başlar? 24 ay- 5 yaş dönemi arasında tercihleri gelişir ve bunu ebeveyne ya da bakıcısına belli etmeye başlar. Bu dönem fiziksel gelişmede de kendi başına giyinme, çatal kaşık kullanma, daha hareketli olmak adına en aktif süreçtir. Bu süreci çoğunlukla evde geçiriyor ise anne baba, kardeş; okul, yuva ya da kreş gibi ebeveynin kontrolü olmayan bir yerde geçiriyor ise arkadaşlarının alışkanlıklarını benimser ve beslenme anlamında da gördüğü her detayı sahiplenir. Böylelikle besinlere karşı yönelimi, tercih etmesi ya da reddetmesi şekillenmeye başlar.
Yemeği seçme ve reddetme çocuklarda görülen en önemli beslenme sorunlarından biridir. Peki çocukların yemeği seçme ya da reddetme sorunu nerden kaynaklanır?
- Bebeklik döneminde beslenmesine özen gösterilmemesi. Özellikle emzirme döneminde anneden uzak kalarak geçirilmiş bir bebeklik, yeterince anne sütü tüketmemesi ya da çok tüketmesi beslenme alışkanlığının bozulmasında ilk basamaktır.
- Emzirme döneminden sonra ek gıda almaya başlayan bebeğin karışım halinde, mamasına eklenen besinlerin tadını ayrı ayrı alamayacak şekilde beslenmesi.
- Sık sık karşılaşılan bir durum olan annenin elinde kaşıkla çocuğun peşinde dolaşması şeklinde görülen yemek yedirmek için yapılan ısrar ve baskılar,
- Çocukların bu dönemde yemek yemekten daha önemli gördükleri şeylerin olması; özellikle dış dünyayı keşfetmek, sosyal ilişkiler kurmak, kendi özgürlüğünü geliştirmek, istediklerini yaptırmaya çalışmak, çevresinde gördüğü davranış ve tutumları taklit etmek, oyun oynamak, çevreyi ve bilmediği şeyleri öğrenmek, arkadaşlarıyla yarışmak
- Anemi, sindirim sistemi parazitleri, çiğnemesine yutmasına müsait olmayan besinler, acı ve ekşi tadın yoğun olduğu besinlerin besini yemekten vazgeçmeye ve dolaylı yollardan iştahsızlığa neden olması.
- Oyun oynadığı esnada, çizgi film izlerken ya da ilgisinin başka bir yerde olduğu anlarda yemek yemesi,
- Daha önce yediğinde kendisinde güzel izlenimler bırakmayan ya da sonradan rahatsızlık veren besinle yeniden karşılaşmak.
- Yemek masasında kendisine gösterilen ilginin dağıldığını fark etmek, ya da masa başında geçen olumsuz konuşmalar, çocuğun bu durumu silah olarak kullanması
- Yemek seçtiğinde ya da reddettiğinde anne babanın azarlaması, sinirlenmesi,
- Önüne konulan yemeğin sunumuna özen gösterilmemiş olması, karışık lezzetlerin bir arada olması,
ÇOCUĞUN SEÇTİĞİ BESİNLERLE ARASINI DÜZELTMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?
Bu noktada sorulacak ilk soru; yemek yemek tamamen çocuğun isteğine mi bırakılmalı yoksa ona hiç söz hakkı vermeden anne babanın kontrolünde mi olmalıdır?
Öncelikle yapılması gereken şey çocuğun artık kendi başına bir birey olduğu ve yemek yemenin de kendi kontrolü altında olmasını istediğini unutmamak. Ona ait bir tabak çatal kaşık bulundurmak. Aile sofrasında çocuk sandalyesinde ya da rahat hareket edebileceği şekilde oturmasını sağlamak.
Yemek seçmeyi engellemeye yönelik tedbirlerimizi şöyle sıralayabiliriz:
- Emzirme döneminde ek gıda olarak verilen besinlerin karışık değil teker teker verilmesi ve çocuğun her bir besinin tadına hakim olmasının sağlanması.
- Ve yine bu dönemde tadını bilmediği besinin kalmaması
- Tadını beğenmediği besini yemesi için zorlamamak
- Eğer yemek istemez işe yemeği önünden almak ve sonraki öğüne kadar hiçbir şey vermemek yemek seçmesini engellemede önemli rol oynar. Böyle bir durumda anne baba aç kalacak endişesiyle severek tükettiği başka bir besini vermemelidir.
- Alışveriş yaparken reddettiği besinle ilgili reyona gelindiğinde ondan fikir almak o anda alışverişi oyun haline getirmek, özellikle reddettiği sebze ya da meyveden 1-2 tanesini kendisinin sepete koymasına izin vermek
- Süt-yoğurt grubu besinleri tüketmek istemez ise süslü renkli bir bardakla servis edin, seveceği sütlü tatlılar hazırlayın, renkli kaşıklar, pipetler kullanın
- Tavuk yada kırmızı et ya da balığı büyük parçalar halinde tüketmeyi reddediyorsa kıyma halinde sevdiği başka bir besine ekleyerek tükettirmek , eti kıyma şekline getirip şekilli köfteler yapmak, makarna gibi sevdiği bir besin varsa makarnayı etin yanında süslemek için kullanmak ve bu sayede yedirmek,
- Sebze grubu besinleri yemeyi reddeder ise evde sıklıkla sebze yemeği pişirmek ailecek sofrada sebze tüketmek, çiğ sebzeyi şekiller vererek sevdiği çizgi film karakterlerine benzeterek dilimlemek, küçük parçalar halinde, çubuk şeklinde, halkalar şeklinde servis etmek, ve her ne şekilde olursa olsun tüketmemesi halinde çorbalarına makarnasına garnitür olarak eklemek.
- Meyveleri kendisinin seçmesini, beğenmesini sağlamak, hoş görünümlü meyve salataları yapmak böylece tüm meyveleri tatmasını sağlamak ve yine meyveleri kullanarak evde hoşlanacağı şekilde kekler hazırlamak,
- Yemediği bir besini tüketmesi karşılığında sevdiği başka bir besini ödül olarak göstermemek ve reddettiği besinleri anlayacağı dilde sağlığı için ne gibi faydaları var anlatmak.
Anne Estetiği Hakkında
Dünyada hiçbir şey anne olmanın verdiği mutluluk ile kıyaslanamaz, ancak hamilelik sonrası vücudun deforme olması ve bazı bölgelerde çeşitli izlerin kalması çoğu zaman annelerin canını sıkabiliyor. Anne adayı için fiziksel olarak oldukça yıpratıcı geçen hamilelik sürecinde, vücut, bebeğin büyümesini sağlamak için olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Bu dönemde 10-14 kilo alınması doğal. Bazı anne adayları daha fazla da kilo alabiliyor. Kilonun çoğu da karın bölgesinden, bir kısmı da kalçalardan alınıyor. Doğum sonrası süt verme, hormonal değişim, artan iş yükü, değişen sosyal yaşam, uykusuzluk gibi faktörler de devreye girince annenin kendini iyi hissetme çabasıyla estetik cerrahların kapısını çalması muhtemel.
Bu noktadan sonra sözü Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlhan Serdaroğlu’na bırakıyoruz:
• Amerika Birleşik Devletlerinde en sık yapılan kombine operasyonlar “mommy makeover” operasyonları, yani anneyi revize etme, gençleştirme operasyonları. Bu operasyonlarda genellikle karın germe + meme dikleştirme + uyluk germe + liposuction kombinasyonları tek seansta uygulanabiliyor.
• Bazen de vajen yapılarında oluşan deformasyonların düzeltilmesi için ameliyatlar gerçekleştiriliyor.
• Eski forma kavuşmak için bilinçli bir diyet ve düzenli sporun yerini hiçbir şey tutamaz. Bunların yeterli olmadığı durumlarda ise plastik cerrahlar devreye giriyor.
• Ancak bunun için doğumdan sonra belirli bir zaman geçmesi doğru olacaktır. En azından emzirmenin sonlandığı döneme kadar beklenmesi gerekli. Bu dönem sonrasında meme dokularının tam olarak eski formuna kavuşması ve toparlanma süreci de yaklaşık olarak 6 ay sürebiliyor.
• Doğum sonrası en büyük deformasyon meme ve karında meydana geliyor. Bu bölgelere yönelik ameliyatlar genelde tek seansta ve birlikte yapılıyor.
DOĞUM SONRASI MEME ESTETİĞİ
• Emzirme döneminden sonra memeler genelde hamilelik öncesine göre hacim olarak küçülür. Genişleme ve sonrasında süt bezlerindeki küçülmeye bağlı olarak derisinde çatlaklar oluşabilir. Aynı zamanda memenin derisinde de fazlalık olacağından memede sarkma görülür.
• Doğum sonrası meme estetiğinde, memeyi hem büyütme hem de dikleştirme işini aynı anda yapmak gerekir. Bazen de meme küçültülmeli ve dikleştirilmelidir. Emzirme döneminin bitiminden 5-6 ay sonra bu operasyonlar rahatlıkla yapılabilir.
• Doğum sonrası hastalarımızda bazen tamamen içi boşalmış ve adeta “sönmüş” memelerle karşılaşabiliyoruz. Bu durumda sadece meme derisini çıkararak toparlama işlemi yapmak, istediğimiz sonucu vermez. Memeye bir hacim kazandırarak dikleşmesi için bir silikon protezden yararlanabiliyoruz.
• Bazen de meme dokusu yeterli olduğundan sadece bir küçültme/toparlama operasyonu yeterli oluyor. Bu operasyonların izleri ise sadece meme başı etrafında olabileceği gibi, aşağıdaki meme katlantısına doğru uzanan izler de olabiliyor.
• Meme ameliyatının ardından ikinci kez anne olmaya karar veren bir kadın, eğer ameliyatını uygun bir teknikle yaptırdıysa, bebeğine süt verebiliyor. Zaten meme küçültme işlemlerinde meme başının altındaki süt kanallarını kesmediğimizden emzirme fonksiyonlarını korumuş oluyoruz.
• Meme operasyonları sonrasında, yorucu olmayan işlere başlanması bir hafta kadar alırken, günlük yaşam temposuna dönüş 2 haftayı bulabiliyor. 2 hafta kadar aşırı kol hareketlerinden ve yere eğilmekten kaçınılmalı. Ağır spor egzersizlerine 10-12 hafta sonra başlanabilir.
DOĞUM SONRASI KARIN GERME
• Karın germe ameliyatında en önemli nokta, karın kaslarını yeteri kadar gerginleştirmek. Doğum yapmış bir karında bu kaslar oldukça gevşek ve ayrıktır. Halbuki düz ve gergin bir karna sahip olmanın ilk şartı sıkı karın adaleleridir.
• Karın germe operasyonlarında göbek deliği altındaki sarkan ve çatlamış olan tüm deri ve yağ dokusu çıkarılıyor, orta karın bölgesi ve karın duvarındaki kas dokusu gerginleştiriliyor.
• Operasyon sırasında gevşek karın derisi ve yağlı tabaka kaldırıldıktan sonra gevşemiş olan karın kasları birbirine dikişlerle sıkıca yaklaştırılıyor. Fıtıklaşma varsa onarılıyor. Böylece daha ince bir bel ve sıkı bir karın duvarı elde ediliyor. Fazlalık deri ve yağ dokusu kesilerek çıkarılıyor.
• Doğum yapmış olan kadınlarda karın germe operasyonu için en az 3 ay kadar beklenmeli. Süt verme döneminde operasyon yapılması uygun olmadığından bu minimal süre en az 1 yıla kadar çıkarılabilir.
• Sezaryen operasyonuyla aynı anda karın germe işlemi asla yapılamaz ve yapılmamalıdır. Çünkü normalde bir armut büyüklüğünde olan rahim hamilelik sırasında bir basketbol topu kadar büyüklüğe ulaştığından tekrar küçülmesi ve doğum öncesi boyutlarına ulaşması en az 45 gün alıyor.
• Rahim ve karın içi diğer organlar normal boyutlarına gelmeden, hormonal dengeler tekrar normale dönmeden karın germe işlemi yapmak, hamile bir kadına 36 beden elbise giydirmeye benzer ve sonuç başarısızlıktır.
• Karın germe operasyonu sonrasında bir gece hastanede yatan hasta, aynı gün kaldırılıp yürütülüyor. Yaklaşık 1-2 hafta sonra hafif tempolu iş yaşamına ya da okul hayatına dönebiliyor. Tempolu yürüyüşle egzersizlere 1 ay sonra başlanılabiliyor. Operasyondan 6 hafta sonra egzersizlerle karın kasları kuvvetlendiriliyor ve diyetle kilo alınması önlenirse operasyondan daha mükemmel sonuçlar alınabiliyor.
DOĞUM SONRASI LİPOSAKŞIN
• Karın, bel, kalça, uyluk (üst bacak) iç ve dış tarafı, diz iç kısmı gibi vücudun belli bölgeleri diyet ve egzersize dirençli, özellikle doğum sonrası yağ birikim bölgeleridir. Bu bölgelerdeki fazla yağlanmanın giderilmesi için yapılacak aşırı egzersiz, sonuç vermeyeceği gibi vücudun genel metabolizmasını da bozabilir.
• İşte bu direçli yağ birikimlerinin negatif basınçlı bir vakumla girilerek vücuttan uzaklaştırıldığı operasyonlara “liposakşın” operasyonu denir. Bu operasyonlar kesinlikle zayıflama operasyonları değil, kontur düzeltici operasyonlardır.
• Doğum sonrasındaki dönemde özellikle karın germe operasyonlarıyla birlikte çok sık uygulanan bir operasyondur. Doğum sonrası istenilen kiloya ulaşıldıktan sonra (en az 3 ayla 1 yıl arası) liposakşın operasyonları da rahatlıkla yapılabiliyor.
DOĞUM SONRASI VAJİNA ESTETİĞİ
• Vajinal daraltma operasyonlarını ve vulva dediğimiz vajen girişindeki anatomik yapıların estetikle düzeltilmesini sıkça duyar olduk. Daha önceleri kadınlar, vajen dudaklarındaki deformite, asimetri ya da bozuklukları doktora gidip muayene bile ettirmeye çekinirken artık bunu düzelttirmek için operasyon talep ediyorlar.
• En sık uygulamalarımız arasında vajen küçük dudaklarının asimetri veya hipertrofisinin düzeltilmesi yani küçültme işlemleri geliyor. Ayrıca “mons pubis” diye adlandırdığımız vajen girişi üstünde ve karın katlantısı altında kalan alanın liposuction ile zayıflatılması, liposculpture ile şekillendirilmesi, büyük vajen dudaklarının otolog (kendi) yağ enjeksiyonuyla veya diğer dolgu maddeleriyle şekillendirilmesi ve dolgunlaştırılması da sık uyguladığımız işlemler.
• Bunun dışında büyük vajen dudaklarında küçültme ve klitoris etrafında fazlalık cildin alınması gibi işlemler de plastik cerrahlar tarafından uygulanıyor. Bu işlemler için doğum sonrası mutlaka ilk 6 ay kadar beklenmeli.















